Afyonkarahisar’da Mısri ve İmaret Camii çevresinde hayata geçirilmesi planlanan Kentsel Dönüşüm projesiyle ilgili YENİ Parti kanadında önemli bir gelişme yaşandı. YENİ Parti Belediye Meclisi grubu, kentsel dönüşümle ilgili 40 sayfalık dikkat çekici bir rapor hazırladı.

DEMİRKIRKAN HEM UYARDI, HEM DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR YAPTI

Düzenlenen basın toplantısında kentsel dönüşümle ilgili hazırladıkları raporu kamuoyuyla paylaşan Yeni Parti Afyonkarahisar Belediye Meclisi Grup Başkan Vekili Dr. M. Kemal Demirkırkan şunları söyledi: “Kentsel dönüşümle ilgili Afyonkarahisar’da daha önce 2 kez girişim yapıldı, bu üçüncü girişimdir. Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Afyonkarahisar’ın kurtuluşu ya da Afyonkarahisar trafiğinin depreme karşı önceliğinin en önemli düzeltmelerinden birisi kentsel dönüşüm olacak. Belediyenin yaklaşık 6 aydır devam eden çalışmaları var. Ve bu çalışmalar karşısında çok ciddi bir sivil toplum tepkisi görmedik. Biz de konuyu enine boyuna araştırıp, ondan sonra bir fikir beyan edelim istedik. Bunun için ne yaptık? Mimar arkadaşlarımız, inşaat mühendisi, harita mühendisi jeoloji mühendisi avukat, SPK uzmanı, gayrimenkul değerleme uzmanı arkadaşlarla oturduk. Elimizde kamuoyuna açıklanan verileri olabildiğince inceledik ve bu kentsel dönüşümün artılarını, eksilerini bir yere yazmaya çalıştık Bir kez daha söylüyorum ki Yeni Parti Afyonkarahisar'da kentsel dönüşüm olmasın diye bu toplantıyı yapmıyor. Bu toplantının özü elbette kentsel dönüşüm olacak. Ama bu hem Afyonkarahisar’ımızın faydasına hem de insanlarımızın zarar görmeden yaşayabileceği bir kentsel dönüşüm olmalı diye düşünüyoruz. Kentsel dönüşümde ne yapılıyor ve biz neyi düzeltmek istiyoruz? Kısaca ondan bahsedeceğim. Yaklaşık 40 sayfalık bir rapor hazırladık.

EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR EDİYORUM

Kentsel dönüşüm raporunun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür eden Demirkırkan, “Bizim ana düşüncemiz kentsel dönüşümün Afyonkarahisar için bir fırsat olduğudur. Bu fırsatın çağ atlatan bir dönüşüme mi yoksa yeni mağduriyetlere mi dönüşeceği bugün alınacak kararlara bağlı. O yüzden kentsel dönüşümün başlangıçta ilk düğmesini doğru iliklersek bundan sonra da iyi olacaktır diye düşünüyoruz. Sözümün başında kentsel dönüşüm raporumuzun hazırlanmasında emek sahibi olan tüm meclis üyelerimize, bize destek olan mimar mühendis abilerimize, kardeşlerimize, avukatlarımıza ve kurucu il başkanımız Hasan Karadeniz'e teşekkür ediyorum. Herkesin bunda emeği var. Hep birlikte ortaya çıkarmaya çalıştık.”

KENTSEL DÖNÜŞÜM İLK KEZ 2013’DE GÜNDEME GELDİ

Kentsel dönüşümde 2013 yılından bugüne beklendiğinin altını çizen Demirkırkan, “Biz kentsel dönüşüme karşı değiliz. Afyonkarahisar'da deprem riski gerçek bir risk. Afyon'da ciddi 31 tane fay hattının olduğu, bu fayların 6,2 şiddetinde deprem üretebileceğini hepimiz biliyoruz. Daha önce yaşadığımız Çay-Sultandağı depremlerinde can kaybı da yaşadık. Bu deprem riskinden dolayı kentsel dönüşüm en elzem konulardan birisi. İkincisi, ön görülen alanlarda sokaklar dar, itfaiye dahi giremiyor, ambulansların giremediği sokaklar var. 2013’de başladı ilk kentsel dönüşüm gündemi. Söz konusu bölgesinin kentsel dönüşüm alanı olarak ilan edilmesinden sonra artık burada yapılaşmaya da müsaade edilmedi. Şu anda herhangi bir çivi de çakamıyorsunuz, doğal gaz yok. O yüzden insanlarımız ve özellikle burada yaşayan yaşlı nüfusun ısınma ve bu gibi problemleri ciddi anlamda devam ediyor. 2013 Yılından beri bekleniyor, o zaman bir karar çıktı. İlk girişim, Burhanettin Çoban’ın Belediye Başkanlığı döneminde başladı ve Mehmet Zeybek başkanlığı döneminde yapılan girişimlerde başarısız sonuçlandı. Ve bunlardan sonra bölgeye ruhsat verilmedi. Mahalleler adeta, buradaki evler kendi kaderine terk edildi. Kentsel dönüşüm sadece bina yapmak, eskileri yıkmak, yenilerini yapmak değil. Burada güvenli bir yapı, doğru bir planlama, yol, okul, yeşil alan gibi sosyal donatıların mutlaka yapılmasıdır. Ama bütün bunlar yapılırken de oradaki hak sahiplerinin rencide edilmemesi, hak kaybına uğramamaları önemli. Bunların hepsini birdenbire de hayata geçirmemiz gerekiyor. Biz bu eleştirileri bugün yapıyoruz.”

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE DÜZELTİLMESİ GEREKENLER VAR

Demirkırkan, “Doğruları ve yanlışları da birlikte 1 Ekim'de meclis grubumuzla beraber Belediye’nin Ekim ayı meclis toplantısında hep birlikte kentsel dönüşüm oylamasına evet dedik. Çünkü dönüşüm Afyon için gerekli. Mutlaka olması gerekiyor. Ama o günkü toplantıda medya da vardı. Madde madde görüşme olmadı. Vatandaşlarımız aslında neyin geçtiğini bile bilmeden bir paragraflık bir kentsel dönüşüm yazısından sonra hep birlikte evet oyu verdik. Biz bugün bir hayır oyu vermiyoruz ama bu programın içinde düzeltilmesi gereken yanları da belirtmek istiyoruz. Biz süreci durdurmak değil düzeltmek istiyoruz.

Yaklaşık 41 hektarlık bir alandan bahsediyoruz. Riskli olan alanın 17 hektarı Mısri Cami bölgesinde, 24 hektarı İmaret Camii kenarında ise 3500 kadar bağımsız bölüm olduğu ifade ediliyor. Burada yaklaşık şu an için 4100 tane hak sahibi var. Bunların çocukları vs. ile beraber veraset sonrası 5000 ila 7000 kişinin bu olaydan direkt olarak etkileneceği söyleniyor. Burada belediyenin ilk planında bize bildirilen sayı 5956 tane konut planlandığı ve 20 milyarlık bir yatırımdan bahsedildi. Afyonkarahisar Belediyesi ilk kazmayı 2027 yılında vuracağını ifade ediyor.”

VATANDAŞIN BEKLEDİĞİ BİR HAK EDİŞ YOK!

Hak edişlerin daha iyi olmasını beklediklerini ancak vatandaşın beklediği bir hak edişin olmadığının altını çizen Demirkırkan, “Kentsel dönüşüm alanındaki evlerin çoğu 2000 öncesi yapılan belki daha da eski yapılardır. Bu üçüncü kentsel dönüşüm girişiminin daha öncekilerden farkı yerinde bir kentsel dönüşüm ilkesi edinilmesidir. Daha önceki programda Gökçe Mahallesine taşınma, evler yapıldıktan sonra hak sahiplerinin geri dönmeleri fikri vardı. Bu aslında insanların yaşadığı bölgede kalmalarıyla diğer önceki programa göre çok daha iyi. Genel olarak hak edişlerin daha iyi olduğu ifade ediliyor. Daha önceki 4 katlı binalar projede vardı. Şimdi belediye 6-8-10 kattan bahsediyor. Elbette hak edişlerin daha iyi olmasını bekliyoruz ama yine de vatandaşımızın beklediği bir hak ediş de yok. Bunu da belirtelim.”

12 KATLI BİNALARIN YAPILMASI DOĞRU BİR YAKLAŞIM DEĞİL

Deprem bölgesinde olan bir yere 12 katlı binaların yapılmasının doğru bir yaklaşım olmadığını sözlerine ekleyen Demirkırkan, “Afyonkarahisar Belediyesi daha önce Belediye başkanı Burcu Köksal AKP'ye geçmeden önce birkaç kez kentsel dönüşümle ilgili başvuruda bulunmuştu. O başvurularda da binalar 12 kat ve emsalin 2,5-3,5 olduğu teklif edilmişti ki bu Afyonkarahisar için gerçekten doğru bir yaklaşım değil. Deprem bölgesinde olan bir yerde 12 katlı binaların yapılması ve o kalabalığı oraya taşımak çok doğru bir yaklaşımı değildi. Bakanlık o dönemde bunu kabul etmemişti. Şimdi zemin artı 6 kat ve emsal 2,2’ye düşürüldü. Bunun da biz olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyoruz. Zemin hem sağlamlık hem imalat arkası hem de kentsel dönüşümlerin önemli ayağı Mecidiye'deki zeminin oldukça dayanıklı, volkanik kaya ve sıvılaşma riski olmayan bir bölgede oluşudur. Bu yüzden zemin de kentsel dönüşüm için oldukça uygun bir bölgedir. Uygulama esasları denen belediyenin 1 Ekim'de hayatı koyduğu ilkeler var. Bu ilkeler içinde daha önceki yapılana göre doğru olanlar var.”

ŞEFFAF BİR UZLAŞMA YAPILACAĞI SÖYLENİYOR AMA TIRNAK İÇİNDE!

Şeffaflığı gerçekte göremediklerini özellikle belirten Demirkırkan, “Örneğin daha önce terk edilen alanın kök parçası ile iade edilmesi konusu o dönem Kentsel Dönüşüm Derneği tarafından mahkemeye vermişti ve mahkeme haklı bulmuştu. Bu sefer onlar daha dikkatlice gözlem geçirilmiş. Şeffaf bir uzlaşma yapılacağı söyleniyor. Ama tırnak içinde söyleniyor. Gerçekte maalesef bunları göremiyoruz. Bunların hepsi tutanağa geçiriliyor ancak maalesef kâğıt üzerinde kaldı gibi gözüküyor. Bu anlamda eleştirimiz var. Şimdi en önemli sorunlardan birisi süreç yaklaşık olarak Ağustos ayı gibi başladı. Ama 1 Ekim tarihinde belediye meclisinden geçti. İnsanlar çağrıldı, hatta imzalar attırıldı. Ofis kuruldu. Kısa tarihçesini herkes az çok biliyor.”

1 EKİM’DEN ÖNCE SÖZLEŞME İMZALAYANLAR ŞU ANDA BOŞTA KALDI

Hak sahipleriyle yapılan sözleşmelere dikkat çeken Demirkırkan, “Burada en önemli soru şu: 1 Ekim'e kadar imza atanlar aslında şu anda boşta kaldılar. Çünkü 1 Ekim tarihinde bir sözleşme ortaya çıktı. Dop oranlarının ne kadar olacağı, hak edişlerin ne kadar olacağı 1 Ekim'de belli oldu. O zaman Temmuz'da, Ağustos'ta, Eylül'de sözleşme imzalayanlar aslında bir yerde boşta kaldılar. Belediye meclis kararıyla yürürlüğe gireceği söylenmişti. Sonuç olarak 1 Ekim itibariyle bunlar yürürlüğe girdi. Daha önce ‘Ben buna razıyım’ diyenlerin durumunu şu anda bilemiyoruz. Afyonkarahisar Belediyesi bunu yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. Biz mecliste buna evet oyu verdik. Dönüşüm için evet dedik ama bu 15 maddenin içinde 9 sayfalık rapor sadece bir tek paragrafla geçirildi. Biz şimdi o zaman soruyoruz, dop denilen oran ne kadar? Yüzde 45 mi, yüzde 50 mi? Normalde yüzde 10 söyleniyor. 30 Bin TL nereden gelecek? Bunların hiçbiri kürsüde konuşulmadı, vatandaşlara da ifade edilmedi.”

BU İŞ ŞEFFAF GÖRÜNMÜYOR

Yeni imar planının olmadığını kat katlı binaların yapılacağını bilmediklerini sözlerine ekleyen Demirkırkan, “En önemli ikinci sorun şeffaflık. Maalesef bu iş şeffaf görünmüyor. İnsanlar gidiyorlar, kendi evleriyle, konutlarıyla, arsalarıyla ilgili sözleşmeleri yapmaya çalışıyorlar. Belge istediklerinde kendilerine ciddi bir belge maalesef verilmiyor. Benim metrekare hak edişim ne kadardır, kaç paradır denildiğinde maalesef bunları da göremiyoruz. Ve en önemli şeylerden bir tanesi de onaylanmış yeni bir imar planı yok. İmar planı olmadığı için emsalin ne olduğunu bilmiyoruz. Kaç katlı binalar yapılacağını bilmiyoruz. Sonuçta kaç tane daire ortaya çıkacağını da bilmiyoruz. Bilmediğimiz bu kadar çok şeyin içinde insanlara ne verilecek? Açıkçası onu da maalesef bilemiyoruz. Plan yoksa katlar kesin değildir. Emsalde kesin değildir, kesintiler de kesin değildi. O yüzden böyle bir plan olmadan bu işe başlamanın çok mantıklı olmadığını düşünüyoruz.”

BELEDİYEYE BURADAN NE KALACAK, KARI OLACAK MI?

Projeyle ilgili bilinmezlerin çok olduğunu sözlerine ekleyen Demirkırkan, “İnsanlara KVK öne sürülerek kendi istedikleri, kendileriyle ilgili belgeler dahi verilmiyor. Bu ciddi bir problemdir. Hesap algoritmaları, dop kesintileri, fizibilite değerlerini vatandaşlar kendi haklarıyla ilgili olarak öğrenmek istiyorlar. Ama resmi yazıyla başvuranlara dahi bu kişisel hakları koruma kanunu bahane edilerek belgeler verilmiyor. Vatandaş kendi evinin raporunu istiyor. Kanunlar 15 gün içinde verilmesi gerekir derken maalesef verilmiyor. Kaç kişi bunu imzaladı henüz bilmiyoruz. Kaç tane dükkân var henüz bilmiyoruz. Belediyeye buradan ne kalacak? Belediyenin bundan kârı olacak mı? Olacaksa ne olacak maalesef bunları bilmiyoruz. Sadece şifai olarak oraya gidenlere ‘Sen şu kadar para verirsin ya da senden şu kadar para alırız’ gibi faraza şeyler deniliyor. Ama bunlar da maalesef yazıya dökülmüyor. Ve hak edişler metrekare üzerinden belirtiliyor. İnsanlar bunu TL olarak, ne kadarlık bir malı var, alacağı daire ne kadar ediyor, bunu öğrenmek istiyorlar. Sadece metrekare bazında konuşuluyor.”

VATANDAŞLARIN ZARARA UĞRAMASINI İSTEMİYORUZ

İmar planı olmadan bu işlerin nasıl yürüyeceğini soran Demirkırkan şunları söyledi: “Belediyenin sunumu, arkasından belediye meclisinden geçenler ve sahada yaşananlarla ilgili ciddi çelişkiler var. Düzenleme ortaklık payı, DOP dediğimiz bu payın kesintisi, vergide vatandaş için ilk ortaya çıktığında yüzde 10 olarak deniyordu. 90 metrekare bir yer varsa, biz size 80 metrekare yer vereceğiz anlamında söyleniyordu. Kanunen bu yüzde 30 ile yüzde 45 arası bir orandır. Bu işler resmiyete girdiği zaman siz insanlara yüzde 10 dediniz, yarın yüzde 30, 35, 40, 45 çıkarsa bu durumu insanlara nasıl anlatacaksınız? Baştan doğru bilgiyi vermek zorundasınız. İnsanların yarın zarara uğramasını istemiyoruz. Bina yüksekliği başlangıçta en az 10 katlı olacak denilmişti. Taslak plana göre böyle söylenmişti. Meclise sunulan belgede zemin artı 6ı kat ve emsalin 2 nokta olduğu söylendi. Kat karşılığı pay sunum modelinde hak sahiplerine yüzde 50 olarak söylenmişti ama normalde son meclis toplantısında bu rakam 0,45’di. Yani yüzde 45 olarak söylendi. Belediyenin yeni onaylı bir imar planı yok. Taslak planda da maalesef metrekare bildiriliyor. İmar planı olmadan bu işler nasıl yürüyecek? Biz bunu kestiremiyoruz. Yarın ciddi problemler ve mahkemelik durumlar yaşanabilir.”

Gıda denetimleri hız kesmiyor
Gıda denetimleri hız kesmiyor
İçeriği Görüntüle

KENDİ SÖYLEDİKLERİYLE ÇELİŞEN MADDELER VAR

En büyük sorunlardan bir tanesinin de değerleme adaleti olduğunun altını çizen Demirkırkan, “1 Ekim'den öncekiler ne oldu? Ne olacak? Onlarla yeniden bir daha sözleşme mi uygulanacak? Açıkçası bunları belediyenin yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. Belediyemiz kendi performans programlarında da yatay mimariden bahsediyor. Afyon için önemli olanın yatay mimarı olduğunu söylüyor. Ancak ilk projeye baktığınız zaman 80-90 tane blok ve 10'ar katlı blokların olabileceği söyleniyor. Yani kendi söyledikleriyle çelişen maddeler bulunmakta. Şimdi en büyük sorunlardan birisi değerleme adaleti. Vatandaşı ilgilendiren en önemli konulardan birisi budur. Vatandaşımız, ‘Benim evim var, benim arsam var, dükkânım var. Ben bunun karşılığında ne alacağım?’ diye soruyor. Herkesin en çok şu anda derdi budur. Hak ediş oranı 1 Ekim'deki toplantıda paylaşıldı. 1 Ekim'den önce kimse bunun nasıl olduğunu bilmiyordu. Biz de epeyce zorlandık ve bu formülün içinde parsel değeri, dop oranı, hak sahibi payı vs. gibi oranlar var. Ama bu oranın içinde emsal değer yok. Yeni bir imar yaratıyorsunuz. Bu imarın içinde boş arsalar var. Maalesef bu boş arsalar hak ettiği değeri alamıyor. Bu da en büyük sıkıntılardan birisidir.”

KAMULAŞTIRMA LAFI BİRAZ TEHDİT İÇEREN BİR CÜMLE

İmzalamazsan arsan kamulaştırılır lafının tehdit içeren bir cümle olduğunun altını çizen Demirkırkan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sözleşmelerde vatandaşlarımıza ne verileceğini görülmüyor. Vatandaşımız da bilmiyor. Gidiyorsunuz, oturuyorsunuz oraya. Size örneğin 80 metrekare yer alabilirsiniz diyorlar. Nereden alınacağı kaçıncı katta olacağı hiçbir şey belli değil. Kaçıncı kat? Belli değil. Hangi cephe belli değil. Takdir edersiniz ki 2. kat kuzey cephe ile 8. kat güney cephenin aynı değerde olmayacağı çok açık ve nettir. Bunların baştan vatandaşa net bir şekilde belirtilmesi gerekiyor. Vatandaş ne alacağını, nerede alacağını, kaçıncı katta alacağını bilmeden maalesef imza atmak zorunda kalıyor. Bir de bu imzalar 50+1 kişi sayısına göre değil arsa toplam sayısına göre olacağı mutlaka belirtilmelidir. Kentsel dönüşüm ofisindeki başkaca bir problem ise şudur. Açıkça, ‘Bunu imzalaman lazım, eğer imzalamazsan arsa kamulaştırılır.’ denilmesidir. Bunun çok ciddi gerçek payı yok. Evet, imzalamak gerekiyor. Ama bunun şöyle bir yöntemi var. Siz imzalamazsanız TOKİ bunu ihaleye çıkartıyor ve o bölgedekilerin alması isteniyor. Eğer almazsa TOKİ kendisi alabiliyor. Ama siz bunun her aşamasında yürütmeyi durdurma ve mahkemeye başvurma hakkına sahipsiniz. O yüzden de imzalamazsan arsan kamulaştırır lafı biraz insanları yönlendirmekten daha ziyade biraz tehdit içeren bir cümle.”

KİRA YARDIMI AZ, NE KADAR SÜREYLE VERİLECEĞİ BELLİ DEĞİL

Yapılacağı konuşulan kira yardımlarının yeterli olmadığını sürelerinin netleştirilmesi gerektiğini ifade eden Demirkırkan, “Kira yardımı 4.500 ila 6000 lira arasında olacağı ifade ediliyor. Ancak bugün bu parayla Afyonkarahisar'da herhangi bir daire bulma şansımız maalesef yok. Kaldı ki bu iş başlarsa o bölgedeki insanların hepsinin birden ev aradığını düşünürseniz bugünkü ev kiralarının bile kat be kat daha da artacağı açıktır. Bir de kira yardımlarının ne kadar süreyle verileceği belli değil. O yüzden bu kira yardımları da netleştirilmeli. Süre olarak evler teslim edilene kadar verilmelidir. Kanunen Çevre Bakanlığı'nın belirlediği bir rakam var. Ama Afyonkarahisar Belediyesi bu işin tarafıysa, aradaki farkı vatandaşı mağdur etmeyecek farkı da Afyonkarahisar Belediyesi üstlenmelidir diye bir önerimiz var.”

TAŞINMA VE ABONELİK GİDERLERİNE MUTLAKA DESTEK VERİLMELİ

Demirkırkan, “Bazı vatandaşlarımıza diyorlar ki, ‘Sen bunu alırsan 3+1 daireyi veririz. Ama üstüne de 80-100 bin lira katarsın’ diyorlar. Peki, bu 80-100 bin lira gibi rakamları neye göre katacağız? Ne kadar sürede katacağız? Bu zamlanacak mı? Tüfe oranı mı geçerli? Enflasyon oranı mı geçerli? Teslimde bu kaç liraya kadar çıkacak? Bununla ilgili herhangi bir bilgilendirme maalesef vatandaşımıza yapılmıyor. Son olarak da vatandaşlarımız buradan taşınırken taşınma ve abonelik giderleriyle ilgili de mutlaka destek verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Konu hakikaten çok uzun ve detaylıdır.”

DÜKKAN SAHİPLERİNİN DÜKKAN ALIP ALMAYACAKLARI SÖYLENMİYOR

Bölgede işyeri sahibi olanların kentsel dönüşüm projesinde kendilerine dükkan yerinin verilip verilmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade eden Demirkırkan, “Bence en büyük problemlerden birisi dükkânlar. Bölgeyi biliyorsunuz. İmaret Cami ve Mecidiye de, kentsel dönüşüm alanına giren iki bölgede ciddi anlamda dükkânın, ticarethanenin bulunduğu yerlerdir. Ve bu ticarethanelerle ilgili herhangi bir bilgi, belge ortada yok. Dükkân sahiplerine dükkân alıp alamayacakları bile söylenmiyor. Birkaç dükkân sahibine ‘Dükkân vermeye çalışırız’ denilmiş. Ama nereden vereceksiniz? Nasıl vereceksiniz? Bunlarla ilgili hiçbir bilgi maalesef paylaşılmıyor. Bir sürü dükkânın aynı anda birlikte bulunduğu bizim Uzun Çarşı gibi ya da AVM'ler gibi. Buralardaki dükkânlarda Gayrimenkul Değerleme Uzmanının kabaca söylediği, aşağı yukarı bu civardaki dükkânlar bir dükkân beş daire değerinde diyor. Bu dükkân konusu hakikaten önemlidir. Örneğin, o bölgede yaşayan birisinin şu anda 150 bin lira bir kira geliri var. Dükkân artı üstündeki üç kattan aylık 150 lira kadar bir geliri var. Bu ev yıkılacak. Yıkıldığı zaman siz ona 6 bin lira kira yardımı vereceksiniz. Haklı olarak vatandaş diyor ki ‘Siz buraya en az bir senede, iki senede, üç senede yapacaksınız. 150 çarpı 12, yılda benim yaklaşık bir 700 zararım olacak. Bu 3 yıl sürerse bana bir, iki, üç daire zararınız olacak.’ O zaman bu zararın bir şekilde karşılanması gerekiyor. İnşaat süresiyle ilgili herhangi bir bilgi belki ortada yok.”

BU PLANIN İÇİNDE OKUL, SAĞLIK OCAĞI VE YEŞİL ALAN GÖREMEDİK

Projeye yönelik eleştirilerine sürdüren Demirkırkan, “6000 konut için yeni okul, sağlık ocağı, pazar, spor alanı vesaire gösterilmiyor. Bir vatandaşımız bu okul sorusunu sorduğunda ofistekilerin cevabı ‘Orada bir okul var. Bu okul yeterli’ olmuş. Oysa o bölgedeki okul yapılalı yıllar oldu ve depreme çok dayanıklı bir okul değil. Artı siz nüfusu da arttıracaksınız. Bu planların içinde maalesef biz ne okulları, ne sağlık ocaklarını, ne yeşil alanları göremedik. Bakanlığın da zaten 12 Ocak 2026’da Afyonkarahisar Belediyesi'nin başvurusuna ret gerekçelerinden birisi de bu kentsel dönüşümün içinde sosyal donatıların yetersizliğiydi. Biz aynı olayı yine bu 3. kentsel dönüşüm girişimde de görüyoruz.”

TARİHİ DOKUYLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR GÖREMEDİK

Bölgedeki tarihsel yapılara dikkat çeken ve projede tarihi dokuyla ilgili ciddi çalışmalar göremediklerini sözlerine ekleyen Demirkırkan, “Benim için en önemli şartlardan birisi kentsel dönüşümün Afyonkarahisar trafiğine çözüm üretebilmesidir. Bu çözümü üretemezse kentsel dönüşümden istediğimiz faydayı maalesef alamayız. Buraya siz aşağı yukarı 3 bin daire yapacaksanız, 3 bin kişi kalacaksa, 3 bin tane araç demektir. Bu araçları sadece evin içine otopark yaparak bu sorunu çözemezsiniz. Bunların yollarını, gidip gelecekleri yerleri de ve apartman dışındaki otoparkları da siz ayarlamak zorundasınız. Bizim hepimizin bildiği gibi trafikle ilgili bir konu daha vardı. Afyonkarahisar Belediyesi İstanbul'da üniversiteyle anlaşma yapmıştı. Bir etüt programdı. Belki bunu da o sistemin işine ilave edip trafik çözümüne katkı sağlamamız lazımdır. Kentsel dönüşüm birçok yerde yapıldı. Bunlar bizim için de eğitici örnekler. Akademik çalışmalarda deniyor ki, kentsel dönüşün özellikle yerinde yapılmalı ve komşuluk ilişkilerine zarar vermemeli. Önemli kriterlerden birisi böyle olmalı. Afyonkarahisar Belediyesi yüzde 80 oranında müstakil evden oluşan bir yapıdan bahsediyor. O zaman buradaki insanların 10 katlı bloklara sokulması aslında çok da sosyal doku, insanların yaşantısı için çok mantıklı gelmiyor. Mahalle dokusu kaybolacak. Biz yine bu programların içinde kentsel dönüşümle ilgili bir tarihi dokuyla ilgili ciddi çalışmalar göremedik. Mutlaka ki Eskişehir'deki Anıtlar Yüksek Kurulu'na ilişkiler kurulacaktı. Ama bölgedeki tarihsel yapıların mutlaka gözden geçirilmesi ve başka illerde olduğu gibi o bölgedeki kat yüksekliğinin daha aşağıya alınması gerekiyor.”

BU İŞİ MÜTEAHHİT YAPAMAZSA NE OLACAK?

Fikirtepe çok kötü bir kentsel dönüşüm örneğinin yaşandığını, Afyonkarahisar’da da yaşanmaması için müteahhitten teminat mektuplarının alınmasının, kademeli tapu devrinin mutlaka hayata sokulmasının önemine dikkat çeken Demirkırkan, “İçinde yaşadığımız ekonomik sorunları biliyorsunuz. Türkiye'de şu anda inşaat yapmak, maliyetlerin sürekli artmasından, enflasyonist baskıdan dolayı çok zordur. Hele ki böyle çok yüklü bir inşaatı yapmak gerçekten sıkıntılıdır. Biz daha önce örneklerini de gördük. Fikirtepe'de çok kötü bir kentsel dönüşüm örneği oldu. Bursa'da çok kötü örnekler yaşandı. Bunları kimin yapacağı belkide en önemli sorulardan birisi de bu. Şimdi bu bizdeki model diyor ki özel bir yüklenici olacak. Afyonkarahisar Belediyesi’nin ortağı olduğu Zaferkent AŞ'de arsanın yüzde 55’ni 2 kişiye verecek. Yüzde 45’ni müteahhide yüzde 55 veya 50’ni de vatandaşa verilecek deniyor. Peki bu müteahhit bu işi yapmazsa ne olacak? Müteahhit bunu yaparken batarsa ne olacak? O zaman bunlara önlem almak gerekiyor. Bunları biz projede göremedik. Avukat arkadaşlarımız diyor ki mutlaka bir sigorta yapılmalı, müteahhitten teminat mektupları alınmalı ve kademeli tapu devri mutlaka hayata sokulmalı ki vatandaşlarımız yarım kalan işten dolayı sıkıntı yaşamasın. Mesela İstanbul Fikirtepe örneği, bunun en kötü anlamda güzel örneklerinden birisi. Müteahhit Fikirtepe'de battı ve sonuçta devlet buraya el atmak zorunda kaldı. Devlet devraldı ve 20 yıl geçti. İhale 20 yıldan sonra bitmek üzere. Ankara Mamak'ta aynı şekilde müteahhit bıraktı gitti ve yeni ihaleler açıldı, teklifler gelmedi, inşaatlar kaldı. İzmir'de yine benzer sorun yaşandı. 3-4. Etaplara kimse başvurmadığı için evler yarım kaldı.”

KENTSEL DÖNÜŞÜM RAPORUNU VATANDAŞLARA DAĞITMAYI DÜŞÜNÜYORUZ

Kentsel dönüşümle ilgili hazırlanan 40 sayfalık raporu hak sahiplerine dağıtmayı düşündüklerini ifade eden Demirkırkan, “Son olarak söyleyeceğim şudur. Biz hazırladığımız raporu vatandaşlarımıza da dağıtmayı düşünüyoruz. Bu bölgede malı olan vatandaşlarımızın şu dört sorunun cevabını mutlaka alması gerekiyor. Bir, evimin, arsamın gerçek değeri nedir? Lira olarak nedir? Bana bunu yazılı olarak verin. Arsandan ne kadar? Binadan ne kadar? İkisi ayrı ayrı hesaplanıyor çünkü. Ne kadar hak edişim var? Bunu bana bildirin. Bana hangi daireyi vereceksiniz? Metrekaresi, katı, cephesi, bloku? Nerede, ne zaman ve nasıl vereceksiniz? Kaçıncı katta, hangi cephede olacak? Bunu mutlaka istesinler. Ve benden ne kadar para isteyeceksiniz? Bu parayı nasıl isteyeceksiniz. Taksitle mi vereceğim? Peşin mi vereceğim? Taksitle vereceksem artış oranları nasıl olacak gibi. Şu yedi belgeyi almadan da bu şeyi mutlaka imzadan imtina edin diye düşünüyoruz.

Kendi taşınmazınızın değerleme raporunu mutlaka alsınlar. Hak ediş hesabını daire ve arsa için hak ediş hesabına, arsa yapı ve üzerindeki müştemilatla birlikte metrekare olarak ve TL olarak mutlaka alsınlar. Mevcuttaki arsa konumunu, verilecek dairenin metrekaresini ve konumunu borç bedelini, vadesini ve artış oranını, kira yardımı ne kadar yapılacak? Ne kadar süre ile ne kadar verilecek? Taşınma desteği verilecek mi? Sözleşmenin bir taslağını mutlaka imzalı olarak ellerine alsınlar. Çünkü sözleşme taslağının da verilmediği görüyoruz. 2 ay uygulandıktan sonra madde madde görüşülmeden belediye meclisinden geçen onaylanmamış bir imar planı var.”

PROJE ŞEFFAF YÜRÜTÜLMÜYOR

Mecliste ‘Evet’ oyu verdiklerini ancak bunun eleştirmeyeceklerini anlamına gelmediğini sözlerine ekleyen Demirkırkan, “Vatandaştan saklanan rakamlar var. Ve niyet beyanı diye vatandaştan alınan imzalar var. Bunların hepsinin çok şeffaf olarak yürütülmediğini düşünüyoruz. Biz bir evet oyu verdik ama bu evet oyu vermemiz bizim bundan sonra eleştirmeyeceğimiz ya da eksikleri ortaya koymayacağımız anlamına gelmiyor. Kentsel dönüşme evet ama vatandaşın lehine olursa evet diyoruz. Burada hız önemli mi? Önemli ancak hız yapacağız diye belirsizlik yaratmanın manası yok. Çünkü orada da ciddi bir belirsizlik var. Vatandaşın gözündeki belirsizlik de bir güvensizlik de olur ve güvensizlik eninde sonunda bir uzlaşmazlığa sebep olur. Kayseri bunu yapmış, Uşak bunu yapmış. Nasıl yapmışlar? Açık küçük hesaplar halinde ve doğru bir modelde yapmışlar. Güvenen vatandaş imzasını atmış ve hatta imzanın arkasında durmuş. Ama güvenmeyenler, maalesef mahkeme sürecine gider. Bilindiği üzere daha önceki süreç öyle oldu. O yüzden güvenmeyen de mahkemeye gider ve süreç uzar. Hız talimatı var doğru ama hız şeffaflığın ve adaletin yerine geçemiyor. O yüzden doğru olanı yapmak zorundayız. Kentsel dönüşüm Afyon için gerekli. Biz de bunun sonuna kadar arkasındayız ama vatandaşlarımızın sorunlarını dile getirmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.