Bir apartman toplantısında en çok konuşulan konular bellidir...

Kaç metrekare alınacak? Kaç ay kira ödenecek? Binanın cephesi nasıl olacak? Ekstra otopark yapılacak mı? Dairelerin planı nasıl olacak? Bunların hepsi elbette önemli...

Ama nedense en önemli sorulardan biri çoğu zaman masanın üzerinde kalır.

Çoğu zaman en önemli soru ya hiç sorulmaz ya da birkaç dakika içinde geçiştirilir.

Bu işi yapacak müteahhidin karnesi ne? Bir öğrenciyi okul karnesine bakmadan değerlendirmeyiz.

Bir doktor seçerken geçmişini araştırırız. Bir avukat tutarken deneyimini sorgularız. Peki neden milyonlarca liralık hayatlarımızı teslim edeceğimiz müteahhidin yeterlilik sınıfını, iş deneyimini ve resmi kayıtlarını çoğu zaman araştırmıyoruz?

Oysa bazen bir kentsel dönüşüm projesinin kaderi tam da bu sorunun cevabında gizlidir.

Çünkü insanlar çoğu zaman projeye bakıyor...

Binaya bakıyor... Vaatlere bakıyor...

Ama o vaatleri gerçekleştirecek firmanın taşıdığı sorumluluğa yeterince bakmıyor.

İşte tam bu noktada karşımıza müteahhitlik yetki belge sistemi çıkıyor.

Bugün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından müteahhitler ekonomik, mali, teknik ve mesleki yeterliliklerine göre farklı yetki belge gruplarına ayrılıyor.

Sistem;

A, B, B1, C, C1, D, D1, E, E1, F, F1, G, G1, H ve Geçici grup şeklinde sınıflandırılıyor.

Bu sınıflar firmanın iş deneyimi, teknik personel kapasitesi, iş gücü ve mali yeterliliği dikkate alınarak belirleniyor.

Her kaptanın aynı büyüklükte gemi kullanamaması gibi...

Bir firmanın yetki grubu bize yalnızca hangi ölçekte iş yapabileceğini değil, geçmişte ne kadar deneyim kazandığını da gösteren önemli bir gösterge niteliğindedir.

Halk arasında müteahhitlik karnesi olarak bilinen bu sistemin zirvesinde yer alan belge ise A Sınıfı Müteahhitlik Yetki Belgesi...

Peki A sınıfı neden bu kadar önemli? Çünkü A sınıfı belge hem bir unvan hem de

Yılların birikiminin, tamamlanmış projelerin, güçlü mali yapının, teknik kadroların ve kurumsal organizasyonun sonucudur.

Bu seviyeye ulaşmak kolay değildir.

Daha da önemlisi...

Bu seviyede kalabilmek daha da zordur.

Çünkü A sınıfı belgeye sahip olmak, sektörde kazanılmış büyük bir itibarı temsil eder.

Sektörün en önemli gerçeği şudur:

Bir firmanın en büyük sermayesi sadece kasasındaki para olduğu kadar aynı zamamda itibarıdır.

Yıllarca oluşturduğu güvenidir.

Tam da bu nedenle güçlü ve kurumsal yapıya sahip firmalar için yarım kalan her proje hem ekonomik bir kayıp hem de itibar kaybıdır.

Bazen firmalar için itibar kaybı, finansal kayıplardan çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle yüksek yetkinlik seviyesine sahip kurumsal firmalar, üstlendikleri projeleri tamamlamak konusunda çok daha büyük bir sorumluluk taşırlar.

Elbette hiçbir belge tek başına yüzde yüz garanti değildir.

Hayatta hiçbir sistem mutlak güvence sunamaz.

Ancak risk yönetimi tam da burada başlar.

Bir firmanın gerçek karnesi bazen evraklardan çok geride bıraktığı insanların anlattıklarında saklıdır.

Çünkü kentsel dönüşümde amaç iyi günleri planlamaktan öte

Asıl mesele zor günlere hazırlanabilmektir.

Son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyon, artan maliyetler ve finansman sorunları bize çok önemli bir ders verdi.

Bugün güçlü görünen her yapı yarın aynı güçte olmayabilir.

İşte bu nedenle dönüşüm sürecinde proje görsellerinin yanında

Müteahhidin yetki belge sınıfına,

Tamamladığı projelere,

Teslim sürelerine,

Finansal yapısına,

Hakkında açılmış davalara,

Teknik kadrosuna,

Şantiye organizasyonuna,

Referanslarına,

Devam eden iş yüküne,

Bina Tamamlama Sigortası gibi güvencelere, bakılması gerekir.

Çünkü bazen insanlar projeden çok hayallerine imza atar.

Yarım kalan bir proje yalnızca inşaatın durması anlamına gelmez.

Bir ailenin planları durur.

Bir emek beklemeye alınır

Bir ömürlük birikim belirsizliğin içine bırakılır.

Özellikle belli yaşın üzerindeki insanlar için bu süreç çok daha ağırdır.

Çünkü onlar için evleri hem taşınmazları, hem de anılarıdır.

Alışkanlıklarıdır.

Hayata tutundukları son limandır.

Bu yüzden kentsel dönüşüm masasına oturduğumuzda...

En zor günde bizi kim koruyacak?" sorusunu sormalıyız.

Çünkü gerçek güven, işler yolunda gitmeden..

Şartlar zorlaştığında ortaya çıkar.

Çünkü akıllı kararlar, her zaman iyi günlere göre verilmez.

Zor günlere dayanabilecek şekilde verilir.

Sonuç olarak müteahhitlik karnesi bir formalite değildir.

O karne; bir firmanın geçmişini, kapasitesini ve taşıyabileceği sorumluluğu gösteren önemli bir pusuladır. Ama pusulaya bakmak yetmez; yolu da görmek gerekir.

Sonuç olarak,

Bir müteahhidin karnesi

Aynı zamanda taşıdığı sorumluluğun büyüklüğünü de gösterir.

Kentsel dönüşümde en büyük risk...araştırılmadan duyulan güvendir.

Bir binanın çökmesi saniyeler sürer...

Ama yanlış insana teslim edilen bir geleceğin bedelini, bazen yıllar bile ödeyemez.