Afyonkarahisar
DOLAR17.2825
EURO18.0989
ALTIN1009.8

Hayal kurmanın bile yasak olduğu bu dönemde her Türk genci gibi bizim de bir hayalimiz var - Muhammet Enes Cihat Önder

Hayal kurmanın bile yasak olduğu bu dönemde her Türk genci gibi bizim de bir hayalimiz var - Muhammet Enes Cihat Önder

Afyonkarahisar DP İl Gençlik Kolları Başkanı Muhammet Enes Cihat Önder ile  editörümüz Songül Kayar’ın gençlerle yaptığı “Biz Bize” yazı dizisinin II. Bölümü..

II.

 

Bildiğiniz üzere gençlerin çoğunluğu Erenler Mahallesinde yaşıyor. Erenleri basına yansıyan yansımayan yönleri ile nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

 Erenler eski adıyla Kumartaş Köyü Üniversite kampusumuzun o mevkiye konuşlanması ile  dikkatleri üzerine çekmiş, ticari anlamda cazibe merkezi olmuş bir semtimizdir. Birden bire nüfus patlaması yaşamıştır.

Bölgedeki ani nüfus yoğunlaşması, ticaretten özellikle kafe gibi fastfood gibi zincir lokantalar adına cazip hale gelmesi birçok sorunu da getirmiştir. Oraya yatırım yapanlara bakın hepsi de gençliğin cebindeki parayla ile ilgili ticarethanelere yönelmişler. Öğrencinin tek ihtiyacı  hamburger mi? Neskafe mi? Üniversitenin asli eğitim sistemi araştırma üzerine dayanır? Araştırma üzerine kafa yoran insanlar ortaya düşünce de koyarlar. Bunun diğer yönü kültür zenginleşmesidir. Biz Erenler’de öğrencilerin kültür zenginleşmelerine yönelik herhangi bir yatırım göremiyoruz. Erenler bu yönüyle gündeme gelmiyor. Neyle gündeme geliyor, fuhuş operasyonları ile, uyuşturucu operasyonları ile gündeme geliyor. Siz hiç o operasyonları yapanların oradaki apartlardan yurtlara, kafelere, lokantalara kadar hiç fiyat denetimi yaptığını, bu denetimlerle gündeme geldiğini gördünüz mü?

Yerel halk böyle anılmaktan memnun olur mu? O üniversitenin oraya açılmasından memnun olur mu? Kabul ediyorum kalabalıklara art niyetli ve başka maksatlı kişiler muhakkak sızar. Bunlar zaten yürüyüşlerinden konuşmalara, hal ve hareketlerine kadar belli kişilerdir. Tedbirler bu dönemlerde alınırsa, denetimler bu dönemde sıklaşırsa üniversite gençliğinden beklediğimiz yerel kültürel etkileşimi de hissederiz.

Maalesef  eğitim içinde değil de yasadışı işler için gelen kişiler yüzünden;  oradaki üniversiteli kardeşlerim toplumun bakış  açısını değiştirmesinden nasibini almıştır. Son zamanlarda yapılan sıkı denetimlerle bazı yasadışı olayların üstesinden gelinebilmiştir.

Yerel halk olarak ne kadar üstesinden gelinmiş olsa da oluşan algıyı değiştirmek hiçte kolay olmuyor.  Yerel halk oradaki öğrencilerin topluma faydalı bireyler olacaklarını düşünmek yerine suça bulaşmış öğrenci olarak bakıyor. Bu durum beni gerçekten derinden üzüyor.

 

 

Erenleri üniversite gençliği köyü veya merkezi veya mahallesi yapmak için neler  yapılması gerekir? Yani üniversiteli gençliğin beklentileri doğrultusunda hangi enerjileri oluşturmak gerekiyor? Mesela orada özel bir tiyatro yok, sinema yok, ama alabildiğine fastfood zincirleri, kafe zincirleri var. Sizce gençliğin tek ihtiyacı bunlar mı?

 

-Gençlerin ihtiyacı tabi ki de kafe ve fastfood zincirleri değil. Öğrencileri topluluklarını bir araya getirerek öğrenci ne ister? Sorusunu sorup istenilenin doğrultusunda projeler yapılmalıdır. Maalesef ki üniversite öğrencileri gelir kaynağı olarak gören bir topluluk oluşturduk. Erenlerde öğrencilerin sosyal, kültürel  açıdan gelişmesini değil de esnafa katkı sağlanacak mantığından ne zaman çıkarsak orada istenilen enerjiyi yakalamış oluruz.

 

Türkiye’nin birçok yerinde gençler barınma-yemek sorunlarından kaynaklı protesto ediyorlar. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz bu kişilerin sorunlarına bireysel destek verdiniz mi? Örneğin kısa da olsa bir twet attınız mı?

 

-AKP’nin ‘her ilde bir üniversite’ projesi ile birlikte 2002’de 93 olan üniversite sayısı,2020’de 203’e yükselmiş, öğrenci sayısı ise 1 milyon 882 binden, 8 milyon 241 bine çıkmıştır. 2002’de (KYK) BAĞLI 191 yurt varken 2020’de bu sayı 773’e çıkmıştır. Bu bilgiler doğrultusunda bakıldığı zaman arz, talep karşısında yetersiz kaldığını göre bilmekteyiz. Bu denli artan temeli boş ve sonucunun ne olacağını görmeden yükselen üniversite sayısı basit bir problem olan barınma ve beslenme gibi sorunları zamanında müdahale edilmemesi sonucunda çığ etkisi yaratmıştır. Ailesinin yaşadığı il dışında üniversiteye giren asgari ücretli ya da orta gelir diyeceğim ama şu zamanlarda böyle bir kesiminde kaldığını düşünmeyerek; barınma sorunu diğer sorunlarında önüne geçmiştir. Kimi öğrenciler protesto ederken, kimileri olana razı olup 2 kişinin kalabileceği yerde 4 kişi ve daha fazla kişi sayısıyla eğitimlerinin tamamlamaya çalışıyorlar. İktidar; protesto eden öğrencilerin barınma sorunlarını çözmek, onları dinleyip en kısa sürede problemi çözmeye çalışmak yerine kolluk kuvvetiyle müdahale etmesini bir Türk Genci olarak hiç hoş karşılamadım.

 Demokrat Parti Gençlik Kolları Başkanlığı olarak her mecrada öğrenci kardeşlerimizin yanında olduk.

Genel olarak toplamak gerekirse; Ekonomik olanakları yetersiz öğrencilerin eğitim alma haklarını kullanmalarını sağlamak sosyal devlet olmanın ve toplumsal adalet ve fırsat eşitliği ilkelerinin temel gereklerindendir. Bunun için talep eden tüm öğrencilere her kademede, ama özelikle yükseköğretimde yurt  temel ihtiyaçları karşılamak sosyal devletin temel sorumluluğudur. Eğitim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Öğrencilerimizin insanca yaşayabilecekleri beslenme ve barınma hakkı, anayasal bir hak, kamusal bir sorumluluktur.

 

Bu sorunlar yaşadığımız kentte de var mı? Varsa bu konu da neler yapıyorsunuz?

 

-Büyükşehirler kadar olmasa da il olarak tabiî ki de var. Ama halledilmeyecek düzeyde değil. Durum büyük kentlerde öğrenciler adına baya sıkıntılı. Yurtlara yerleşemeyen öğrenciler konutlara yönelmekte.  Ekonomik olarak zor geçen bu sürelerde artan kira fiyatları sebebiyle bu sene barınma ve beslenme konusunda sıkıntı yaşayan öğrenciler okuldan kaydını sildiriyor ailesinin olduğu ile geçiş yapıyor ya da kayıt yaptırıp gelmiyor. 2021 yılında AKÜ’ ye kayıt olup okula gelmeyen üniversiteli öğrenci sayısı 15 bin olduğu söyleniyor ve üzülmemek elde değil. Biz elimizden geldiği kadar ev arkadaşı arayan öğrencileri bir araya getiriyoruz. Tanıdığımız mülk sahipleriyle iletişime geçip fiyat konusunda biraz daha öğrenci arkadaşlarımız rahatlatmaya çalışıyoruz. Gönül ister ki daha fazla yardımlar ve kalıcı çözümler yaratmak. Maalesef ki bizim yardımımız belirli bir boyuttan ötesine geçmiyor.

 

Belediye Başkanı Zeybek’i ‘’Gençlerin Başkanı’’ olarak tanımlıyorlar? Sizce Zeybek gençlerin başkanı mı? Zeybek’i nasıl buluyorsunuz?

 

-Eğer Sayın Mehmet Zeybek’i  destekleyen kesim söylüyorsa doğrudur.  Ama ben Gençlerin Başkanı olarak maalesef ki tanımlamayacağım. Hangi gencin bilimsel, sosyal, kültürel bir projesini dinleyip destek verdi?  Hangi gençlik gruplarıyla oturup onların istekleri doğrultusunda projeler hazırlayıp hayata geçirildi? Ben bu zamana kadar görmedim. Bundan sonrada görürsem gençlerin başkanı olarak ben de tanımlayacağım. Nasıl buluyorsunuz sorusuna gelince üstüne düşen görev neyse onun bilincinde olup görevleri yerine getiriyor. Son günlerde ulusal basında yer alan  Şuhut’taki petrol rezervleri açıklamasından sonra bilgi düzeyinin yeterli olmadığını, bazı konularda bilimsel konularda bilerek değil kulaktan dolma bilgilerle konuştuğunu mülahaza ediyorum. İnşallah bu söylediklerime kızmaz. Bu düşüncemle birlikte yerel halkın büyük kısmı çalmaz da çaldırmaz da diyor. Böyle bir Mehmet Zeybek algısı var. Bunları hepimiz biliyoruz, duyuyoruz, yaşıyoruz. Ama bir kenti yönetmek için zaten çalmamak ve çaldırmamak, garibin gurebanın, yetimin hakkını korumak gerekiyor. Halkta böyle bir Mehmet Zeybek var. Halk böyle diyorsa ondan öncekilerin bazı kusurları olmuş, halk aynı zamanda onları da böyle diyerek eleştiriyor demektir. Özetleyecek olursak Mehmet Beyin gençlerin belediye başkanı olabilmesi için konuşmalarıyla, hal ve tavırları ile, icraatları ile gençlik adına biraz daha gayret göstermesi gerekir diye düşünüyorum. Ha böyle diyerek de geçlerle maratona kalksın, satranç oynasın da demiyorum. Geçlerin ihtiyaçlarını yerinde tespit edecek, kendisine ters gelse bile o yerde o sorunu çözecek. İşte o zaman gençliğin başkanı da olur , baba başkan da olur, süper başkan da olur.

 

Vali Gökmen Çiçek’i nasıl değerlendiriyorsunuz, sizce başarılı mı?

 

Vali bey devlet görevlisi. Atanmış kişi. Seçilmiş kişi değil. Mehmet Zeybek seçilmiş kişi olduğu için Afyonluluk hukukunda, daha huzurlu daha gelişmiş Afyon hakkında onu eleştirebiliriz. O bize kızmaz. Söylediklerimizin daha iyi bir Afyon olduğunu bilir. Ama vali bey için aynı şeyi söyleyemeyiz. Vali Bey bugün burada yarın başka yerde . bu yüzden Vali Bey önce kendisini değerlendirecek, ortaya sürdürülebilirliği olan ve herkes tarafından kabul edilen bir şey ortaya koyacak ki o gittikten sürmesini, geliştirilmesini biz talep edeceğiz.

Vali bey Frig vadisine bir şeyler yaptı. Sürdürülebilirliğinin alt yapısını hazırladı mı bunun cevabını kendi verecek.

Ama bana göre bir şeyler yaptı o şeyler o gidince bitecek. Çünkü kurumsallaştırmadı? Sivilleştirmedi? Ben olduğum sürece olacak havası gibi bir durum oldu. Hatta bazı köşe yazarları, gazeteciler, il başkanları Vali Beyi öyle öne çıkardılar ki galiba vali bey o kadar o seviyede değil. Yerel halkın diliyle vali beye kıyak çekiliyor, tahmin ediyorum Vali Bey de bunun farkındadır.

Vali bey eğer bu Frig Vadisini kurumsallaştıracaksa orada turizm bölgesi oluşturacaksa, kendisinden sonra da yaşatılmasını, ayakta kalmasını istiyorsa bu konuda para bulmanın haricinde neler yaptığını da söylemeli.

Bence esas önemli olan bu.

Kalıcılık ve sürdürebilirlik için ne yaptı, ne yapıyor? Bunu Vali Beye sormanız gerek. Açıklamalarının tatmin ediciliği yönünde de biz vatandaş olarak başarı derecesini söyleriz.

 

Parti göreviniz dışında neler yapıyorsunuz? Hobileriniz nelerdir?

 

-Spor yapmayı, kitap ve makale okumayı, doğa yürüyüşleri, ilgimi çeken konular hakkında araştırma yapmayı, küçük hikayeler yazmayı seviyorum.  Parti görevim dışında; mesleki olarak kendimi geliştirebileceğim konular üzerine çalışıyorum ve devam etmekte olan eğitimimi tamamlıyorum.

 

Hayalleriniz var mı? Varsa bu hayalleriniz nelerdir?

 

 Hayal kurmanın bile yasak olduğu bu dönemde inat ederek her Türk genci gibi bizim de bir hayalimiz var. Bu güzelim coğrafyanın hak ettiği şekilde yönetildiğini düşünmüyorum. Ben de bu güzelim ülkeyi gerçekten muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracak olan Sayın Genel Başkanımız Gültekin Uysal  ve dava arkadaşlarımızla birlik ülkeyi hak ettiği şekilde yönetmek. Laf olsun diye söylemiyorum; ülkemizin gerçekten Demokrat Partiye ve onun süvarisi Gültekin Uysal’a ihtiyacı var. Beyanatlarına bakın, 20 sene önce siyaseten neredeyse hiç zikzak yapmadan kulvar değiştirmeden  bugün yine aynı yerde… Konuşmalarına, önerilerine, eleştirilerine bakın yine aynı yerde. Ve bugün halk, seçmen Genel Başkanımızın eleştirileri doğrultusunda eleştiriler yapmaktadır. Demek ki haklı çıkması için 20 senenin geçmesi gerekiyormuş.

 

Hayattan beklentileriniz nelerdir?

 

79 yaşındaki teyzeye sorarlar ‘’Hayattan ne istersin?’’ Kadın: elden ayaktan düşmeden öleyim istiyorum daha ne isteyeyim diye cevap verir. Demem o ki; beklentilerimiz içinde bulunduğumuz duruma göre şekillenecek ve eninde sonunda basite indirgenecektir.  Şu anki beklentim de kendimi rahat bir şekilde ifade edebildiğim, eleştirebildiğim, siyasi bir yafta yemeden düşüncelerimi aktarabildiğim bir demokratik ülke beklentisi içerisindeyim.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar