Peki, bu teori fizik kuralları için geçerliyse, neden insan ilişkileri için geçerli olmasın?
Çoğumuz dünyayı değiştirmek için büyük paralar, siyasi güç veya milyonlarca takipçi gerektiğini düşünürüz. Bu, modern çağın bize dayattığı en büyük yalandır. Dünyayı değiştirmek, bazen sadece yorgun bir kasiyere içtenlikle "Kolay gelsin" demekle başlar.
Sabah kahve alırken birine gülümsediğinizi düşünün. O kişi, bu küçük jestin verdiği moralle iş yerindeki arkadaşına daha sabırlı davranır. O arkadaş, akşam eve gittiğinde çocuğuna daha şefkatli yaklaşır. O çocuk, ertesi gün okulda yalnız oturan bir arkadaşını oyuna davet eder.
Siz sadece gülümsediniz. Ama başlattığınız o sessiz dalga, belki de hiç tanımadığınız bir çocuğun yalnızlığını iyileştirdi. İşte nezaketin süper gücü budur: Bulaşıcıdır.
Toplumda bazen naiflik veya nezaket, "saf" olmakla karıştırılır. "Kibar olursan seni ezerler" denir. Oysa nezaket, büyük bir özgüven ve güç gerektirir. Kaba olmak kolaydır; bir anlık öfkeye yenilmek, yargılamak, terslemek refleksif ve basittir. Zor olan; kaosun, stresin ve kabalığın ortasında bile insan kalabilmek, o nezaket çizgisini koruyabilmektir.
Nezaket, karakterin çelik iskeletidir.
Birinin "Bugünü" Olun
Herkesin sessizce verdiği bir savaş vardır. Yanınızdan geçen o somurtkan adam belki çok kötü bir haber aldı, o aceleci kadın belki hasta çocuğuna yetişmeye çalışıyor. İnsanlara, hikayelerini bilmeden şefkat göstermek, onlara verebileceğiniz en büyük hediyedir.
Maya Angelou'nun o muhteşem sözünü hatırlayalım: "İnsanlar söylediklerinizi unutur, yaptıklarınızı unutur, ama onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar."
Bugün sokağa çıktığında bir "yankı" başlat. Kapıyı arkandan gelen için tut, asansörde selam ver, bir sokak hayvanının başını okşa. Dünyanın daha iyi bir yer olmasını bekleme, dünyanın daha iyi bir yer olması için sen ilk adımı at.
Çünkü karanlığı aydınlatmak için güneşe ihtiyacımız yok; bazen bir mum ışığı, yani sen, yeterlisin.
"Bazen en büyük devrim, gri bir kalabalığın ortasında kendi renginle parlamaktır."