Takvim 14 Şubat’ı gösterdiğinde tuhaf bir telaş başlıyor her yerde. Herkes biraz daha mutlu görünme çabasına giriyor.

Herkes birine aitmiş gibi. Bir günlüğüne herkes romantik. Bir günlüğüne herkes ruh eşi modunda. Bir günlüğüne herkes sonsuz. Bir günlüğüne herkes şair. Bir günlüğüne herkes aşık.

Vitrinler kırmızıya boyanıyor. Restoranlarda rezervasyon patlaması. Çiçekçiler fazla mesaide. Kalpler uçuşuyor. Cümleler iddialı, vaatler büyük. Tüm bunların altında aslında en çok yalnızlık saklanıyor.

Çağımızda sevgi, biraz gösteri sanatına dönüştü. Ne kadar büyük jest, o kadar büyük aşk sanıyoruz. Ne kadar görünür ilişki, o kadar sağlam bağ zannediyoruz. Oysa sevgi görünürlükle ölçülmez ki. Sevgi dayanıklılıkla ölçülür. Romantik bir akşam planlamak kolaydır.

Zor olan, tartışmanın ortasında gururunu yutabilmektir. Gece yarısı sessizce özür dilerim mesajı atabilmektir. İyi ki varsın! demek kolaydır. Zor olan, onun sorumluluğunu almaktır.

Belki de asıl mesele, sevmekten çok, sevilmiş gibi görünmeyi sevmemiz. Sevdiğimiz kişinin kendisinden çok bize verdiği hissi bağımlılık haline getirmek. Onun yanında güçlü hissetmeyi,

Onun gözünde değerli görünmeyi, Onun varlığıyla yalnızlığımızı susturmayı alışkanlık haline getirmek.

Peki gerçekten seviyor muyuz?

Yoksa eksiklerimizi örtüyoruz?

Kaçımız birini olduğu gibi seviyor?

Kaçımız onu değiştirmeye çalışmıyor?

Birini sevmek, onun en karanlık halini gördüğümüzde dahi kaçmamaktır Seni her halinle seviyorum! konusunda cömert davranıp, ufacık bir kavgada hemen yolları ayırmamaktır..

Gerçek sevgi, zor günde de kalmaktır. Haklıyken özür dileyebilmektir. Kırıldığında intikam değil, iletişim seçmektir. Sevgi çoğu zaman romantik bir fotoğraf filtresi sanılıyor. Oysa sevgi, filtresiz yüzümüzü gösterebilme cesaretidir.

14 Şubat gelir geçer. Çiçekler solar. Mumlar söner.

Bugün çiçek alabilirsiniz. Romantik bir masa kurabilirsiniz. Kalpler, emojiler, paylaşımlar…

Ama ışıklar söndüğünde, telefon ekranı karardığında, herkes dağıldığında…

Kendi kalbinizle baş başa kaldığınız o sessizlikte huzur hissediyorsanız, işte o zaman gerçekten sevgidir.

Gerçek sevgi alkış istemez. İstikrara ihtiyaç duyar. Birini kaybetmekten korkarken, kendinizi kaybediyorsanız zaten kaybetmişsindir. Kimse kimsenin boşluğunu doldurmakla yükümlü değildir. Hiçbir ilişki bir insanın kimliğinin yerine geçmemelidir. Sizi kendinizden uzaklaştırıyorsa, romantik olsa da sağlıklı değildir.

Kendini kaybetmeden, eksilmeden, korkmadan kalabilmek sevgidir.

Sevgi sizi büyütüyorsa, cesur yapıyorsa, kendiniz olmaktan korkutmuyorsa, işte o zaman kutlanmaya değerdir. Gerçek sevgi onsuz yapamam demekten öte onsuz da yapabilirim ama onunla daha güzel! diyebilmektir. Aradaki fark, bir kalbin olgunluğudur. Aşk bir günün heyecanı, bir günün dekoru değildir. Bir ömrün emeği, bir ömrün cesaretidir.