En büyük içsel savaşların temelinde insanın kendinden uzaklaşması yatar.

Ruh sağlığını iyileştirmeye eğilen tüm profesyonellerin gayreti hep bu yöndedir; öze ulaşmada yardım etmek, danışanlarını kendiyle yeniden irtibatlandırmak. Çünkü derler ki, kendine dönmeyen deliye döner!

Büyük bir grup tarafından beğenilmek derin ve destekleyici arkadaşlığın yerini tutar mı? İnsanın en iyi psikoloğu yakın arkadaşlardır; hal böyleyken çıkar ilişkisiz samimiyetle kurulmuş arkadaşlık, dışarıdan nasıl göründüğüyle ilgili kişinin farkındalığını artırır. Bu tanıklık aynı zamanda varoluşsal yönden korunaklı bir iç görü de kazandırır.

Gündelik yaşantımızda gerçek arkadaşların yerini alan sanal arkadaşlıklar, kapı önünde oynanan yapılandırılmamış kendiliğinden oyunların, mahalle sohbetlerinin, ekmek üstüne sürülmüş salçanın tadını kaçırdı.

Teknolojik araçlarla sağlanan iletişim, sosyal ağların sunduğu popülerlik ve tanınma ihtiyacının ortaya koyduğu tablo korkunç. Bu durum sahici arkadaşlığa olan gerekliliği azalttı mı dersiniz? Beden dilinin yerini emojilerin alması, uzun sohbetlerin 'naberlerle' geçiştirilmesi, 'mış gibi' parti fotoğrafları, daha çok beğeni almak uğruna güya gezilmiş bol oksijenli çam ormanlı paylaşımlar! Beğenilmek uğruna kurulmuş sanal arkadaşlıkların hayatımızda biriktirdiği toksik etkiler sizce de insanı sahicilikten uzaklaştırmıyor mu?

Teknolojinin yüzyüze iletişim üzerindeki etkileri araştırıldı: Buna göre, Stanford'da yaşları 8 ile 12 arasında değişen 3461 kız öğrenci ekran karşısında ne kadar az zaman harcarsa yüz yüze iletişime o kadar fazla zaman ayırıyor, sosyal başarıları o kadar artıyordu. Ayrıca daha fazla uyuyor ve ailelerinin kendilerini kötü etkilediğini düşündükleri daha az arkadaşları oluyordu. Ekran karşısında ne kadar fazla zaman geçirirlerse, o kadar az uyuyorlar ve kendilerine olan özgüvenleri o kadar düşük oluyordu. Bu araştırmadan da anlaşıldığı üzere yüz yüze iletişimin sağladığı sayısız fayda insanı hayata bağlarken ekran karşısında fazla zaman harcanması insanın işlevselliğini bozuyor.

Sanal arkadaşlıklar sosyal ağ kurmayı giderek kolaylaştırırken, karşılıklı yakın bağlar kurmaya zaman ve çaba harcamak öncelik haline gelmeli. Online oyunların yarattığı gerçek dışılık algısı, yüzyüze oynanan gerçek oyunların yarattığı mucizenin yerini almamalı. Kahveyle içilen sohbetlerin tadını online kahve falları kaçırmamalı. Gerçek ilişki içinde 'o anda' olmak sık sık hatırlanmalı. Yoksa hiçbir doktorun bulamadığı dermanla hiçbir ilacın fayda edemeyeceği bulaşıcı bir hastalığa yakalanırız, MUTSUZLUK HASTALIĞI...