GÜNDEM

Siyasette kadro

Son günlerde bazı siyasi partilerin il başkanlıklarına kimlerin gelebileceğine dair haberler yerel basında sıkça yer alıyor. Bazen meslekler bazen siyasi tecrübeler bazen isimler üzerinden düşünceler paylaşılıyor.

Abone Ol

Öncelikle demokrasinin en önemli kurumlarından olan siyasi partilerin görevlendireceği il başkanlarının her parti için hayırlı olmasını dilerim. Önemli olan hem temsil hem de düşünce anlamında halka yakın olup, taleplerini anlayabilmesidir.

İnsan doğduğu andan itibaren yaşadıkları bir davranış eğilimi oluşturur. Pierre Bourdieu buna habitus der. Habitus; bireyin, sosyalleştiği çevre şartlarının onda oluşturduğu dış dünyayı algılama, düşünme ve davranma biçimini belirleyen yatkınlık ve alışkanlıklardır.

Sizin hayatınızın büyük kısmında yaptığınız iş sizde birtakım yatkınlıklar oluşturur. Onun için meslek gruplarına dair genellemeler yapabiliyoruz. Şu meslek mensupları bu şekilde davranır gibi…

Bu genellemeler istisnaları olmakla birlikte ortalama da doğru çıkarımlardır.

Bürokratın genel davranış eğilimi ile tüccarın ya da serbest meslek erbabının ki aynı değildir.

Bu meslek gruplarından birine mensup olmakla birlikte genç yaşlardan itibaren toplumsal talepler adına siyasi yapılarda bulunanın yatkınlığı, davranış biçimi de meslektaşlarıyla farklılaşır.

Geçmişte siyasi partilerin arasındaki farklılıklar daha belirgindi. Dolayısıyla gençlik kollarında yetişen insan kaynakları belirli davranış kalıplarına sahip olurdu. Parti yöneticileri süreç içerisinde bu kaynaktan gelirdi.

Neoliberal politikaların yegâne ekonomi politikası olarak kabul edilmesi, SSCB ve Doğu blokunun çöküşü gibi nedenlerle süreç içerisinde siyasi partiler birbirine benzer oldu.[1] En son genel seçimlerde iki büyük ittifakın özellikle ekonomi politikaları yeniden okunursa ne kadar benzedikleri görülecektir.

İdeolojik partilerin söyledikleri ile yaptıkları arasındaki mesafenin büyüklüğü bu durumun dışında görülen partilerin dahi bundan etkilendiğini gösteriyor. Onların da özellikle gençlik kollarında söyledikleri fikirler geçmiş dönemlerden kalmadır. Yeni sorunlara ideolojilerinden hareketle yeni çözümler üretemiyorlar. Eski ezberleri tekrar ediyorlar.

Hal böyle olunca reklam filmindeki jenerik kaçınılmaz: “Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz …”. Gençlik kollarında ancak kırklı yaşlarda görülebilecek “iş bitirici, köşe dönücü” tipoloji hakim profil haline geliyor. Maalesef, “oportünist veya pragmatist” bile diyemiyorum. Çünkü bu kelimelerin siyasi ve ideolojik çağrışımlarını bilmediklerinden eminim.

Kaht-ı rical derlerdi, eskiden… Bir işi yapacak liyakatte insan azlığı… Bütün siyasi partileri gözünüzün önüne getirin ve hepsine il başkanı kim olabilir diye düşünün… En fazla bir elin parmakları kadar sayabilirsiniz. Onların yarısı da ehven-i şer kadrosundan olur.

Maalesef, günümüzde siyaset elitleri kamu öncelikli politikaların uygulanmasının takipçisi olmak, devlet karşısında güçsüz olan bireyin haklarını korumak, fikirlerini iktidar yapmak gibi nedenlerle görev talep etmiyor. Kişi, zümre veya dar bir grup menfaati için hareket ediyorlar.

Kendilerini o görevlere getiren teşkilat mensupları, parti üyeleri, seçilmişlerse seçmen hiçbir zaman öncelikleri olmuyor. Kişisel kariyer, zenginlik peşinde koşuyor veya sermayeye iş takipçiliği yapıyorlar.

Siyasal elitler, temsil ettikleri fikir, konum ve toplumsal kesimleri önceleyerek siyaset yapmak mecburiyetindedir. Duygulara seslenen değer siyaseti, günlük hayatın sıkışmışlığı karşısında etkisiz kalır. Normal şartlarda seçmen tepkisi alabildiğiniz bu tarz söylemler, bu kez sandıkta çalışmayabilir.

“Çok çalıp, az çalışıyor” diye suçlananlara karşı “az çalıp çok çalışan” olma iddiasında olanlar seçenek olamazlar. Bu halkı “pudracı” veya “otçu” dışında seçenek yokmuş çaresizliğine düşüremezsiniz.

Bu çöküş hali devam ediyor. İnsanların gündelik sorunlar altında ezilmeleri, bireysel sıkışmışlık hislerini artırıyor. Siyaset alanında ve sandık önünde çözüm için uçlara kaymaları sürpriz olmaz. Bu da sorunları sadece büyütür.

[1] Anthony Giddens, Sağ ve Solun Ötesinde kitabında bu konuları tartışır.