Türkiye’de son yıllarda, evlerimizi yenileyelim, daha güvenli binalarda yaşayalım! cümlesi çoğu kişi tarafından, en çok kurulan cümle...
Haklılık payı çok tabii. Çünkü deprem, bu coğrafyanın kaçınılmaz bir gerçeği.
Kentsel dönüşüm. Son yılların en çok konuşulan, ama en az anlatılan meselesi...
Çünkü bugün dönüşen sadece binalardan çok, insanların hayatları, alışkanlıkları, psikolojileri ve birbirlerine olan güvenleri de...
Ne yazık ki son yıllarda kentsel dönüşüm denildiğinde, çoğu insanın aklına. yeni mutfaklar, modern cepheler, kapalı otoparklar, değer kazanan daireler geliyor
Oysa dönüşümün perde arkasında çok daha ağır bir gerçek var. Belirsizlik.
Çünkü bir apartmanın yıkılmasıyla bazen bir ömrün düzeni de o enkazın içine karışıyor.
Yetmiş yaşındaki bir insan için evi...
Alıştığı pencere, bildiği sokak, her sabah selam verdiği komşusu, yıllardır aynı rafta duran bardağı, alıştığı hayata tutunmadır.
İşte bu yüzden kentsel dönüşüm, hem teknik, hem de vicdani bir meseledir.
Bugün özellikle kat karşılığı dönüşümlerde, insanların en büyük korkusu, deprem korkusunun yanında, sürecin yarım kalması…
Ekonomik krizler…
Kira yükü…
Uzayan teslim tarihleri…
Mahkeme süreçleri…
En önemlisi de güven kaybıdır…
Çünkü ekonomik dengelerin anlık değiştiği bir dönemde yaşıyoruz.
Bugün güçlü görünen şirketler bile yarın finansal darboğaza girebiliyor.
Artan maliyetler, tedarik sorunları, nakit akışındaki kırılmalar…
Satışların azalması, yaşadığımız gerçeklikler...
İnşaat sektörü bu dalgalanmalardan en hızlı etkilenen alanların başında geliyor.
Tam da bu yüzden, akıl ve öngörü ile hareket etmek ön plana çıkıyor.
Yıllarca dürüstlüyle tanınan, sözü senet kabul edilen, kıymetli bir emlak brokerı babanın yanında yetiştim.
50 yıl boyunca insanların, evlerini, koşa koşa, güvenle teslim ettiği bir adamdı o.
Bugün en çok eksikliğini hissettiğimiz şey.
Güven...
Şık ofisler, büyük vaatler, etkileyici sunumlar elbette insanları etkileyebilir.
Ama emlak sektöründe asıl güven, bir müteahhitin en önemli referansı, geçmişi, sürekliliği zamanında teslim ettiği işler, ticari sicili, mağdur etmediği ve arkasında kötü konuşmayan insanlar ve yıllarca koruduğu itibarıdır
Bir diğer önemli konu da yapılan sözleşmedir.
Ne yazık ki bugün bazı insanlar, milyonluk hayatlarını birkaç sayfalık eksik sözleşmelere teslim ediyor.
Oysa iyi hazırlanmış bir sözleşme bazen binadan daha koruyucu olabilir.
Teslim tarihi, kira yardımı, gecikme cezaları…
Kullanılacak malzemenin niteliği…
Ortak alan detayları…
Otopark hakkı…
Tapu paylaşımı…
Mücbir sebep maddeleri…
Bunların her biri hayati önemdedir.
Nasıl olsa hallederiz! cümlesi, dönüşüm süreçlerinde, en pahalıya patlayan cümlelerden biridir.
Çünkü insanlar çoğu zaman sorun çıkmayacağını düşünerek imza atmakta...
Çok güçlü görünen firmaların bile ekonomik krizlerde, ifa güçlüğü ya da mücbir sebepler nedeniyle sözleşmede yazılan maddeleri yerine getiremediğinden,
Müteahhitle mahkemelik oldukları,
Sıkıntılı hukuki süreçler yaşayabilmekteler.
Sorun çıktığında şaşkınlıkla,
Biz böyle olacağını düşünmemiştik! cümlesini kurmaktalar.
Bu nedenle, kentsel dönüşüm,
En kötü senaryoya göre yönetilmelidir.
Bu yüzden bugün özellikle üzerinde durulması gereken en önemli başlıklardan biri de...
Bina Tamamlama Sigortası’dır.
Çoğu insan için teknik bir detay gibi görünse de aslında büyük mağduriyetlerin önüne geçebilecek en önemli güvence mekanizmalarından biridir.
Çünkü yarım kalan bir proje,
İnsanların yıllarını..
Sağlığını...
Huzurunu...
Umutlarını da götürür...
Kentsel dönüşümün en acı taraflarından biri de..
bazen komşulukları dönüştürmesidir.
Aynı apartmanda yıllarca bayramlaşmış insanlar…
Bir cenazede aynı acıyı paylaşmış komşular…
Birbirinin çocuğunu büyütmüş aileler bu sıkıntılı süreçte, birbirine yabancılaşabilmektedir.
Çünkü fırsat zamanları, insanın gerçek karakterini ortaya çıkarır.
Kentsel dönüşüm elbette gerekli.
Elbette güvenli yapılarda yaşamalıyız.
Ama bunu yaparken insanların korkularını, yaşlarını, ekonomik gerçeklerini, psikolojik yüklerini görmezden gelemeyiz.
Özellikle ileri yaşta, sabit gelirli insanlar, sürecin uzaması, kira ödemelerinde, yaşanabilecek aksamalar, ekonomik belirsizlikler durumunda, kiraların bugün geldiği noktada çok ciddi etkilenebilirler.
Belki bu insanlar yıllarca evlerine dönemeyebilirler... Kurdukları düzen tamamen değişebilir...
Kentsel dönüşüm, acele ile verilecek bir karar değildir.
Bugün eksik güvenceyle atılan bir imzanın bedeli, bazen yıllarca ödenebilmektedir
Bu yüzden herkesin araştırması, sorgulaması, sözleşmeleri detaylı incelemesi, hem hukuki hem teknik destek alması,
En önemlisi de sağduyulu hareket etmesi gerekir.
Karar aşamasında, herkesin, komşuluk hukuku çerçevesinde, birbirinin hakkını gözetmelidir. Çünkü gerçek komşuluk, birbirinin kaygısını hissedebilmekten, yüksek vicdan ve insan olabilmekten geçer.
