Şarkıların derin anlamlarında kaybolduğumuz, herkesin kendisinde bir yurt bulduğu, satır aralarıyla büyüleyen o ezgiler, sanatçının müthiş sesiyle canlanıp bir ruha bürünüyor.

Yaz mevsiminin gelişiyle konserler de hız kazanmışken, zor geçen kışın ağır yükünden kurtulmayı hak etmiyor muyuz?

Şebnem Ferah'ın altı yıl aradan sonra sahnelere dönmesiyle konserinde adeta bir duygu seli yaşandı. Büyük bir hayranlıkla gittiğim her konserinden, sesi kısılmadan dönen birini şimdiye kadar hiç görmedim. Hınca hınç dolan konser alanı ve sokaklara taşan sesiyle Şebnem Ferah, adeta Fareli Köyün Kavalcısı gibi tüm İstanbul'u yine peşine taktı. Kendisinin de belirttiği gibi; geçmişte ne yaşandıysa şarkılarla anlatmaya, şarkılarla hissetmeye devam.

Bağırarak şarkı söylemek insanı nasıl da deşarj ediyor... Kimseye söyleyemediklerini haykırarak anlatmak; içine dolan ne kadar acı, elem varsa sanki çekip çıkarıyor. Kimsenin senin kim olduğunu bilmediği bir kalabalıkta, omzuna yaslandığın biriyle aynı şarkıyı binlerce kişiyle birlikte söylemek ve o anda hep birlikte aynı şeyi hissetmek müthiş değil mi? Herkese tavsiyem; bir kuple @sebnemferah "

Bu kalabalığın içinde

Yapayalnız hissetmektense

Dünyanın bir ucunda tek başımayım

Kir göstermeyen renkleriniz sizin olsun

Korkmaktansa bulanıklığın tam içinde bir başımayım

Benim belki de gizli bir bildiğim var

Elbette ağlarım, benim can kırıklarım var

Senin gördüğün, yanağımdan süzülenler

Asıl içimde, içinde yüzdüğüm bir deniz var...

Şarkılarla ruhu incelen, sporla karakteri güçlenen, sanatla bakış açısı değişen bir millete ihtiyacımız var. Birliktelik duygusunu tatmaya, aynı acılarla hüzünlenip aynı sevinçlerle dolmaya; ay yıldızlı bayrağımızın altında milli takımlarımızın zaferleriyle coşmaya, Bizim Çocukların golleriyle çıldırmaya, Filenin Sultanları'nın smaçlarıyla heyecanlanmaya ihtiyacımız var.