Medya03’de Moderatörlüğünü AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Dr.Talat Koçak’ın yaptığı ‘Akademi Dünyası’ programının konuğu AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof.Dr.Gürsoy Şahin oldu. Sarıkamış harekatının 111. yıldönümünün konuşulduğu programda Prof.Dr.Gürsoy Şahin şunları söyledi:

“Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasının 111. yılı. Aynı zamanda Sarıkamış kuşatma harekatının da 111 yılı. Burada öncelikle Birinci Dünya savaşı'nın ne zaman başladığı ve hangi sebeplerle başladığı üzerinde durmak uygun olacaktır. Bugün 111 nci dönümünü birkaç gün geçtik. Ancak Birinci Dünya Savaşı'nın hangi şartlarda çıktığını, aradan geçen bunca zamandan sonra ne gibi sonuçlara sebep olduğunu anlamak açısından bence doğru bir zamandayız. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mevcut şartları göz önünde bulundurduğumuzda 111 yıl önce patlak veren Birinci Dünya savaşının şartlarını bize çok da uzak olmadığını ya da çok da böyle anlaşılmaz durumlar olmadığını açık bir şekilde görmek mümkün.”

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI AVUSTURYA-MACARİSTAN VELİAHTININ ÖLDÜRÜLMESİ ÜZERİNE PATLAK VERİYOR

Birinci Dünya Savaşı’nın başlama nedenlerini anlatan Prof.Dr.Gürsoy Şahin tarihi bilgilerle ilgili şunları söyledi: “Birinci Dünya Savaşı 1914’de patlak verdiğinde Avrupa ya da genel olarak dünyanın siyasi atmosferine baktığımızda neredeyse 100 yıllık bir sömürge rekabeti, pazar ve hammadde arayışının bir sonucu olarak 1914 Ağustos ayında patlak verdiğini görüyoruz. Birçok sebep sayılabilir ama bütün sebepler bu sömürge rekabetine oturtulabilir. Sömürge rekabeti dediğimiz 19. Yüzyılda başlayan ve 100 yıllık bir birikimin sonunda ya da daha net bir tarih vermek gerekirse 1871’de Almanya'nın siyasi birliğini tamamlamasından sonra başlayan bloklaşmalar sonucunda 1914’de Avusturya-Macaristan Veliahtının bir Sırp tarafından öldürülmesi üzerine patlak veriyor.”

4 İMPARATORLUK YIKILIYOR, 4 HANEDAN ORTADAN KALKIYOR

Birinci Dünya Savaşı sonrası imparatorlukların yıkıldığını, hanedanlıkların ortadan kalktığını söyleyen Prof.Dr.Gürsoy Şahin şunları söyledi: “Birinci Dünya Savaşı 1914’te başlayıp 1918’de sona erdiğinde Dünya-Avrupa siyasetini, toplumsal yapısını çok derinden etkiliyor. 4 imparatorluk yıkılıyor, 4 hanedan ortadan kalkıyor. Bunlardan bir tanesi Osmanlı imparatorluğu ve Osmanlı hanedanı, bir diğeri Rusya 1917’de yaşanan devrim sonrası Romanov hanedanı iktidardan gidecek. Bir diğeri Almanya İmparatorluğu Hohenzollern tarafından idare edilen Almanya’ya sisteminden uzaklaşacak. Birde Habsburgluların idare ettiği Avusturya-Macaristan. Birinci Dünya Savaşı'nın 4 yıl boyunca geniş kapsamlı etkilerini Avrupa'nın ya da Rusya'nın, Almanya'nın, Avusturya-Macaristan'ın derinden hissettiğini görüyoruz.”

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAN EN ÇOK OSMANLI ETKİLENİYOR

Prof.Dr.Gürsoy Şahin; “Fakat Birinci Dünya Savaşı'nı en derinden yaşayan, hisseden Devletlerden, İmparatorluklarından bir tanesi Osmanlılar oluyor. Malum 1914’ün 4 Ağustos'ta esas savaş Avrupa cephesinde patlak verecek.

Esasen Osmanlı İmparatorluğu'nun öncelikle anlaşmak ya da ittifak kurmak istediği Avrupa Devleti İngiltere. 1911’de henüz daha Trablusgarp savaşı yıllarında, 1913’te olmuyor, reddediliyor. 1914 Ocak ayında hükümet bir Dünya Savaşı'nın patlak vereceğini görüyor. 3 kez İngiltere ile ittifak yapılması konusunda bir teşebbüs girişimi oluyor. İngiltere'den sonra önce Rusya'yla, ondan sonra Fransa'yla ittifak anlaşması yapılması gündeme gelecek. Mart ayında Rusya'yla, Haziran ayında Fransa'yla görüşmeler yapılıyor. Burada İngiltere 2 kez bu teklifi reddettikten sonra Rusya'yla Fransa'nın bu teklifi reddetmesi de benzer şekilde “Müttefiklerimize soralım, buna göre değerlendiririz” şeklinde bir karar ya da bir cevap veriliyor. Burada son çare Almanya olarak karşımıza çıkıyor.”

OSMANLI BİR GECEDE 1000 KM. TOPRAK KAYBEDİYOR

Osmanlı İmparatorluğunun Balkan Savaşlarında büyük bir hezimet, yenilgi aldığını söyleyen Prof.Dr.Gürsoy Şahin, “Almanya siyasi birliğini kurduktan sonra Osmanlı İmparatorluğu'yla yakın ilişkiler içerisinde. İlber Ortaylı’nın çok meşhur “Osmanlı imparatorluğunda Alman nüfuzu” kitabını da hatırlatmakta fayda var. Osmanlı imparatorluğu Balkan savaşlarında 1912-13 büyük bir hezimet, yenilgi alıyor. Türk milletinin hafızasında çok derin izler bırakan bir savaş bu. Bir gecede 1.000 km toprak kaybediliyor. Bunu niye söylüyorum? Çünkü 1913 yılının Aralık ayında Osmanlı hükümeti Almanya'yla bir anlaşma yaparak 42 kişiden oluşan bir askeri heyet davet ediyor İstanbul'a.

Osmanlı Devletinin Almanya'yla bir ortaklık kurması, bir ittifak anlaşması yapması, bir Alman hayranlığından ziyade stratejik bir gereklilik gibi görünüyor. Bir hayranlıktan değil, bir stratejik zorunluluktan kaynaklanıyor. Esasen bakıldığında tarafsızlık ya da Almanya'yla birlikte savaşa girme seçeneği kalıyor. Tarafsız kalmak taraf seçmekten daha ağır sonuçlara sebep olabilirdi. Birinci Dünya savaşı'na giden süreci incelediğimizde İngiltere'nin, Rusya'nın, Fransa'nın bütün politikaları Osmanlı topraklarını sömürgeleştirme üzerine kurgular.”

KARS 40 YIL RUSYA'NIN İDARESİNDE KALMIŞ!

1878 Berlin anlaşmasının gereği Kars Ardahan, Erzurum’a kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun elinden çıktığını ve 40 yıl Rusya’nın idaresinde kaldığını söyleyen Prof.Dr.Gürsoy Şahin şunları söyledi:

“2 Ağustos'ta seferberlik ilan ediliyor. Almanya'yla Osmanlı Genelkurmay'ın anlaşması Temmuz 1914’te görüşmeler yapılmış, bir gizli anlaşma yapılacak. Burada Birinci Dünya Savaşı deyince ilk aklımıza gelen Kafkas cephesi ve tabii konumuz Sarıkamış harekatı olması itibariyle sanki tek başına Sarıkamış kuşatma harekatı varmış gibi gelebilir. Ancak Osmanlı imparatorluğunun Kafkas cephesi dışında Çanakkale'de, İran'da Irak’ta, Galiçya'da, Romanya'da, Makedonya'da, Arabistan, Filistin, Hicaz ve Suriye cephelerinde de savaştığını görmek, bilmek gerekiyor. Osmanlı devletinin işi, çok savaşa girmesiyle ilgili çok bilindik bir hikaye. Alman donanmasına ait 2 zırhlının Goeben ve Breslau’nun Osmanlı sularına girmesi, Karadeniz'e çıkması, Yavuz ve Midilli isminin verilmesi. Burada belki şunu hatırlatmakta fayda var, 29 Ekim'deki bu bombalamayı sanki Türk tarafının Türk Genelkurmay'ın haberi yokmuş da oldu bittiyle girildiğine dair bir ifade.

Şunu söylemek lazım, Osmanlı Genelkurmayının haberi olmadan yapılmış bir şey değil. 29 Ekim'de gerçekleştirilen bu bombalama sonucunda Osmanlı imparatorluğu yeniden Rusya'yla acaba vaziyeti kurtarır mıyız düşüncesiyle bir diplomatik temas kuracak. Fakat 1 Kasım'da Rusya elçisini istanbul'dan çekiyor ve harekete geçiyor. 2 Kasım'da artık Osmanlı İmparatorluğu'yla Rusya’nın resmen savaşa başladığını görüyoruz. Burada belki şunu da hatırlatmakta fayda var. 1877-78 Osmanlı Rus savaşı hepimizin 93 harbi olarak bildiğimiz savaşla ilgili burada bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum. Kars 1877’den itibaren ki zaten 1878 Berlin antlaşmasının maddeleri gereği Rusya'ya terk ediliyor. Kars Ardahan, Erzurum’a kadar Osmanlı imparatorluğu'nun elinden çıkmış. Hatta 40 yıl 1917-18’e kadar 40 yıl Rusya'nın idaresinde kalmış.”

11 KASIM’DA OSMANLI PADİŞAHI CİHAD İLAN EDİYOR

Osmanlı Hükümetinin 11 Kasım’da cihad ilan ettiğini ifade eden Prof.Dr.Gürsoy Şahin, “Birinci Dünya Savaşı'na 1 Kasım'da Ruslar Sarıkamış'a, Erzurum'a doğru hareket ediyorlar. 2 Kasım'da savaş çıkıyor. 11 Kasım'da Osmanlı hükümeti padişahı cihad ilan ediyor. Bu da önemli bir ayrıntı. 11 Kasım'ın ardından Enver Paşa'nın da “Arkadaşlar” diye başlayan beyannamesi olacak. Kasım'daki bu gelişmelerle birlikte Birinci Dünya Savaşı bizim açımızdan en soğuk ama esasen en sıcak günlerini bu Kafkas cephesinde ve Sarıkamış harekatıyla yaşayacağız göreceğiz.”

Afyon Kalesine intihar etmek için çıkan şahıs son anda ikna edildi
Afyon Kalesine intihar etmek için çıkan şahıs son anda ikna edildi
İçeriği Görüntüle

SARIKAMIŞ’IN RUSLAR İÇİN ÖZELLİĞİ NE?

Prof.Dr.Gürsoy Şahin, “Sarıkamış'tan önce yani 22 Aralık’a gelmeden önce Kasım ayının başında 7 Kasım - 12 Kasım arası, 16-20 Kasım arasında Köprüköy ve Azap muharebelerinde Türk ordusunun başarı kazanması, “Galiba oluyor bu iş, Rusların ilerleyişini durdurabiliriz. Hatta durdurmakla kalmaz, Sarıkamış'ı da ele geçirebiliriz.” gibi düşünce hasıl olacak.

Şimdi Sarıkamış’ın ne özelliği var? Sarıkamış az önce söyledim Tiflis'ten başlayan Kars'a da uğrayıp gelen demiryolu hattının son istasyonu. Rus birlikleri için tam depo, yığınak yeri. Hem lojistik malzemenin hem askeri malzemenin depolandığı yerler. Kafkas cephesinin ve Sarıkamış harekatı'nın ilk olarak gündeme gelmesi, bu bölgede bir harekat yapılması bazı kişilerin ifade ettiği gibi en azından ilk dönem için belki bunu söyleyebiliriz. Turan yolunun açılması, Kafkaslardaki bütün Müslümanların kurtarılmasından ziyade daha pragmatik bir sonuca dönük adım olarak değerlendirilmeli.”

HASAN İZZET PAŞA HAREKATA MUHALİF DURUŞ GÖSTERİYOR

Sarıkamış’ta şehir efsanesine dönen 90 bin, hatta bazı kaynaklardan 120 bin askerimizin şehit olduğu iddialarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof.Dr.Gürsoy Şahin şunları söyledi: Enver Paşa'nın ya da Osmanlı Genelkurmay'ın emri, Köprüköy ve Azap muharebelerindeki başarı da bunda etkili oluyor. Bir an önce Sarıkamış'ın kuşatılarak ele geçirilmesi ve Rusya'ya ait lojistik, silah ve cephanenin Türk ordusuna aktarılması amacına yönelik. Burada 3 ncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşanın mevsim itibariyle harekata muhalif bir duruşu olduğunu söylemek lazım. Bu mevsimde bir harekata girişmenin doğru olmayacağını ifade ediyor.

TÜRK ORDUSUNUN SAYISI RUS ORDUSU’NDAN DAHA FAZLA

Türk ordusunun Rus ordusuna göre sayısal olarak üstün olduğunu ancak lojistik destekte problem yaşadığını ifade eden Prof.Dr.Gürsoy Şahin, “Sayılara baktığımızda Türk ordusunun sayısal olarak daha üstün olduğunu, daha çok güçlü olduğunu görüyoruz. 96.550 kişi civarında bir Türk askeri var. Öbür tarafta Rus ordusuna baktığımızda bunların yaklaşık 65.000 kişi civarında bir ordusu olduğunu görüyoruz. Sorun şu: Rus askeri sayısal olarak az olmakla birlikte lojistiği çok sistemli bir şekilde işliyor. Ayakkabısından çorabına, yediğinden içtiğine vs. kışlık malzemelerinin çok yerinde olduğunu görüyoruz. Buna karşılık sayısal olarak fazla olan Türk askerinin en büyük problemi lojistik malzemelerin zamanında ve ihtiyaç duyulduğu ölçüde tedarik edilememesi.

Rusya, Sarıkamış'a trenle, demiryoluyla lojistik malzemesini görülebilirken ya da mevcut depolardan bu ihtiyacını karşılayabilirken, Osmanlı ordusu İstanbul'dan gönderilse 1.100 kilometrelik bir yol var. Gemiyle Trabzon limanından Erzurum'a hayvanlarla taşınması gerekiyor veyahut da bugünkü Niğde Ulukışla’ya trenle taşınması ve oradan da Erzurum'a getirilmesi gerekiyor ki orada da 600 kilometrelik bir yol var.”

KAĞIT ÜZERİNDE HAREKAT ÇOK BAŞARILI

“Harekat kağıt üzerinde çok net ve teorik olarak çok başarılı görünüyor.” diyen Prof.Dr.Gürsoy Şahin, “11 nci Kolordu Abdülkerim Paşa tam cepheden saldıracak 9 ncu Kolordu Komutanı Ali İhsan Latif Paşa, (Bu sökmen bu bizim bildiğimiz ali ihsan paşa değil) 10 ncu Kolordu’yu da Hafız Hakkı bey idare ediyor. Bu 2 Kolordu da kuşatma harekatını gerçekleştirecek. Fakat kağıt üzerinde çok başarılabilir, yapılabilir gibi görülen kuşatma harekatı 22 Aralık gibi mevsim itibariyle ve 4 Ocak’a kadar 3 haftalık bir harekat olarak gerçekleştiğini görüyoruz.”

-20-25 DERECELERDE HAREKAT ÇOK GERÇEKÇİ GÖRÜNMÜYOR

“Zaman olarak çok doğru bir zaman olmadığını hatırlatmak lazım.” diyen Prof.Dr.Gürsoy Şahin sözlerine şöyle devam etti:

“-20-25 derecelerde kuşatma harekatına girişilmesi çok gerçekçi görünmüyor. Belki en çok dikkat edilmesi gereken şeylerden bir tanesi. Mevsimin ne olduğu, soğuğun ne olduğu belki göz ardı edilebilir ama lojistik malzeme ya da kışlık malzeme olmayınca maalesef beklenen ya da umulan başarı sağlanamıyor. Askerin sırtında bir yükü var, 4 günlük erzakla yola çıkıyorlar. Silahları var. Cephane var ki yük taşınıyor. Burada haritaların eski olması ya da yanlış okunmasıyla ilgili takım problemler var.”

SARIKAMIŞ’A ÇOK YAKLAŞILMIŞ AMA…

Prof.Dr.Tuncay Öğün hocanın Sarıkamış’la ilgili yaptığı çalışmalarda Sarıkamış’ta başarıya çok yaklaşıldığını aktardığını ifade eden Prof.Dr.Gürsoy Şahin, “Esasen bu konuda en çok çalışan isimlerden Profesör Doktor Tuncay Öğün hocanın Sarıkamış'a ilgili çalışmalarında askeri olarak Sarıkamış'a çok yaklaşıldığı, neredeyse başarı kazanılacağı fakat ne diyelim talihsizlikler ve Ali İhsan Latif Sökmen Paşa'nın bir kararsızlık, tereddüt yaşaması. Bununla birlikte Hafız Hakkı Bey güzergahı değiştiriyor bir takım insani hatalar, birçok unsur bir araya geldiğinde netice itibariyle başarısız bir kuşatma harekâtıyla neticelenir.”

ŞEHİT SAYISI 30 BİN

Sarıkamış’ta verilen şehit sayısıyla ilgili abartılı spekülasyonların yapıldığını sözlerine ekleyen Prof.Dr.Gürsoy Şahin şunları söyledi: “Şimdi 90 bin şehidin bir kurşun atmadan donduğuyla ilgili ifadeler çok fazlaca abartılı ve spekülasyon. Zaten toplam 95.000 askerden bahsediliyor. Rakamlar hem Rus kaynaklarından hem Türk Genelkurmay'ın kaynaklarından bakıldığında, Tuncay Öğün Hocanın bu konuda önemli çalışmaları var. Mustafa Çolak hoca da yine Türk Tarih Kurumundan çıkan Enver Paşa ile ilgili kitabında bu sayılara değinmiş.

Türk Genel Kurmayın verdiği rakamlara göre 18.000 kişi Sarıkamış'ta toplamda 23.000 Türk askerinin şehit olduğunu ve toplu mezarlara defnedildiğini biliyoruz. Nereden biliyoruz? Kış mevsimi geçtikten sonra karlar erimeye başladığında Rus ordusu bölgedeki Müslüman köylülerle şehit cenazelerini toplayıp dini gereklerini yerine getirip mezarlara defnediyorlar.

Tabii bir de 11 nci Kolordunun Aras Vadisi'nde verdiği ancak ulaşılamayan şehitlerle birlikte 3 ncü Ordunun şehit sayısının 30.000 olduğunu söyleyebiliriz. Tabii 30.000 şehidin yanında esirler var. Esirlerle ilgili sayılar da biraz farklı. 20.000 esirden bahseden kaynaklar var. 9 binden bahseden kaynaklar var. Farklı farklı rakamlar var ki 9 ncu Kolordu Komutanı Ali İhsan Latif Sökmen paşa burada bütün karargahı ile birlikte esir düşmüş. Şimdi 30.000 şehit yaklaşık olarak söylüyorum. 20.000 esir toplam 50.000. 15.000 civarında hastanelerde olan bir rakamdan bahsediliyor. Birde firarlar var. Gene Mustafa Çolak hocanın konuyla ilgili çalışmasında 12.000 asker kaçağından bahsediliyor. Şimdi toplam zayiat olarak bakıldığında sayı yaklaşık olarak 60 binlere gelebilir. Ancak gerçek şehit sayısı 30.000 olarak tespit ediliyor.”

LOJİSTİĞİN HER ŞEY OLDUĞUNU SARIKAMIŞ’TA GÖRÜYOR

Türk Genelkurmay’ın lojistiğin en önemli şey olduğunu Sarıkamış’ta gördüğünü ifade eden Prof.Dr.Gürsoy Şahin şunları söyledi:

“Sarıkamış kuşatma harekatı aslında milli mücadele yıllarında Türk istiklal harbinde Türk Genelkurmayına birçok şey öğretiyor. Lojistiğin her şey olduğunu Sarıkamış'ta görüyor. Rusların da yaklaşık 30.000 kaybı olduğunu, donarak ölenlerin olduğunu söylemek lazım.

Burada gerekli hazırlıklar yapılarak ve biraz da tabii zamana yayılarak bu süreç yürütülebilseydi çok farklı olabilirmiş. Şöyle söylemek lazım, niye bu kadar acele edildi? Savaşın çok kısa sürede biteceği öngörülüyor, düşünülüyor ancak hiç de düşünüldüğü gibi gerçekleşmiyor. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Zaferler hazırlık sever. Sarıkamış harekatında biraz aceleci bir şekilde harekete geçilmesi sonuçları itibariyle maalesef büyük kayıplara sebep olmuş. Ama dediğim gibi Türk istiklal harbinde bundan gerekli derslerin alındığını söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://youtu.be/p0pw98oatFI