Bu söz kimi zaman bir sitem, kimi zaman bir tecrübe, kimi zaman da acı bir gülümseme gibi söylenir.
Neredeyse bir atasözü gibi de kulaktan kulağa dolaşır. Peki gerçekten de öyle mi?
Sanat dünyası büyülü olduğu kadar biraz da ilginç bir dünyadır. Aynı sahnede ki insanlar bazen aynı şarkıyı paylaşır da ama aynı kalbi paylaşamaz. İşte perde arkasında ki bu gizli rekabeti gördükçe o cümlenin neden bu kadar çok söylendiğini de daha iyi anlamaya başlarız. Çünkü bazı insanlar sanatın içinde görünür olmak tutkusuyla doludur. Görünür olmak ise çoğu zaman rekabeti doğurur.
Birinin ışığı biraz daha parladığında başka birinin gölgesi uzar.
Bir başkasının başarısına gerçekten sevinmek herkesin harcı değildir. İnsanın adeta karakteri sınanır.
O anda dostluk ile rekabet arasında ince bir çizgi oluşur. Aslında mesele çok insani bir şeydir. Var olma mücadelesi.
Rekabet içinde olan insanların gerçek anlamda dost olması gerçekten zordur. Herkes kendi yerini, kendi sesini, kendi hikâyesini korumaya çalışır. Bu çaba bazen o kadar yoğun olur ki insan farkında olmadan başkalarını rakip olarak görmeye başlar. Bazen o mücadele içinde küçük kırgınlıklar, küçük haksızlıklar oyunun parçası gibi görülmeye başlanır. Sonra o meşhur ama! ile başlayan cümleler ortaya çıkar. Türkçedeki en keskin kelimelerden biridir bu ama! Bir insanı bir cümlede göklere çıkarıp aynı cümlede yere indirebilir.
Oysa ki güçlü insan başkasının ışığından korkmaz. Kendi değerini bilen biri başkasının değerini küçültme ihtiyacı duymaz. Ama iç dünyasında eksiklik olan insan başkasının başarısını tehdit olarak algılar. Belki de bu yüzden sanat dünyasında dostluk azdır.
Ama yok değildir.
Hayatın her alanında olduğu gibi sanat dünyasında da bazı insanlar alkış için yanınızda olur.
İnsanın da kendisini alkıştan ibaret sandığı işte o noktada hikâye değişir.
Gerçek dostluk alkışın olduğu yerden ortaya çıkmaz, alkışın bittiği yerde ortaya çıkar. Belki de mesele sanat camiasında dostluk olup olmamasından çok perde kapandıktan sonra gerçek dostluğun kendini belli etmesidir. Bazı insanlar rekabet ederken insanlığını kaybeder.
Bazıları ise rekabetin içinde bile kalbini korur.
Günün sonunda da en çok insan kalabilenler her zaman hatırlanır.





