Bir koronun başarısı, hep aynı sesleri öne çıkarmakla mı büyür, yoksa yeni sesleri keşfedip geliştirmekle mi?
Amatör korolarda öyle özel sesler vardır ki yorumuyla, tınısıyla, müzikalitesiyle fark yaratır. Dinleyiciye dokunur, esere değer katar. Elbette şeflerin onlardan her konserde yararlanmak istemesi doğaldır. Yetenek, bir koro için büyük bir zenginliktir.
Elbette her korist, her konserde solo söyleyemez.
Solo seçimi, eserin gerekliliklerine, sesin uygunluğuna, müzikal yeterliliğe, hazırlığa ve yorum gücüne dayanmalıdır.
Mesele fırsatların hangi ölçütlerle dağıtıldığını sorgulayabilmektir.
Fırsat eşitliği, hakkaniyetli ölçütlerle değerlendirilmek ve gelişme imkânı bulabilmektir.
Çünkü sürekli solo söyleyen korist sahne deneyimi kazanırken, hiç fırsat bulamayan biri, kendini gösterme ve geliştirme imkânından uzak kalabilir.
Belki bugün hazır değildir, ama doğru yönlendirmeyle yarının güçlü solistlerinden biri olabilir.
Peki ya madalyonun diğer yüzü?
Her solo isteği, solo söylemeye hazır olmak anlamına da gelmez.
Kimi koristler seslerinin sınırlarını, müzikal yeterliliklerini, ve henüz aşmaları gereken eksikleri fark etmeden, sahneye çıkmak konusunda ısrarcı olabilirler.
Oysa sahne arzusu başka, sahneye hazır olmak başkadır.
Solo, yalnızca istemekle olmaz.
Ses, müzikalite, çalışma ve eserin gerektirdiği niteliklerle anlam kazanır.
Burada da kimsenin hevesini kırmadan, gerçekçi, yapıcı ve yol gösterici olabilmek önem taşır.
Çünkü bir insana destek olmak, her isteğini onaylamadan gelişebileceği yolu göstermekle mümkündür.
Ne aynı isimlere sürekli fırsat vermek, adaletin tek ölçüsüdür, ne de sırf fırsat dağıtmak adına, müzikal yeterlilikten vazgeçmek doğrudur.
Asıl mesele, deneyimli ve güçlü sesleri değerlendirirken yeni yeteneklerin yetişmesine de alan açmak, hazır olmayanlara ise hayallerini küçümsemeden gelişim yolları sunmaktır.
Koro şefinin sanatsal sorumluluğu kadar, koristlerin birbirlerinin başarısını içtenlikle desteklemesi de önemlidir.
Bir arkadaşının solo söylemesini, alkışlanmasını, kendi kaybı gibi görmeden, kişisel rekabete dönüştürmeden, ortak emeğin bir kazanımı olarak görebilmek gerekir.
Bazen bir korist, solo alamadığından çok, kendisini geliştirebileceği bir yol göremediği içinde, korodan ve müzikten uzaklaşır.
Henüz hazır olmadığını kabullenmek yerine fırsat verilmediğini düşünür.
Bir koronun gerçek gücü, hem yetişmiş solistlerini değerlendirebilmesi, hem yeteneği doğru değerlendirmesi, eksikleri geliştirmesi ve ortak emeği koruyabilmesiyle ölçülür.
Çünkü her sesin bir değeri her yeteneğin keşfedilmeyi bekleyen bir zamanı vardır.