Bu yazıda ismi geçen insanların fikirleri, kişilikleri ve dünya görüşleri refere edilmemektedir. Maksat; isimlerin etrafında geçen yaşanmışlık ve nihayetinde bizlerce alınması gereken derslerdir.

Jean-Paul Charles Aymard Sartre; 21 Haziran 1905 yılında Paris’te doğup, 15 Nisan 1980’de aynı şehirde ölen Fransız yazar ve düşünürdür. Felsefi içerikli romanlarının yanı sıra her yönüyle kendine özgü olarak geliştirdiği Varoluşçu felsefesiyle de yer etmiş; bunların yanında varoluşçu Marksizm şekillendirmesi ve siyasetteki etkinlikleriyle 20. yüzyıla damgasını vuran düşünürlerden biri olmuştur. Sartre; bir anlatıcı, denemeci, romancı, filozof ve eylemci olarak yalnızca Fransız aydınlarının temsilcisi olmakla kalmamış, özgün bir entelektüel tanımlamasının da temsilcisi olmuştur. [I]

Yazının kahramanlarından Sartre’a dair ifadeler şurada bir dursun. Gelelim aktaracağımız olayın diğer kahramanına. Yani General Charles De Gaulle’e.

1890 yılında doğan Charles De Gaulle, yirminci yüzyılın önde gelen asker ve devlet adamlarından birisiydi. İkinci Dünya Savaşı’nda Fransa’nın Almanya’ya yenilmesinin ardından Londra’ya giderek Özgür Fransa hareketini başlattı. Ve bu hareketin başında Fransa’nın Alman işgalinden kurtulmasına önderlik etti. Ardından da Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yaptı. [II]

Gelelim Fransa için oldukça önemli ve anlamlı olan, farklı kutuplarda yer alan, tarihe mâl olmuş şahıslar arasındaki yazımıza konu olan yaşanmışlığa.

Bilindiği gibi, Fransa’nın işgali altında bulunan Cezayir’de 1954 yılının sonbaharında bu işgale karşı ayaklanmalar başladı ve bu ayaklanmalar giderek bir bağımsızlık savaşına dönüştü. Bağımsızlık savaşı yaklaşık 8 yıl sürdü. Bu süre içinde bir buçuk milyon Cezayirli öldürüldü. Cezayir’e karşı bastırma savaşı Charles De Gaulle’ün Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı sırasında yürütüldü. Bu savaş, İkinci Dünya Savaşı’nın kahramanı olarak görülen De Gaulle’ün büyük itibar kaybına uğramasına neden oldu. Cezayir’in bağımsızlık savaşına giriştiği ve Fransa’nın bu ayaklanmaları kanlı bastırma girişimiyle karşıladığı yıllarda Sartre, Paris sokaklarında bu haksız işgali kınayan bildiriler dağıtıyor ve gösterilere önderlik ediyordu. Böyle günlerden birinde hükümetin önde gelen üyeleri, Sartre’a ve önderlik ettiği kişilere gözdağı verilmesi önerisini getirdiler. De Gaulle bu öneriyi reddetti. Öneriyi getirenlere: "Sartre Fransa’dır” dedi. Yani bir anlamda “Sartre’a ceza vermek Fransa’ya ceza vermektir, kendinize gelin” demiş oldu. [III]

Darbe anayasasından 44 yıldır kurtulamayan bir ülkede toplumsal uzlaşmanın ve sımsıkı kucaklaşmanın yollarını ararken sizin de gözleriniz -fikir ve düşüncelerini tamamen vareste tutarak söylüyorum- bir veya birden çok Sartre görmek istemiyor mu?

Sahi dostlar sizin ülkemiz için belirlediğiniz bir Sartre var mı?

Varsa kimdir?

Ya da şöyle soralım: Sartre Fransa ise Türkiye kimdir?

[I] (https://tr.wikipedia.org/wiki/Jean-Paul_Sartre)

Uzay Yüksek Mühendisi Turgay Karakaş Bolvadin’e geliyor
Uzay Yüksek Mühendisi Turgay Karakaş Bolvadin’e geliyor
İçeriği Görüntüle

[II] (https://www.mahfiegilmez.com/2017/02/sartre-fransadr.html)

[III] (https://www.mahfiegilmez.com/2017/02/sartre-fransadr.html)