Medya03’te Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen özel yayının konuğu Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Talat Koçak oldu. AKÜ Tarih Bölümü yüksek lisans öğrencisi Ayşe Nur Sayit’in moderatörlüğünde gerçekleşen özel yayında Cumhuriyetimizin 103. kuruluş yıl dönümü ele alındı.
CUMHURİYETE BİR GÜNDE GEÇMEDİK, 100-150 YILLIK ARKA PLANI VAR
Cumhuriyete geçişin 100-150 yıllık bir çalışma sonrasında geçildiğini söyleyen Talat Koçak şunları söyledi: “Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” diye herkesin paylaşım yaptığını görüyoruz. Aslında sözün doğrusu “Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz”dir. Bu sözü genel manada bir analiz yapmadan herkes paylaşıyor. Cumhuriyet'e sanki 28 Ekim'de karar verildi, 29 Ekim'de de bir anda geçtik gibi bir algı var. Tabii ki böyle değil, Cumhuriyete geçiş birden bire olmadı. Islahat, tanzimat fermanı, birinci-ikinci meşrutiyet vesaire bu süreçler geldi geldi bizi 29 Ekim 1923'e kadar getirdi. Cumhuriyete biz bir günde geçmedik. Bunun en az 100-150 yıllık bir arka planı var. Nesiller boyu bu görüşler Osmanlı kültürü içerisinde aydınlar arasında tartışıldı. Bu noktada da biz 29 Ekim 1923'te cumhuriyete geçtik.”
ORTA DOĞU COĞRAFYASINDA ADI CUMHURİYET PRATİKTE YOK!
Orta Doğu coğrafyasında Osmanlı’dan sonra kurulan devletlerin tamamının isminde Cumhuriyet olduğunu ancak pratikte Cumhuriyetin olmadığını ifade eden Talat Koçak konuyla ilgili şu örnekleri verdi: “Bu bağlamda örneklerde vermek lazım. Biz 1923'te Cumhuriyeti ilan ettik. Bizden sonra Orta Doğu coğrafyası Osmanlı’nın çekildiği her yerde kan durmadı. Suriye'de, Mısır'da, Libya'da, Irak'ta öyle, Balkanlar var. Bosna'da 90’lı yıllarda neler yaşandı ki! önü alınmazsa bugün de aynı işleri yine yapabilirler. Burada kurulan devletlerin tamamının ismi de cumhuriyetti. Bakıyorsunuz Irak-Suriye bir Cumhuriyet ama Cumhuriyeti birkaç ailenin omzunda götürmüşler. Adı Cumhuriyet, şeklen Cumhuriyet manasında kalmış, pratikte yok.”
MERAK ETME ASLANIM BİZ SENİN OYUNU DEĞİŞTİRDİK
Suriye’de seçim döneminde yaşanan bir olayı anlatan Koçak, “Meşhur Hafız Esad’a yakıştırıyorlar, bazı fıkralarda Hüsnü Mübareke yakıştırırlar. Batılı bir gazeteci seçim bitince sorar: “Efendim, %98,1’le seçimi kazandınız, ilk yapacağınız iş nedir?” diye. O da şunu der: “İlk yapacağım iş bize oy vermeyen 1,9'u bulmak.”
Bu gerçekten de böyledir. Bu arada özellikle Beşar Esad döneminde çok büyük katliamlar oldu. Suriyede iç savaş başlamadan önce bir seçim yapılıyor. Bunların “Muhaberat” diye bir örgütleri var. Beşer Esad’ın karşısında bir tane kukla aday var. Batıya karşı sembolik. Çok partili hayata geçtik diye göstermelik bir aday koymuşlar. Üniversite öğrencisi giriyor, sandığa oy kullanacak rakip adaya oy veriyor, çıkıyor. 100-150 metre açılıyor düşünmeye başlıyor. “Benim Esat'a oy vermediğim anlaşılırsa ben ne yaparım” diye.
Ondan sonra geri dönüyor, sandık başındaki adamlara gidiyor. “Ben oy kullandım ama oyu yanlış kullandım galiba, oyumu değiştirebilir miyim?” diyor. Muhaberat elemanı da sırtını sıvazlıyor! “Merak etme aslanım biz senin oyunu değiştirdik.” diyor.”
TÜRKİYE’DE 46 SEÇİMLERİ ÖRNEK GÖSTERİLİR
Türkiye’de 1946 yılında yapılan seçimlerin örnek gösterildiğini sözlerine ekleyen Koçak, “Bunu anlatınca; “Türkiye'de farklı değil, 46 seçimleri açık oy, gizli sayım” diyen olabilir. 46 seçimlerini örnek gösterenlere şunu diyebiliriz: Pek çok yerde Demokrat Parti seçim sonuçlarına itiraz etti, bazı yerlerde netice aldılar, bazılarında alamadılar vesaire ama! En azından 1950 seçimleri daha net, tartışmasız demokrasinin sandığa yansıması şeklinde karşımıza çıkıyor.”
CUMHURİYET GÖZBEBEĞİMİZDİR
Cumhuriyetin gözbebeği olduğunu bunu korumak gerektiğini sözlerine ekleyen Koçak, “Cumhuriyet bir kültürdür. Sosyolojik anlamda da biz Cumhuriyete geçtik demekle özellikle Arap coğrafyasına baktığımız zaman olmuyor. Arap coğrafyası diyoruz da Kafkaslarda durum farklı değil. Babadan oğula geçen yapılar yine devam ediyor maalesef. Bu bağlamda Cumhuriyet göz bebeğimizdir. Özellikle bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti anayasaya da girmiş, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Bunu korumak lazım. Bu noktada da Türkiye'de Cumhuriyeti oturmuştur. Kimse de Cumhuriyeti tartışmamaktadır. Sokağa çıksak desek ki: “Yarın rejimi değiştirelim, kendimi de kral ilan ettim. Parlamentoyu fes ettim” deseniz kimse tepki göstermez. Neden tepki göstermez çünkü meczup yerine koyarlar, gülerler. Sandığı Türk milletinin önünden alamazsın bunu belirtelim, önemlidir.”
AFYON HER ZAMAN CUMHURİYETE, VATANINA, MİLLETİNE BAĞLIDIR
Koçak son olarak, “Afyonkarahisar’ın Cumhuriyet tarihiyle alakalı kısmı da güçlü. Niye? Cumhuriyetin kazanıldığı topraklar Afyonkarahisar. 28 Ekim’de Çankaya köşkünde akşam yemeğinde İsmet paşa var, Fethi bey var, Kazım Özalp var, Kemalettin Sami paşa var, Halit paşa var bir de Ruşen Eşref bey var. Ruşen Eşref bey o dönem Afyonkarahisar mebusu. Yani Afyonkarahisarlıların olmadığı masa yok. Cumhuriyet ilan edilirkende ciddi ciddi o masada yine bir Afyonkarahisar vekilinin olduğunu görüyoruz. Bu yemekten sonra da cumhuriyet ilan edilmiş. Afyonkarahisar kendine yakışanı her zaman yapar, tarihin kendine yüklediği misyonunda farkındadır. Her zaman da Cumhuriyetine vatanına milletine bağlıdır.” ifadelerini kullandı.
Programın tamamını aşağıdaki adresten izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=_0bYjY7WgSA





