İnsana en çok yakışan kıyafettir sahicilik.
En yakışanı ancak en maliyetli olanıdır; çünkü kendi iç yolculuğuna çıkmadan sahip olmanın imkansız olduğu değerli bir mücevher gibi özde bulunmayı bekler. Bu yorucu ama kıymetli olan eşsiz yolculuk bazı bedelleri göze almayı gerektirir. İç gerçeklikle yüzleşmek, kusurlarını filtresiz görebilmek, düşmeyi göze alarak engelleri göğüsleyebilmek, hasetten kaçarak kıskançlığı insani düzeyde tutabilmek... Zihnin derinlerinde bir yerde saklı kalmış karanlık ve boğucu meseleleri bu uğurda cılız bir mum ışığıyla da olsa aydınlatmak gerekse de, yılmadan yürüdüğün bu yolculukta attığın her adım güzelleşen yeni bir SEN'e kavuşturur.
Kimsede olmayan, sadece sana has, kendi güzelliklerinle donanmış o eşsiz mücevher, gösterişten, rollerden arınık temiz bir iç görüyle yıkanmış olmayı gerektirir. Mesafeli bir duruştan içten bir samimiyete uzanan dengeli ilişkiyi öncelerken, sınırları korunmuş ancak zaman zaman aşılabilen esnek bir bakışa da sahip olmayı gerektirir. Yeri geldiğinde uzlaşabilen, yeri geldiğinde net bir duruşla kestirip atabilen gerçek bir tavır takınabilmek, aynı zamanda yüksek bir farkındalıkla isteklerini açıkça dile getirebilme becerisini göğüslemeyi gerektirir.
Sormadan edemedim; özde ne ister insan, neyi eksiktir de sürekli bir şey arar, neyi elde etmek üzerine kurar yaşantısını, ne için yaşar, ne ile yaşar, kimle aynı yola düşer de kimle aktini bozar? Gerçek bir varoluş için çıkılan yolda kılavuz edinilmiş SAHİCİLİK, en derinden sorduğun ben kimim sorusuna cevap verebilir mi? Dünya malı dünyada kalır, o iç bütünlük olmadan sırra erilir mi? İnsanın asıl gayesi, dışarıdaki zenginliği artırmak değil, içindeki eksikliği tamamlayarak "insan-ı kâmil" olma yolunda ilerlemektir.
Sahi, ne demiş Yunus,
"Severim ben seni candan içeri,
Yolum vardır bu erkandan içeri.
Beni bende demen, bende değilim,
Bir ben vardır bende, benden içeri."
"Ben gizli bir hazine idim; bilinmeyi (tanınmayı) istedim" burada bahsi geçen de o içsel mücevher değil midir? Öyleyse eğer doğumdan ölüme çıkılan bu yolculukta benliğin kabul edebildiği ölçüde sahiciliği üstlenerek onu aramak en iyi rehber olacaktır.
Terapide iyileştiren yegane araç SAHİCİLİK tezgahında açılır, bunun sağladığından daha kıymetli bir araç olmadığı gibi canı yanması pahasına sahiciliğe sarılanlar, gözlerini görmeye tahammül edebildiği kadarına açanlar ancak iyileşerek terapiye veda ederler.