Apartmanda kedi beslemek üzerine.
Bir apartmanda yaşamak, aynı duvarları paylaşmaktan daha fazlasıdır. Görünmeyen bir sözleşmedir. Kimsenin imza atmadığı ama herkesin uyması beklenen bir denge. Kimse birbirine söz vermez ama herkes aynı huzuru koruyacağına, birbirinin alanına saygı göstereceğine inanır. Aynı merdiveni kullanır, aynı koridordan geçer, aynı kapının güvenliğine güvenir.
Sonra bir gün bir mama kabı ortaya çıkar. İyi niyetle bırakılmıştır. Kimse kötü bir şey yapmak istemez. Ama iyi niyet, sonuçları ortadan kaldırmaz. Mama bırakılır, kediler gelir. Kediler geldikçe daha fazlası gelir. Bir süre sonra apartman, fark edilmeden bir geçiş alanı olmaktan çıkar; bir yaşam alanına dönüşür. Koku artar, temizlik zorlaşır, hijyen bozulur, haşere sorunu başlar, alerjik bireyler etkilenir, Güvenlik riski oluşur.
Apartmanın içinde görünmeyen bir ayrım oluşur.
Bir tarafta seviyorum diyenler.
Diğer tarafta yaşam alanım daralıyor diyenler.
Oysa mesele sevgi değildir.
Mesele sınırdır.
Apartman bireysel vicdanların yarıştığı bir yer değildir ki. Ortak yaşamın kurallarla korunduğu bir alandır. Bir kişinin iyi niyeti, başka birinin huzurunu bozmaya başladığında artık orada sorumluluk konuşulmalıdır. Bir apartmanda herkes kendi vicdanına göre hareket ederse, ortak yaşam nasıl korunacak?
Sevgi, başkasının kapısının önünde mi yaşanmalı? Özgürlük başkasının kapısının önünde biter. Bizler de bu durumdan muzdarip olan insanlarız. Kimseye düşman değiliz. Hayvanlara karşı değiliz. Ama ortak yaşamın da bir sınırı olduğunu hatırlatmak zorundayız.
Kontrolsüz besleme, çoğu zaman büyüyen bir problemin başlangıcıdır. Gerçek merhamet bazen beslemekten öte doğru yerde ve doğru şekilde çözüm üretmektir. Apartman hayatı bir denge işidir. Denge de, karşı kapıdaki komşusunun hayatını da düşündüğünde kurulur. Herkes kendi adımını biraz geri çekebildiğinde korunabilir.
İyi niyet, sınır tanımadığında huzuru yerine kaosu büyütür.
Bir apartmanı yaşanır yapan, herkesin istediğini yapması demek değildir. Herkesin biraz durup başkasını düşünmesidir.