Kader bağının birbirine bağladığı çiftler, bilinçdışı bastırdıkları arzularına hizmet edecek kişileri kendilerine çekerler.
Yahut bilinç dışı evliliklerinde onarmak istedikleri her ne ise farkında olmadan eşlerini o forma dönüştürerek çocukken ebeveynlerinin kendilerine yaşattıkları aynı yanılgıya şimdi yeniden kapılıp geçmişi onaracak tekrarlayan yeni bir senaryo kurarlar.
Aşk hastalığına tutulan hiçbir karşılaşmanın rastlantı olmadığı gibi, adına evlilik denen iki yaşamı birleştirme arzusu da çiftlerin tesadüfen yaşadıklarına tanıklık eden bir birliktelik sayılmaz. Tüm evlilikler ilk evvela çiftlerin kendi çocukluk öyküsüdeki eksik bırakılanların onarılma gayreti ile başlar.
Erektil disfonksiyonu anlamadan önce nesne ilişkisini anlamak gerekir. Psikodinamik kurama göre nesne ilişkisi, bir kişinin diğer insanlarla kurduğu zihinsel ve duygusal bağları ifade eden bir teoridir. Bu teoriye göre, bir bireyin çocukluk döneminde ebeveynleri veya birincil bakıcılarıyla kurduğu ilk ilişkiler, o kişinin yetişkinlikteki ilişkilerini, kimlik duygusunu ve dünyaya bakış açısını derinden etkiler.
Çapkın babaların kızları neden hep çapkın erkeklere tutulur?
İlgisiz babaların kızları neden eşlerini kendilerinden uzak tutacak bir yaşama meyleder?
Hasta babaların kızları neden ailesinde hastalık öyküsü olan eşler bulur?
Madde kullanan babaların oğulları neden maddeye aşina bir yaşantı üzerine oturtur evliliğini?
Elbette bu döngü bilinç dışı benliğin nesne ilişkileri yoluyla kurduğu bir alicengiz oyunudur. Oyun kurucu bilinç dışıdır, çiftlerin ilişkisinin satranç taşlarını o dizer tahtaya.
Uzman bir hekim tarafından tanılanmış biyolojik kökenli hastalıkları dışarıda bırakırsak eğer, erektil disfonksiyon bozukluğu bir otokastrasyon (kendini cezalandırma) yöntemi olabilir.
Annesi tarafından yutulatak büyütülen, sınırları korunmamış bir ilişkide anneye çocukken duyulan ensestiyöz arzular çocuk benlikte suçluluk yaratır; bilinç dışında kendini cezalandırmak suretiyle nesne ilişkisiyle annesi yerine koyduğu eşiyle yaşadığı cinsel ilişkide bu durum erken veya geç boşalma olarak kendini gösterebilir.
Anneye cinsel arzu duymak büyük bir suçtur, her suçun da bir cezası vardır. Erken ya da geç boşalma bu suç-ceza denkleminde benlik bütünlüğünün korunabilmesi için, id ve süperego arasında kurulan mahkemede egoya ödetilen bir cezadır.
Cinsel terapide terapist, içsel çatışmalarıyla çiftleri yüzleştirerek onları bu alicengiz oyunundan çıkmaya davet eder. Bunu bilinçli olarak fark edip yönetebilen çiftler nesnesi oldukları evliliklerinde bu oyunu bozarak kendilerinin özne olduğu gerçek bir evliliğe ilişkilerini dönüştürebilirler.