Afyonkarahisar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Psikolojik Danışman ve Uzman Aile Danışmanı Sevda Doğan Medya03’de ‘Sözün Özü’ programında Rasime Fedakar’ın konuğu oldu. Programda şiddetin görünmeyen yüzü konuşuldu.
ÇOCUKLARIMIZ OKULA GİTMEYE KORKAR HALE GELDİ!
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında yaralanan ve yaşamlarını yitiren öğretmen ve öğrencilere geçmiş olsun ve başsağlığı dileğinde bulunarak sözlerine başlayan Sevda Doğan şunları söyledi: “Okul saldırılarıyla ilgili hepimiz kahrolduk. Tüm milletimizin başı sağ olsun. En güvende olduğumuzu düşündüğümüz okullarda bu denli vahşice saldırılar, insanların can güvenliğine kasıt maalesef hepimizi derinden üzdü. Toplum olarak hem üzgünüz, hem tedirginiz. Çocuklarımız maalesef okula gitmeye korkar oldular. Bu olay büyük bir afet, toplumsal bir şiddet. Böyle olayların tekrarlanmaması için topyekün bir mücadele ve olaya çok yönlü bakış gerekli.”
OKULLARA GÜVENLİK, X RAY CİHAZI KOYMAK YETERLİ OLMAZ
Yaşanan olayların profesyonel kişilerce araştırması gerektiğini, okullara güvenlik görevlisi veya X Ray cihazı koymakla sorunun çözülemeyeceğini ifade eden Sevda Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu tarz olayları basite indirgememek gerekiyor. Çünkü; bu olay tek bir kişinin hedef haline getirdiği, kişilere yönelttiği bir saldırı değil. Tüm toplumca kökleşmiş, derinlerdeki bazı sorunlarımızın gün yüzüne çıkmış hali. Büyük toplumsal olaylar, okul saldırıları veya intiharlar asla o kişiye ait özel münferit olaylar değildir. Bunlar çok yönlü profesyonel kişilerce araştırılmalıdır. Tek yönlü müdahale, tek yönlü yardım yetmez. Okullara sadece güvenlik koymak, X Rayla aramak yetmez. Hatta yapılan araştırmalar böylesine çok fazla korunan okullarda şiddet olaylarının, tedirginliğin çok daha arttığını gösteriyor.”
ÇÜRÜYEN AHLAKIMIZA DUR DEMELİYİZ
İyi alışkanlıklar, davranışlar kazandırmanın çözümlerini aramak gerektiğinin altını çizen Sevda Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz toplumca bu çürüyen ahlakımıza, kültürümüze bir dur demeliyiz. Bunu artık yeşertmenin, daha iyi alışkanlıklar, davranışlar kazanmanın ve kazandırmanın çözümlerini aramalıyız. Özellikle; ‘Bu tarz olaylar ve şiddet içerikli oyunlar oynadığı için oldu’ veya ‘Gündüz kuşağı programları buna sebep oldu’ gibi tek bir nedene indirgenemeyecek kadar derin dedik. Bu sosyolojik ve sistemsel olarak incelenmeli.”
BİRBİRİMİZE TAHAMMÜLÜMÜZ AZALDI
Toplumda insanların birbirine tahammülünün azaldığını ifade eden ve bazı örnekler veren Sevda Doğan şunları söyledi: “Yaşanan korkunç olaylar aslında birer sonuç. Arkasındaki politik bağlam, sosyo, kültürel unsurlar ve şiddetin arttığı toplumda; ailede, sporda, medyada, iş yerinde bir sürü zorbalıkla karşı karşıya kalıyoruz. Trafikte en basiti ile birbirimize tahammülümüz kalmadı. Arkadan selektör yakan, ısrarla öne geçmek isteyen! Belki o aracın içinde bir yaralı var, yol vermeye çekiniyoruz ya da yol vermek istemiyoruz. Kırmızı ışığa sabredemiyoruz.
Bu kurallar hepimizin, toplumun iyi olması için getirilmiş kurallar. Birbirimize tahammülün oldukça azaldığı dönemleri yaşıyoruz. Bu toplumsal bir buz dağı, bu buzdağının altında kökleşmiş olan sorunları araştırmalıyız. Sosyal çürüme ve güven ihtiyacı. Temelde güven duymak isteriz. Ait olmak, hissetmek isteriz. Ancak sosyal medyada ve günlük hayatımızda şiddet bu denli yaygınlaştıkça insanların da tepki verme eşiği yükselir. Bu denli şiddetin kanıksanmış ve normalleştirilmesi de çok daha büyük sorunlara yol açar. Adalet, saldırganlık. İnsan canlısı güvende hissetmek ister ve bunun için de adalet ister.”
SALDIRGANLARDA ‘NE OLACAK İKİ AY YATAR ÇIKARIM’ ANLAYIŞI VAR
Saldırganların bir indirim olmadan yaptırım uygulanacağını bilmesi halinde şiddet olaylarının azalacağını ifade eden Sevda Doğan şunları söyledi: “Ben okulda öğrencilerde bunu çok net görüyorum. Yaş grupları küçük çocukları gözlemleyin eminim yetişkin insanlara bunu genellerseniz. Eğer; çocukların arasında bir kavga varsa ve okul yöneticileri buna hakkaniyetli bir yaklaşım göstermemişse, çocuklar kendileri çözmek istiyorlar sorunu. Toplumda da bu böyle. Eğer haksızlığa uğradığımızı düşünüyorsak bireysel çözümler alma yoluna gidiyoruz. Eğer suç basite indirgenmezse yapılan her davranışın bir karşılığı olacağı, bir indirim olmadan yaptırım uygulanacağı bilinirse şiddet çok daha az bir hale geliyor. Saldırganların yazışmalarına bakın! Sosyal medya paylaşımları yayınlanıyor, görüyoruz. “Ne olacak iki ay yatar çıkarım, bana bir şey olmaz. Adli kontrol şartıyla serbest bırakılırım.” gibi güvenceleri var. Saldırganların önce bu güvenceyi bir geride bırakmaları, adalet bularak eşit ve birebir yaptırım uygulanması gerekiyor.”
SOSYAL MEDYA 16 YAŞ ÖNCESİ ÇOCUKLARA YASAKLANMALI!
Cinsel şiddet dilinin günlük konuşma diline kadar indiğini, sosyal medyanın 16 yaş öncesine yasaklanması gerektiğini ifade eden Sevda Doğan şunları söyledi: “Çocuklar, gençler cinsel şiddet dilini öğreniyorlar. Cinsel şiddet dili öylesine oturmuş ki! Dillerine öylesine yansımış ki; ‘Ne haber, nasılsın’ der gibi günlük konuşma diline kadar inmiş. Çocuklar bunun kötü olduğunu bilmiyorlar. O kadar yaygın karşılaşıyorlar ki sosyal medyada küçük yaştan itibaren çocuk Tiktok videoları izliyor. Tiktok, sosyal medya kesinlikle 16 yaş öncesi çocuklara yasaklanmalı. Uzmanlar bu konuda defalarca kez uyarıda bulundular. 16 yaştan daha küçük çocuklar sosyal medya kullanmamalı. Anne-babalar çocukların kullanımlarını takip etmeli, her yazışmaların her arkadaşlarını bilmeli.”
ÇOCUKLAR SOSYAL MEDYADA GERÇEK HAYATTA OLMAYAN İHTİYAÇLARINI KARŞILIYORLAR
Çocukların dijital dünyaya sığınma nedeniyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Sevda Doğan, “En önemli ihtiyaç görünür olma ihtiyacı. Çocuklar dijital dünyada görünürlük kazanıyorlar. Gerçek hayatta edinemedikleri ihtiyaçları oralardan karşıladıkları için çocuklar internete bu oyunlara saplanmış durumdalar. Kırılganlık, yalnızlık, dışlanmışlık hissi, dış dünyadan yalıtılmışlık hissi çocukları oraya çekiyor. Oyunların rolü de burada çok önemli. Dijital dünyalar çocukların sosyalleştikleri, kendilerini ait hissettikleri yeni yaşam alanlarıdır. Burada gerçek hayatta olmayan bazı ihtiyaçlarını karşılarlar. Kabul edilme, duyulma gibi. Orada bir karşılığı olduğu için çocuk orada var oluyor.”
ANNE-BABALAR ÇOCUKLARININ NEREDE VAKİT GEÇİRDİĞİNİ BİLMİYOR
“Anne babalara tekrar uyarımızdır.” diyen Sevda Doğan sözlerini şu sözlerle noktaladı: “Bu problem tek başına çocuk da bitmiyor. Bu sadece çocuğun sorunu değil. Bu yaşanan katliam sadece çocuğun mesuliyetinde olan bir şey değil. Bu hem ailenin, hem okulun, hem toplumun hepimizin sorumluluğunda. Bizler ortaklaşa hareket edersek çok daha iyi sonuçlar alabiliriz. Lütfen 16 yaşından küçükse çocuklarına sosyal medya açmasınlar. Eğer açıyorlarsa takibini yapsınlar. Bakıyorum hiçbir anne baba çocuklarının nerede vakit geçirdiğini bilmiyor. Bizim kaybedecek bir çocuğumuz daha yok. O yüzden bizler çocuklarımıza tutunmak zorundayız. Ailemizi iyi hale getirmek zorundayız. Ailecek birbirimize tutunmak zorundayız ve son olarak da toplumca birbirimize bence artık tutunmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.




