GÜNDEM

Yunan askerleri “Kemal geliyor” diye kaçtılar!

Medya03’de Gazeteci-Sunucu Kadir Kaplan’ın konuğu AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Dr.Talat Koçak oldu. 103. yıldönümünü kutladığımız Büyük Taarruz ve zafere giden yolun konuşulduğu programda konuşan Koçak, “Yerel tarihle ilgili bir arkadaşımız Afyonkarahisar'da bir çalışma yapmıştı. 26 Ağustos sabahı başlayan Yunanlıları sökme girişiminde askerler kaçarken, “Kemal geliyor, Kemal geliyor” diye kaçtılar.” dedi.

Abone Ol

Moderatörlüğünü Kadir Kaplan’ın yaptığı programın konuğu olan AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Dr.Talat Koçak 30 Ağustos özel programında birbirinden ilginç anektot ve tarihi bilgileri paylaştı. Yunan’a ilk kurşunu sıkan Ali Çetinkaya’dan, Şükrü Çelikalay’a oradan Mustafa Kemal Atatürk’ün halkı mücadele nasıl ikna ettiğini anlattı.

NUTUKTA GEÇER, YUNAN’A İLK KURŞUNU SIKAN ALİ ÇETİNKAYA’DIR

Merhum Ali Çetinkaya’nın Devlet malına riayet eden bir kişi olduğunu ve resmi olarak Yunan’a ilk kurşunu sıkan kişinin olduğunu ifade eden Koçak şunları söyledi:

“Rahmetli İbrahim Küçükkurt, Allah rahmet eylesin. O’nun sempozyumlarda veya sohbetlerde söylediği bir laf vardı: “Ali Çetinkaya en büyük Afyonkarahisarlı” derdi. Ali Çetinkaya kimdir? Trablusgarp'ta Enver Paşayla, Mustafa Kemal'le vatan mücadelesi vermiş şahsiyettir. Yine ilk mecliste vekillik yapmıştır. Münakalât vekilliği, Bayındırlık Bakanlığına eşdeğer. Böyle bir Bakanlık’da yapıyor. İhaleleri verirken de önce 10 kilometrelik bir yer yaptırıyor, sonrasında da o müteahhidi çağırıyor. Yaptırdığı tren yolunun altında kahve içiyorlar. O sırada üstten treni geçiriyor, eğer adam korkup kaçarsa bir daha o adama ihale vermiyor. Yani bu denli de Devlet malına riayet eden bir kişi.

Türk insanı Yunan işgalini, herhangi bir işgali kabul etmemiş, yani ülkenin her tarafında kurşunlar yağdırılmış, bir tepki olarak. Ama resmi anlamda, bu Nutuk’ta da böyle geçer ilk kurşunu atan Ayvalık cephesinde, o Yunan ilerleyişini durduran Ali Çetinkaya’dır. Yiğidin hakkını da yiğide verelim.”

İTTİHAT TERAKKİNİN AFYON’DAKİ KURUCUSU ŞÜKRÜ ÇELİKALAY’DIR

Vatanın işgal edilmeye başlamasıyla Şükrü Çelikalay’ın inisiyatif aldığını ifade eden Koçak şunları söyledi:

“Milli mücadeleyi sadece Afyonkarahisar özelinde bile baksak anlarız. Çünkü özü, kabuğu burası. Milli mücadele özelinde yine Afyonkarahisar'ın ilk Belediye Başkanı var Halil ağa. Onun verdiği çok pasif diyebileceğimiz ajanlık faaliyetleri var. Şükrü Çelikalay İttihat Terakkinin Afyon'daki kurucusudur. Şükrü Çelikalay vatan işgal edilince inisiyatif alıyor. Afyonkarahisarlı gençlerle, Sarıkız tepesi dediğimiz yerin arkasında silah talimi, atış talimi yaptırıyor ve bu tip çete faaliyetleri Yunan ilerleyişini 10 ay kadar yavaşlatıyor.

Şimdi bu bize ne kazandırıyor? Sanıyorum yine Afyonda bir yerde Demiralay var. Hani böyle değişik isimlerle, bu milis müfrezeleri diyebileceğimiz yapılar kurulmuş. Burada yapılan tarihteki en küçük olay bile neyin ne olacağı belli olmaz. Hani “Bir çivi bir nalı kurtarır, bir nal bir atı” diye hikaye böyle devam eder. Hakikaten de öyle. Bu süreçte biz düzenli orduyu kuruyoruz. Diğer taraftan asker kaçakları var, o da çok normal. 10 yıldır ordu savaştığı için düzenli intizam yok. Avantajımız ne? Doğu cephesi Kazım Karabekir, orduyu terhis etmemesi bizim için en büyük avantaj.”

YUNAN ASKERLERİ KEMAL GELİYOR DİYE KAÇTILAR

Afyonkarahisar’da yapılan bir çalışmayla ilgili anı ve hikayeden bir bölüm aktaran Koçak şunları söyledi: “Yerel tarihle ilgili bir arkadaşımız Afyonkarahisar'da bir çalışma yapmıştı. 26 Ağustos sabahı başlayan Yunanlıları sökme girişiminde askerler kaçarken, “Kemal geliyor, Kemal geliyor” diye kaçtılar. Vatandaşın hafızasında yer etmiş bu durum. Milli mücadeleyle ilgili böyle pek çok anı ve hikaye aklımıza geliyor.”

FRİG VADİSİ DİYE YANLIŞ BİR TANIMLAMA VAR

Frig Vadisi diye yanlış bir tanımlamanın olduğunun altını çizen Koçak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eskişehir muharebeleri ile ilgili bilimsel çalışma yapmak istemiyorlar? Çünkü kaybettiğimiz bir savaş. Hep derler, “Mağlubiyetler yetimdir.” Hani zaferlerin çok sahibi vardır ama mağlubiyetler yetimdir. Bu noktada inanılmaz sıkıntılar yaşamışız. 2022 yılında Kültür Bakanlığı'nın izniyle şehitliklerle alakalı milli mücadelenin 100 yılıyla ilgili bir proje yaptık. Frig Vadisi diye yanlış bir tanımlama var. Frigya bölgesi ovadır. Frigya bölgesinde Sarıcıova diye bir köy var. Orada Kolonkaya diye bir mevki var. Biz orada çalışmalar yaptık, şehitliklerle alakalı. Kolonkaya bölgesinde hâlâ siperler canlı bir şekilde duruyor.”

BİRİNCİ VE İKİNCİ İNÖNÜ MUHAREBELERİ MORAL MOTİVASYON ANLAMINDA ÖNEMLİ

Atatürk ile bir çiftçi arasında geçen diyaloğu aktaran Koçak şunları söyledi:

“Milli mücadele döneminde meşhur Atatürk ve bir çiftçinin anısı vardır. Bazı kaynaklarda Kastamonu, bazı kaynaklarda Ankara'da diye geçiyor. Mustafa Kemal arkadaşlarıyla beraber dolaşırken yaşlı bir amca, bir tane öküz arkasında sabanıyla çift sürüyor.

Yaklaşıyorlar; “Merhaba, baba nasılsın. Yunan düşmanı kapıya gelmiş sen burada çiftçilik yapıyorsun. Hani oluyor mu bu?” gibi sitemkar bir şey söyleyince! adamcağız da dönüyor; “Böyle diyorsunuz ama bu sabanın ucunda 7 tane yetim evde bekliyor. Bunların babaları birisi Balkan Savaşı'nda vefat etti, diğeri Yemen'de vefat etti, gelinler evde. Tek erkek benim, herkes bu sabanın ucuna bakıyor. Ben ne yapabilirim.” diyor.

Mustafa Kemal’de bu halkı, bu mücadeleye inandırmamız lazım diyor. Rasyonel bir şey lazım inandırabilmek için. Birinci ve ikinci İnönü muharebeleri bu anlamda bir hayli önemli, moral motivasyon anlamında.”

TEK TEK TOPARLAYACAĞIM

Halkı mücadeleye ikna etme konusuyla ilgili bir anektodu paylaşan Koçak şunları söyledi:

“Mustafa Kemal Ankara'ya geldiği zaman Amerikalı bir gazeteciye röportaj veriyor. Röportajda Mustafa Kemal’e ofansif sorular sormuşlar. Herkesin aklında tek soru var, gazeteci de onu sormuş: Siz Birinci Dünya savaşını kaybettiniz, ordu dağıldı. İngiltere çok güçtü, Yunanlılar işgal etti. Siz bu halkı nasıl toplayacaksınız derken tam o sırada Mustafa Kemal'in tesbihi kopuyor ve tesbih taneleri dağılıyor. Mustafa Kemal eğiliyor tesbih tanesinden bir tanesini alıyor ipe yerleştiriyor “İşte böyle toparlayacağız” diyor. Yani gerekirse tek tek toparlayacağız diyor.”

DÜNYA BÖYLE BİR BAŞARI BEKLEMİYORDU

Dünya’nın Türk ordusundan böyle bir başarı beklemediğini ifade eden Koçak şunları söyledi: “Sakarya Savaşı biraz ağırlıklı olarak savunma savaşıdır. Sonrasında biz Sakarya ırmağının doğusuna Yunanları geçirmiyoruz. Dünya böyle bir başarı beklemiyordu. Beklenen şu idi: İngiliz destekli Yunanlılar hepsi Sakarya’da Türk ordusunu perişan edecekti. Tıpkı Çanakkale'de olduğu gibi. Çanakkale'de de 3-4 günde biz geçeceğiz Çanakkale'yi diye gelip yıllarca orada çakılı kaldılar. Böyle bir şey bekliyorlardı, bekledikleri olmadı. Türklerin artık savunma durumundan taarruz durumuna geçtikleri, tam bir milat, tam bir kırılma noktası olmuştur.”

DİPLOMASİ İŞİNDE BİR NUMARALI MİLLETİZ

“Türkler savaş meydanında kazanır, masa başında kaybeder” söyleminin doğru olmadığını ifade eden Koçak şunları söyledi:

“Yendiğimiz Yunan değildi. Atlanır, Afyonkarahisar İtalyanlar’ın da işgaline uğramıştı. Hani genelde Yunan işgali bilinir ama bu hattı olduğu gibi ellerinde tutuyorlar. O Sevr haritasını hatırlayın Antep, Urfa, Maraş. Gaziantep, Şanlıurfa, Kahramanmaraş oldu ve hak ederek alınmış ünvanlardır. Bu bölgeyi Fransızlar işgal ettiler Erzurum'a kadar. Hatta Ruslar Valiydi. Biz böyle bir durumdaydık. Şimdi bu durumdan, biz İtalyanları önce diplomasiyle saf dışı bıraktık sonra silahlarını satın aldık. Bu çok büyük bir diplomasi başarısıdır. Milli mücadele dediğimiz zaman sadece cephede kurşun attık, kurşun yedik kısmı yok. Yani diplomasi tarafı da önemli ve ben şunu da söylüyorum genelde şunu deriz: “Türkler savaş meydanında kazanır, masa başında kaybeder.” Aslında tam olarak öyle değil. Biz diplomasi işinde belki de bir numaralı milletiz.”

İNGİLTERE’NİN ORTADOĞU POLİTİKASI ÇÖKME NOKTASINA GELMİŞTİ

İngiltere’nin durumunun anlatılmadığını ifade eden Koçak şunları söyledi:

“İngiltere 50 yıldır savaşıyor. Çanakkale’yi 3-4 günde geçecekti, savaş 1 ayda bitecekti. Hikaye hiç öyle olmadı. 7-8 yıl sürdü. Churchill bunu avam kamarasına anlatamaz. ‘Hani geçecektin, Anzakları da getirdin, Osmanlı işte hasta adamdı.’ İngiltere'nin durumu anlatılmıyor. İngiltere'nin bütün Ortadoğu politikası çökme noktasına gelmişti.

Eğer savaş devam etse Türkiye-Ankara hükümeti de boş durmayacak. Bu sefer Trablusgarp bölgesinde mesela İtalyanlarla yine sünniler savaşmaya devam ediyor. Mısır'a da bu isyan dalgası sıçrayacak. İngiltere'nin sömürge alanları, Hindistan'a giden ticaret yolu tehlike altına girecek. Bu noktada kendimizi hafife alıyoruz. Bunu da böyle Osmanlıcılık adına yapıyorlar. Osmanlı imparatorluğuna da hakaret ediyorlar. Milli mücadele bir İngiltere projesi ise Kazım Karabekir, Refet Bele, Mustafa Kemal var. Bunların hepsi Osmanlı paşası. Hatta bu hikayenin gerisinde işte Enver Paşa’nın Kafkaslardaki faaliyetleri var. O noktada yine devletleri ayırmıyoruz, Türk tarihi tektir bütündür. Hani istemeden şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar.”

Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://youtu.be/Om-pL9U3ptY