Afyonkarahisar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Psikolojik Danışman ve Uzman Aile Danışmanı Sevda Doğan Medya03’de Büşra Mihrioğlu’nun konuğu oldu. Programda; yaz tatilinin ardından başlayan eğitim-öğretim dönemi konuşuldu.

ÖĞRENCİLER KONFOR ALANINDAN ÇIKIŞTA ZORLU ÇEKECEKLER

Tatilde rahat ve konfora alışan öğrencilerin okulların açılmasıyla birlikte zorluk çekeceğini bu durumun çok insani bir tepki olduğunu ifade eden Sevda Doğan, “Tatil modundan okul düzenine geçiş sadece günlük saatlerin değiştiği teknik bir ayarlama değil. Çocuğun ve ebeveynin duygusal dünyasında gerçekleşen ciddi bir adaptasyon süreci. Yaz boyunca esneyen sınırlar, serbest zaman kullanımı ve düşük sorumluluk seviyesi, zihin ve bedenin kontrol alanında olması. Tabii ki öğrenciler konfor alanından çıkışta zorluk çekecektir, bu çok doğal insani bir tepki.”

BELİRSİZLİK KAYGI YARATIR, TETİKLER

Sevda Doğan sözlerinin devamında, “Zaman ve rutin algısı yıkıldı. Okulların tatil olmasıyla birlikte çocuklar serbest zamana geçtiler. Yazın yatış-kalkış saatleri, yemek düzeni, ekran süreleri esnedi. Zihin bu esnekliğe hızla alıştı. Önümüzdeki haftadan itibaren çocukların tümü okula başlayacak. Bu süreçte alarmların kurulması, katı bir zaman disipline girilmesi çocuklarda özgürlük alanının da kısıtlandığı hissi yaratıyor. Dolayısıyla bu belirsizlik ve güvensizlik iklimi çocuklarda kaygı yaratabilir. Güvensizlik oluşturan bu iklimde çocuklar için bu alan öngörülemeyen bir alan demek. Dolayısıyla belirsizlikte doğrudan kaygı yaratır, kaygıyı tetikler.”

Kaymakam şehit aileleri ve gazileri ziyaret etti
Kaymakam şehit aileleri ve gazileri ziyaret etti
İçeriği Görüntüle

DUYGUYU NORMALLEŞTİRMELİYİZ

Çocuğun okula gitmemek istememesi, korkuyorum demesinin bir baş kaldırı olmadığını sözlerine ekleyen Sevda Doğan, “Özellikle küçük yaş grubunda ve okula yeni başlayan çocuklarda evdeki güvenli limandan ayrılmak tehdit edici demiştik. Peki bu aşamada ne yapmalı? Her yaş grubu için elbette farklı müdahale alanlarımız oluşur ancak özellikle küçük yaşlarda dil becerisi de gelişmediği için duyguları da ifade etme yetenekleri az olduğundan ve çoğunlukla bedene yansıdığından kaygı, duyguyu normalleştirerek, duyguyu konuşarak problemin, güven ihtiyacının biraz da olsa temin edilebilir. Duyguyu normalleştirmek burada önem arz ediyor. Çocuğun okula gitmek istememesi, okuldan korkuyorum demesi bir başkaldırı değil aslında uyum çabası, bunu doğru okumak gerekiyor.”

BASKI YERİNE SABIR GÖSTERMEK ÇOK ÖNEMLİ

Direnç gösterilen ilk günlerde çocukla güç savaşına girmemek gerektiğinin altını çizen Sevda Doğan, “Kademeli ve yavaş geçiş elbette önemli. Zihin ve beden ritminin bir günde değişmesi mümkün değil. Bunun için şimdilerden hatta belki geçen haftalardan rutine bindiren ebeveynler vardır bu düzeni. Uyku, yemek, ekran saatlerini okul açılmadan önceki son günlerde kademeli olarak geriye çekmek uyumu kolaylaştırıyor. Baskı yerine sabır göstermek burada elbette önemli. Direnç gösterilen ilk günlerde çocukla güç savaşına girmek yerine durumun geçici bir alışma dönemi olduğunu hatırlatarak sakin ve kararlı bir ebeveyn duruşu sergilemek bu dönemde özellikle ayrılma bireyleşme sürecinden bahsetmişken önemli olduğunu söyleyebilirim.”

ENDİŞE DOST, KAYGI DÜŞMANCA BİR DUYGU

Kaygıyı yok etmenin mümkün olmadığını ifade eden Sevda Doğan, “Ebeveynlere öncelikle tavsiyem, kendi belirsizlik hisleriyle yüzleşmeleri, kendileriyle temas edip sakinleşmeye çalışmaları. Çünkü çocuklar ebeveynlerin duygusal durumunu bir pusula gibi okurlar ve onların duygularını sünger gibi üzerlerini alırlar. Kaygı bulaşıcıdır. Bu yüzden endişelerle, belirsizliklerle önce yüzleşmeleri gerekiyor ve ilk günden itibaren kusursuz işlemesini bekleyemeyiz. Bu sürecin adaptasyonu zaman alır. Bu hafta oryantasyon haftası yeni başlayan birinci sınıf okul öncesi ve beşinci sınıf öğrencileri için. Önümüzdeki haftadan itibaren tüm çocuklarımız okula gelecekler. Kaygıyı yok etmeye çalışmak mümkün değil. Endişe ve kaygının farklı şeyler olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Endişe dost bir duygu ama kaygı düşmanca bir duygu. Kaygı daha çok psikosomatik vücutta tepki gösteren çarpıntısı gibi hızlı soluk alıp vermek gibi mide bağırsak problemlerine yol açabilir. Ama endişe bizi teşvik eder. Örneğin ders çalışmaya daha çok başarılı olmak için.

Sağlıklı alışkanlıklarla kaygı hafifletilebilir, somutlaştırarak ifade edilmesi kaygıyı azaltabilir. Zihin neyle karşılaşacağını bilebildiği, bunu öngörebildiği ölçüde kaygı üretmeyi bırakır. Kaygı belirsizlikten beslenir ve çocuğun zihninde her şeyi kontrol altında mesajı vermenin de en kestirme yolu beden ritmini sabitlemektir. Kaygı zamanla azalabilen bir duygu. Bunun için ne yapmalıyız? Uyku ve beslenme düzenini bir rutini oluşturmalıyız. Yetersiz uyku ve düzensiz beslenme amigdalayı beyne tehlike alarmı veren bölgesini aşırı duyarlı hale getirir. Okul açılmadan önceki süreçte uyku saatlerini kademeli olarak sabitlemek, çocuğun stres toleransını da artırır.”

EKRANI BİR CEZA GİBİ ANINDA KESMEK ÇOCUKLARDA ÖFKE PATLAMALARINA YOL AÇABİLİR

Sevda Doğan, “Ekran detoksuna zaman ayırmalı, bir karara bağlamalıyız. Ekranı bir ceza gibi anında tamamen kesmek yerine ekran kullanım saatlerine, okul dönemi sınırlarına çekip onun yerine ailece yapılacak fiziksel ve sosyal aktiviteler koymak ve zihnin dopamin dengesini korumak. Yazın ekran süreleri uzadı çocukları bundan koparmak muhakkak zor. Ekranı ilk gün tamamen kesmek ve bunu ceza gibi sunmak yerine ki bu durum çocuklar da öfke patlamalarına yol açabilir. Ev içi çatışmalara ve okula karşı da derin bir tepkiselliğe yol açar ve beynin nörolojik yapısını da gözeterek bu süreci yönetmek gerekirse kısıtlı bir zaman vermek. Bu konuda sözleşme yapmak tamamen kontrolsüz bırakmamak ve tekrar tekrar vurgulamak istiyorum 16 yaşından küçük çocukların asla sosyal medya hesabının olmaması gerekiyor. Asla sosyal medyaya maruz kalmamaları gerekiyor. Çünkü çok fazla ekranla meşgul olan çocuk okulda öğretmenin düz anlatımından sıkılıyor. İmkanlar kısıtlı olabiliyor. Okullarda her zaman videolu, eğlenceli olmuyor derslerimiz. Dolayısıyla her öğretmenin yetiştirmesi gereken bir müfredat var. Muhakkak etkinliklerle zenginleştirilmiş içerikleri derslerin maarif modelle birlikte ancak yine de ekran kadar cezbedici değil çocuklar için. O sebeple ebeveynlere de büyük bir rol düşüyor.

Ekran bir anda kesildiğinde beynin dopamin seviyesi aniden düşer bu durum çocuk da dikkat eksikliği, huzursuzluk, çabuk sıkılma ve uyum güçlüğü şeklinde kendini gösterir. Okul-dersler ekranın sunduğu hazzı sunamaz. Zihne aşırı şekilde sıkıcı gelmeye başlar. Hele ki sabah 8'den akşamın 5'ine kadar okulda kalan öğrenciler için bu çekilmez bir hale geliyor. Dolayısıyla ekranı hayatımızdan çıkartacaksak en azından o ekranın verdiği hazzı tolere edecek başka bir şey bulmak gerekiyor bu görevde bence ebeveynlere düşüyor.” dedi.

Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=znMYpSw4pTw