Duruma göre değişir.
Hayatta bazen dahildir. Siyasette ise hiçbir zaman dahil değildir.
Şair Attila İlhan ayrılığı sevdaya dahil ederken, nedenini de açıklar:
Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
Çünkü ayrılanlar hala sevgili
Siyasetteki ayrılıklarda sevgili kalmak mümkün değildir. Çünkü birlikteliklerde, ayrılıklarda rasyonel temelde ve kazanmak üzerine kurgulanır.
Bazı CHP’li belediye başkanlarının ve milletvekillerinin başka partilere (özellikle Ak Parti’ye) geçmeleri, parti yöneticileri ile partiye yakın gazeteci ve yorumcuların tepkisine neden oluyor. Bu tepkiler sert ve çoğu zaman haddi aşan boyutlarda olabiliyor. Geriye dönük kendilerince bir hesaplaşmaya dönüşebiliyor.
Bu durumu son güncel istifalar üzerinden değerlendirmeye çalışalım. Önce bir milletvekilini irdeleyelim: Mersin Milletvekili Hasan Ufuk ÇAKIR, Ak Parti’ye mizah unsuru olan bir gösteriyle geçti. Bu gösteri kısmı her türlü eleştiriyi hak etmekle birlikte meselenin asıl kısmı gözden kaçırıldı.
Bu kişi aile olarak merkez sağda siyaset yaparken CHP neden aday gösterdi? Aslında cevap gayet kolay! Daha çok oy almak, milletvekili sayısını artırmak, CHP önceki (şimdiki butlan) Genel Başkanı’nı cumhurbaşkanı seçtirebilmek için farklı kesimlere mesaj verebilmek…
Diğer güncel örneğimiz ise Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan. CHP önceki (butlansız) Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine de yakışmayan bazı mesajları bahane ederek seçildiği partiden istifa etti. Aslında istifanın nedeni muhtemelen bu mesajlar değildi. Mesajlarla ilgili belediye başkanının söyledikleri, nezaket sahibi bilinen siyasetçilerin dahi nasıl bir fütursuzluğa düşebildiklerini göstermektedir. Asıl konumuz olmadığı için bunu başka bir yazıya bırakalım.
Yakın tarihimizdeki yerel seçimlere baktığımız zaman hem Ankara Büyükşehir hem de Keçiören Belediye başkanlıklarını sosyal demokrat adaylarla CHP kazanamıyor. Bu nedenle 2014 yerel seçimlerinden beri üç seçim Mansur Yavaş CHP adayı olarak yarıştı. Son iki seçimi de kazandı. 2024 yerel seçimlerinde yüzde 60,51 oy alarak tekrarlanması zor bir başarı sağladı.
2024 yerel seçimlerinde Keçiören Belediyesi de Mesut Özarslan aday gösterilerek kazanıldı. Ancak 2024 yerel seçim başarısı CHP’de öfori (tıpta aşırı ve mantıksız neşe hali) oluşturdu. Bu nedenle istifanın ardından bunu kim aday etti sorgulamasına girdiler. Sanki bu kişinin milliyetçi/muhafazakâr kimliği bilinmiyordu. Kimi aday gösterseler kazanabildiklerini iddia ediyorlar. Aslında önceki Genel Başkan’ları “kutu kola” aday gösterilse (!) kazanacak denilen seçimi kaybetmişti. Oradan aldıkları dersle aday belirlenirken seçim çevresinde mevcut seçmenlerin genel eğilimleri esas alındı. CHP’nin başarısında bu durumda etkili olmuştur.
1994’den beri kazanamadığı Ankara Büyükşehir (2019 ve 2024) ve Keçiören (2024) gibi metropol il ve ilçelerde seçimleri kazanabildiler. Aslında sonucuna bakarak başarısız oldukları düşünülen 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP önceki ve bugün butlan Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ilk turda yüzde 44,88, ikinci turda ise yüzde 47,82 oy aldı. Halbuki CHP en son 1977 seçimlerinde yüzde 41,38 oy almıştı. Hulasa 1977’den[i] bugüne kadar CHP veya ortak adayı bu oyu ancak altılı masa gibi ittifaklarla alabildi.
2024 seçim başarısına rağmen anketlerde hala yüzde 30 civarında oylarının sabitlenmesi bu durumu açık bir biçimde göstermektedir.
Aslında denklem basit: CHP milliyetçi/muhafazakâr seçmenin yoğun olduğu seçim çevrelerinde bu profile uygun adaylarla seçimlere girdi. Hem CHP hem de aday, kazanmak üzerine kendi oyun kurgusunu yaptı. Bunun uygulandığı yerlerin önemli bir bölümünde başarılı olundu. Fakat bazılarıyla daha sonra yollar ayrılmaya başlayınca sanki “kendi tapulu arazilerinde gecekondu yapmışlar” (Demirel’in 1983 seçimlerine giderken sarfettiği sözden mülhemdir) gibi feveran etmekteler.
Peki, esas olan kazanmak ise neden bu insanları bağınızdan üzüm bağışlamışsınız gibi tahkir etmeye çalışıyorsunuz? Değil bir siyasetçiye ortalama bir insana dahi yakışmayacak sözleri sarfetmekten imtina etmiyorsunuz! Ayrılmayarak CHP’de siyasete devam edenleri ise sürekli bağlılık beyanında bulunmaya zorluyorsunuz.
Bu durumda sormak gerekmez mi: Neden Ankara değil de İzmir Büyükşehir de milliyetçi/muhafazakâr aday göstermediniz? Veya Mesut Özarslan’ı Keçiören değil de Çankaya da aday göstermeyi düşünmediniz? Cevap basit, sosyal demokrat adayla kazanabileceğiniz seçim çevrelerinde kesinlikle başka adayı gündeme almadınız! (Bir tercihtir ve CHP açısından yanlış değildir.)
Dolayısıyla, sadece kazanmak kastıyla çıkılan yolda etik değerler ya da ilkeli davranış beklemek beyhudedir.
Başa dönersek ve üstat Attila İlhan’a nazire yaparak sözü tamamlarsak: Siyasette ayrılık sevdaya dahil değil, çünkü ayrılanlar hala sevgili değil…
[i] Çok partili siyasi hayatımızda CHP 1957 seçimlerinde yüzde 41,40 ve 1977 seçimlerinde yüzde 41,38 oy almıştır. Bu iki seçim hariç yüzde 40’ı geçememiştir. Aslında seçimi kaybetmelerine rağmen Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun muhalefet adayı olarak aldığı oy farklı seçmen gruplarının oy vermesi ile gerçekleşmiştir.