Akademisyen, Sosyolog Hüseyin Tutumlu’nun konuğu AKÜ MYO Radyo TV Bölüm Başkanı Doç.Dr.Ali Fikret Aydın oldu. Programda siber zorbalığın tanımı, türleri ve etkileri konusu ele alındı.
ZORBALIK TELEFON EKRANINA TAŞINDI
Teknolojinin gelişmesiyle zorbalığın telefon ekranlarına taşındığını söyleyen Doç.Dr.Ali Fikret Aydın şunları söyledi: “Zorbalık hemen bugün çıkan bir olgu değil. Uzun yıllardır okul ortamlarında, farklı fiziksel ortamlarda akranlar arasında yaşanan bir problem olarak zaten vardı. Fakat; günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte zorbalıkta biçim değiştirdi. Eskiden okul bahçesinde, sınıfta ya da sokakta gerçekleşirken bugün gerçek dünyadaki zorbalık telefon ekranına taşındı.
Bugün bir gencimiz ya da bir çocuk okuldan eve gittiğinde bu durumdan kurtulamıyor. Gece telefonuna gelen mesajlarla zorbalık devam ediyor. Sabah uyandığında sosyal medyada paylaştığı bir fotoğrafın altına yüzlerce iğneleyici, aşağılayıcı bir takım yorumlarla karşılaşabiliyor. Dolayısıyla zorbalık bugün biraz mekansız ve zamansız bir hale geldi. Dolayısıyla gerçek ama sanki görünmez bir hale gelmesi durumu, zorbalığın şiddetini daha etkili, yıkıcı bir şekile dönüştürdü.”
ZORBALIK GENELDE AYNI YAŞ GRUPLAR ARASINDA ORTAYA ÇIKIYOR
Siber zorbalık kavramıyla ilgili detaylı bilgiler veren Doç.Dr.Ali Fikret Aydın, “Zorbalıkta bu dönüşüm karşımıza bugün siber zorbalık dediğimiz kavramı çıkardı. Siber zorbalığı şöyle tanımlayabiliriz: Dijital araçlar aracılığıyla bir kişiye karşı kasıtlı, tekrarlayıcı ve zarar verici davranışlarda bulunmak. Bu şekilde tanımlayabiliriz. Baktığımızda daha çok bu zorbalığın, aynı yaş grubundaki bireyler arasında, akranlar arasında biraz daha ortaya çıktığını görüyoruz. Akran zorbalığı gerçek hayatta birbirine şiddet uygulayan insanların, zorbalığı dijital ortama taşınmış hali! Bir nevi siber zorbalık. Burada genelde hem fail, hem mağdur.
Fakat ne farkı oluyor? Sadece etkileşim yüz yüze değil de ekran üzerinden gerçekleşiyor veya yazarak gerçekleşiyor. Şimdi bir kişi başka bir insan hakkında aşağılayıcı yorumlar yaptığında, onunla dalga geçtiğinde veya onlara karşı kaba, incitici bir takım hitaplarla konuştuğu zaman burada siber zorbalık gerçekleşmiş sayılıyor. Siber zorbalar bir kişiyi kasıtlı olarak görmezden gelebiliyor, yalan söyleyebiliyor veya hiç olmayan bilgileri yanlış söylentileri yayabiliyor.
Burada bir eylemi siber zorbalık olarak değerlendirebilmek için bazı kıstaslar var. Nedir bunlar? Birincisi kasıtlılık. Zorbalık davranışının bilinçli olarak planlanması gerekiyor. Öyle gelişi güzel değil, tasarım bilinçli olacak. O zaman siber zorbalık var diyoruz. İkincisi: Tekrarlılık. Zorbalık davranışlarının aynı şekilde ve sürekli olarak gösterilmesi gerekiyor. Üçüncüsü: Zarar verme amacı var mı? Yok mu? Burada genelde siber zorbaların amacı karşı tarafı incitmek, korkutmak, acı çektirmek, küçük düşürmek, utanç duymasını sağlayacak bir hale sokmak. Genelde bu amaç oluyor. Dolayısıyla bu üç özellik olduğu zaman biz diyoruz ki siber zorbalık gerçekleşiyor.”
MEDYA, ZORBALIĞI BÜYÜTEN BİR MEKANİZMAYA DÖNÜŞTÜ
Sosyal medyada medyanın etkisiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Doç.Dr.Ali Fikret Aydın, “Özellikle algoritmalar bir içeriği izlediğimizde bizim karşımıza çok sağlıklı, bizim düşünce dünyamızı geliştiren içerikler çıkarmıyor. En çok tepki alan, dikkat çeken, en çok etkileşim alan içerikleri bizim karşımıza çıkarıyor. O etkileşim alanlarını izledikçe algoritma sana benzer içerikleri çıkarmaya başlıyor. Sonsuz ekran kaydırma olayı karşımıza çıkıyor.
Bir iki ülkede yanlış hatırlamıyorsam bazı sosyal medya platformlarına sonsuz ekran özelliği çocuklarda bağımlılık yapıyor diye ceza kestiler. Negatif içerikler çok hızlı yayılıyor. Pozitif içeriklerden ziyade, bizim konuşmamız çok yayılmıyor insanların karşısına çıkmıyordur! Ama şurada çok saçma sapan bir şey yapsak bir anda gündeme gelebiliriz.
Ne kadar çok etkileşim o kadar görünürlük, böyle bir anlayış var. Öte taraftan dijital dünyada bir linç kültürü var. Bu linçte çok kolay oluşuyor. Niye? Çünkü sahte bir hesap açıyorum. Onun arkasına sığınarak ‘Oh hiçbir şeyim belli değil’ Orada görselin altına istediğim gibi zorbalık yapabiliyorum. Dolayısıyla medya zorbalığı büyüten bir mekanizmaya dönüşmüş durumda.”
MEDYA OKURYAZARLIĞI YADA DİJİTAL OKURYAZARLIK EĞİTİMİ ZORUNLU DERS OLMALI!
Okullarda medya okuryazarlığı yada dijital okuryazarlık eğitiminin mutlaka olması gerektiğini ifade eden Doç.Dr.Ali Fikret Aydın, “Okul temelli müdahaleler önemli. Okulun yapabileceği şeyler var. Tabi bunlar tek bir konferansla, eğitimle olabilecek bir şey değil. Süreklilik taşıyan, iyi tasarlanmış programlarla! Okullarda bununla ilgili yapılan çalışmalar var. Özellikle ergenlerde siber zorbalığı azaltmaya yönelik programların hem mağduriyeti hem zorbalık davranışını azalttığı görülmüş. Dolayısıyla iyi tasarlanmış bir programla bunlar azaltılabilir.
Okullarda mutlaka medya okuryazarlığı ya da dijital okuryazarlık eğitiminin olması gerekiyor. Bir dönem bununla ilgili çok güzel adımlar atıldı. TRT ile RTÜK işbirliği içerisinde Milli Eğitim bunu yaptı okullarda. Bu eğitimi verelim dediler. Pilot çalışmaları oldu, başlatıldı ama sonra maalesef devamı gelmedi. Muhakkak bu dersin bir defa zorunlu olması gerekiyor.
Çünkü gençlerin medya konusunda; dijital dünyanın tehlikeleri, riskleri konusunda bir farkındalık kazanması gerekiyor. Bu farkındalığı nerede vereceğiz? Okullarda, eğitimlerle vereceğiz. Dolayısıyla bu eğitimin verilmesi gerekiyor. Aile düzeyinde dijital ebeveynlik diye bir kavram var. Ebeveynlerin, ailelerin dijital dünya konusunda bilinçlenmesi gerekiyor. Burada yerel düzeyde kurumlara da iş düşüyor. Devletin yapması gerekenlerde var. Hukuki düzenlemeler güçlendirilmeli. Bununla ilgili çalışmalar yapılıyor, ara ara bazıları yasalaşıyor. Şu anda da sosyal medya yasağı konusu gündemde. Platformların da sorumlu davranması gerekiyor. Bu anlamda son yıllarda devletler artık platformlara bazı hususları şart koşuyorlar. Dijital zorbalık mağdurlarda intihara kadar götürebiliyor. İntihar girişimi kendine zarar verme, madde kullanımı ondan sonra özgüveni gidiyor. Çocuğun öz saygısı gidiyor, depresyona giriyor, kaygı bozukluğu oluyor.”
ŞİDDET, ZORBALIK KİTLESEL BİR HALE GELDİ
Doç.Dr.Ali Fikret Aydın sözlerini şu sözlerle noktaladı: “Bugün şiddet, zorbalık küreselleşti, dijitalleşti. Sadece bulunduğumuz yer değil, kitlesel bir hale geldi. Dolayısıyla meseleye sadece bir disiplin sorunu olarak bakmakta biraz eksik kalır. Burada medya kültürü, dijital etik, ruh sağlığı boyutu ve eğitim güvenliği var. Eğitim güvenliği açısından da bakmak zorundayız. Bugün artık gençleri korumak için sadece onların fiziksel ortamını değil dijital ortamlarını da güvenli hale getirmemiz gerekiyor. Çünkü; şiddet bugün bazen sınıfta, okul yolunda bazen de ekran karşısında karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla bunu çözmek için de teknolojiyi iyi anlamalıyız, medyayı doğru okumalıyız ve biraz daha farkındalığı yüksek bilinçli kişiler yetiştirmemiz gerekiyor.” dedi.
Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=r-tLiNxKXPU




