Doğa Koruma Biyoizlem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Uğur Cengiz Erişmiş, Eber Gölü, Karamık Gölü ve Karakuyu Sazlıklarında gerçekleştirilen sayım çalışmaları etkinliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erişmiş, her yıl Türkiye’nin de içinde yer aldığı Batı Palearktik Bölgesinde, 15 Ocak–15 Şubat tarihleri arasında su kuşu sayımı ve tür belirleme çalışmalarının yürütüldüğünü belirtti. Erişmiş, Türkiye’de gerçekleştirilen Kış Ortası Su Kuşu Sayımının, Uluslararası Su Kuşu Sayımları (USS) programının bir parçası olduğunu vurgulayarak, bu küresel sayım organizasyonunun Wetlands International (Uluslararası Sulakalan Kurumu) tarafından koordine edildiğini ifade etti. Kış Ortası Su Kuşu Sayımının yalnızca kuş sayımından ibaret olmadığını kaydeden Erişmiş, bu çalışmaların sulak alan ekosistemlerinin sağlığını ortaya koyan temel bilimsel izleme faaliyetleri arasında yer aldığını söyledi. Prof. Dr. Erişmiş, “Kış aylarında sulak alanlarımızı kullanan su kuşlarının sayılması, türlerin popülasyon durumlarının izlenmesi açısından son derece kritiktir. Bu sayede yıllar içerisindeki artış ve azalış eğilimleri net bir biçimde takip edilebilmektedir” dedi. Sayım sonuçlarının, sulak alanların korunması ve yönetimi açısından önemli bir bilimsel dayanak sunduğunu belirten Erişmiş, bu verilerle kritik kışlama alanlarının belirlendiğini, ayrıca kuraklık, su çekilmesi, kirlilik ve insan baskısı gibi tehditlerin erken aşamada tespit edilebildiğini kaydetti.
“19 FARKLI SU KUŞU TÜRÜ TESPİT EDİLDİ”
Kış Ortası Su Kuşu Sayımının, iklim değişikliğinin etkilerini izlemek açısından önemli bir gösterge olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erişmiş, “Bazı türlerin kışlama alanlarını değiştirmesi iklimsel değişimlerin açık bir göstergesidir. Bu çalışmalar, aynı zamanda ulusal ve uluslararası koruma politikalarına veri sağlıyor, akademik araştırmalar ve doğa koruma kararları için güvenilir bir temel oluşturuyor” dedi. Erişmiş, “Eber, Karamık ve Karakuyu göllerinde gerçekleştirilen sayım sonuçlarına göre üç sulak alanda elde edilen verilerin birlikte değerlendirilmesiyle toplam 19 farklı su kuşu türü tespit edildi. Özellikle Çamurcun (Anas crecca), Yeşilbaş (Anas platyrhynchos), Fiyu (Mareca penelope), Kaşıkgaga (Spatula clypeata), Sakarmeke (Fulica atra) ve Saz delicesi (Circus aeruginosus) türlerinin üç gölde de ortak olarak gözlenmesinin, bu alanların bölgesel ölçekte önemli kışlama alanları olduğunu açıkça ortaya koydu” diye konuştu.
Prof. Dr. Erişmiş, son yıllarda sulak alanlarda su seviyelerinin giderek azalması, buna bağlı habitat kayıpları, sazlık alanlarda meydana gelen yangınlar ve kontrolsüz avcılık baskısının, su kuşu popülasyonları üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturduğuna dikkat çekti. Erişmiş, “Bu baskılar, hem tür çeşitliliğinin azalmasına hem de kışlayan birey sayılarında düşüşlere neden oluyor. Kış Ortası Su Kuşu Sayımları, bu olumsuz etkileri somut ve karşılaştırılabilir verilerle ortaya koyan en önemli bilimsel izleme araçlarından biridir” ifadelerini kullandı. Erişmiş, sulak alanların geleceğinin korunması için bütüncül yönetim yaklaşımlarının, su rejiminin sürdürülebilir biçimde planlanmasının ve etkin denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu belirterek, çalışmalara katkı sunan uzmanlara, öğrencilere ve gönüllülere teşekkür etti.