GÜNDEM

Muhsin Başkan Türkiye’nin yakın tarihinde çok kritik zamanlarda çok önemli roller üstlendi

Medya03 ekranlarında Akademisyenler Talat Koçak ile Hüseyin Tutumlu, Muhsin Yazıcıoğlu’nu şehadetinin 17. yıldönümünde konuştu. Tutumlu, “Cezayir, İran tartışılırken Başkanın bir sözü vardı: ‘Türkiye İran, Cezayir olmaz, Suriye olmasına da biz müsaade etmeyiz.’ diye. Başkanın o sözü 9 Mart mezhebi Cunta yapılanmasına işaretti. Muhsin Başkan Türkiye'nin yakın tarihinde en kritik zamanlarda çok önemli roller üstlenmiştir ve bunları hiçbir zaman da popülerlik kazanmak adına pazarlamamıştır.” dedi.

Abone Ol

25 Mart 2009 tarihinde seçim çalışmaları sırasında meydana gelen helikopter kazasında 5 arkadaşıyla birlikte hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu şehadetinin 17. yıldönümünde Medya03’te düzenlenen “Muhsin Yazıcıoğlu” özel programında anıldı.

AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Dr. Talat Koçak ile akademisyen-sosyolog Hüseyin Tutumlu’nun önemli değerlendirmelerde bulunduğu programda Yazıcıoğlu’nun siyasi hayatı, fikir dünyası ve Türk siyasetindeki yeri ele alındı. Bire bir yaşanan anılarla aradan geçen onca yıla rağmen Muhsin Yazıcıoğlu’nun unutulmadığı ve gönüllerde yaşamaya devam ettiği vurgulandı.

TUTUMLU: DOĞU PERİNÇEK’İN DERGİSİ O DÖNEMLERDE KIŞKIRTICI HABERLER YAPIYORDU

Merhum Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu’yla tanışmasını anlatan Akademisyen Tutumlu o günlerle ilgili şunları söyledi: “Başkan 1987 yılında Cezaevinden çıktığında biz üniversite öğrencisiydik. O tarihten itibaren kendisiyle birlikte olmuştuk. O cezaevinde iken; 12 Eylül’den önce beraber görev yaptığı, yönetiminde çalışmış arkadaşlarının bir kısmı ondan daha önce cezaevinden çıkmıştı. Onlarla birlikte faaliyet yapıyorduk. O günleri iyi hatırlıyorum. Herkes; “Muhsin Yazıcıoğlu cezaevinden çıkacak, her şey yeniden 12 Eylül öncesinde olduğu gibi, darbenin kestiği yerden devam edecek.” Öyle bir ümit vardı.

Dışarıdakiler; yeniden aktif bir gençlik hareketi başlayacak, cezaevindekiler çıktığı zaman çektikleri sıkıntılar bitecek. Ailelerin çektiği sıkıntılar bitecek gibi bekliyorlardı. Hatta Muhsin Başkan cezaevinden çıktıktan kısa bir süre sonra partiye katılmasını Türkeş bey istemişti. O kongreden sonra Doğu Perinçek'in ‘2000’e Doğru’ Dergisi kapak yapmıştı “Partiye ocak çıkartması” diye. Kışkırtıcı bir haberdi. Hatırladığım bir başka metinde; “Sağlığında hiç kimsenin kendisine Veliaht olamadığı Alparslan Türkeş'e Veliaht geldi” şeklinde kışkırtıcı haberler yapıyorlardı. Tabii o günlerde Muhsin Yazıcıoğlu cezaevinden çıktıktan sonra Selçuklu Vakfı (Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı) diye bir vakıf vardı. Cezaevinde yatan ülkücü mahkumlara, dışardaki ailelerine yardım etmek, 12 Eylül'den önce şehit veya gazi olmuş insanlara, ailelerine yardım etmek maksadıyla kurmuştu. Muhsin Başkan cezaevinden çıktıktan sonra onun başına geçmişti.”

TUTUMLU: MUHSİN BAŞKANIN HAYATINDA CEMAL BÖLÜCEK’İN BÜYÜK ETKİSİ OLMUŞ

Sınıf arkadaşı Hasan Bölücek’in babası Cemal Bölücek’in Muhsin Başkanın hayatında büyük etkisinin olduğunu ifade eden Akademisyen Tutumlu konuyla ilgili şunları söyledi: “Muhsin Yazıcıoğlu çok genç yaşlardan itibaren sadece Sivas'ta değil Orta Anadolu'da özellikle Türkiye'nin tamamında etkisi olsa da! Orta Anadolu insanı Yazıcıoğlu’nu kendinden kabul ederdi. Büyük etkisi olmuş orada. Ben başkanın Babasının cenazesine katılmıştım. Sarkışla’nın Elmalı köyü. Türkmen köyü. Başkan ortaokul ve lise eğitimine devam ederken onun hayatına çok etkisi olan Hasan Bölücek sınıf arkadaşı. Onun babası Cemal Bölücek Şarkışla’da evlerinde kalırmış. Dini vurgusu da biraz oradan geliyor. Başkanın hem milli değerlere hem dini değerlere olan bağlılığı, O’nu o bölgede daha sonra gençlik hareketleri içerisinde biraz farklılaştırıyor.”

TUTUMLU: MUHSİN BAŞKAN 23-24 YAŞLARINDA ÜLKÜ OCAKLARI GENEL BAŞKANI OLUYOR

“Muhsin Başkan 23-24 yaşlarında Ülkü Ocakları genel başkanı oluyor.” diyen Akademisyen sözlerini şöyle sürdürdü: “23-24 yaşındaki bir genç tüm Türkiye'deki gençlik olaylarına yön veriyor ve Türkiye tarafından tanınan bir insan. O gençlik olayları insanı erken büyütüyor. Bizde 19-20 yaşında Ocak Başkanlığı yaptık. Dolayısıyla bu gençlik olaylarının içerisinde biraz daha hızlı büyüyorsunuz.

Başkanın ayrılışıyla ilgili önceden planlanmış gibi iftiralar yapılır. Başkan Milletvekili olduktan kısa bir süre sonra Kırıkkale civarında bir trafik kazası geçirmiş, kayınpederi orada vefat etmişti. Ben ziyaret etmiştim. Oğlu Furkan henüz doğmamıştı. Kızı hayattaydı, kazada ayağında böyle küçük bir rahatsızlık olmuştu. O zaman Başkanla konuşurken ben bunu sormuştum. “Başkanım böyle böyle şeyler söyleniyor, ne düşünüyorsunuz?” diye. Kesinlikle böyle bir şey olmadığını herkesin bulunduğu yerde çalışmaya devam etmesi gerektiğini ifade etmişti.

Cumhuriyet Gazetesi’nde 100 Portre yayınlarında Tanıl Bora, Muhsin Yazıcıoğlu'nu yazmış. İlginçtir! Dışarıdan birisinin o tespiti yapması. Çünkü; biz içeriden bile Mahir Damatlar’la bu tespiti 8-10 yıl sonra yapmıştık. Orada diyor ki! Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının ayrılmasını. Aslında diyor, “Parti içerisindeki ayrık otlarını temizliyorlardı.”

Çünkü Berlin duvarı ve Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle Türk dünyasında muazzam bir pencere açıldı. Fakat NATO yeni düşman olarak İslam'ı seçti kendisine. Dolayısıyla parti içerisindeki daha islamcı unsurların temizlenmesi gibi yorumluyor Tanıl Bora. Çok da haksız değil bu yorumunda. O günlerde 32 gün arşivinde bir program vardır. Türkeş Bey, Muhsin başkan da vardır orada. Çeşitli başka ülkücü siyasetçiler de vardır. Oralarda o konuşmalar izlenirse zaten bunu ayırt edeceklerdir. Birde orada Tanıl Bora yine güzel bir örnek vermiş. Geçtiğimiz aylarda rahmetli olan Başkanın hem hemşerisi hem de 12 Eylül öncesi Başkanı tanıyan Ahmet Turan Alkan. O “Dost lider” diye bahsediyor. Gerçekten siyasi parti liderlerinin veya siyasetçilerin dost vasıfları biraz zayıftır. Çok dost denilemez.

KOÇAK: MUHSİN BAŞKAN ABDULLAH ÇATLI ARKADAŞIMDI DİYEBİLEN NADİR İNSANLARDI

Muhsin Başkanla Abdullah Çatlı’nın arkadaş olduğunu ve Başkanın bunu aslanlar gibi söylediğini ifade eden Akademisyen Talat Koçak şunları söyledi: “Merhum Abdullah Çatlı vefat etti. Vefat edince Abdullah Çatlı ile uzaktan yakından yakın olan kişilerin ağzını bıçak açmadı. Muhsin Başkan cenazesine gitti aslanlar gibi. Hangi kanala çıktıysa Abdullah Çatlı arkadaşımdı. Severdim, beraber çile çektik diyerek her yerde bundan bahsetti. Muhsin Başkan beraber mücadele ettiği arkadaşlarını unutmuyor. Yüzde %1 bile bir faydası olmuşsa onu unutmuyor.”

KOÇAK: ÖRGÜTÜN KAÇIRDIĞI ÇOCUĞU BİR KAÇ SAAT İÇERİSİNDE SERBEST BIRAKTIRMIŞTIR!

Muhsin Başkanla ilgili yine bir anektod paylaşan Akademisyen Talak Koçak, “Yine bir Aile. Muhsin Başkan o zaman milletvekili. Her tarafa ulaşamıyorlar, Muhsin başkana ulaşıyorlar. “Oğlumuzu PKK kaçırdı, örgütçü yapacaklar. Ne olur araya girin getirsinler.” O da Ahmet Türk'le konuşuyor ve “Geldi geldi, gelmedi olacaklardan biz mesul değiliz?” Çocuğun bir kaç saat içerisinde serbest bırakıldığı ve ailesine teslim edildiği anlatılır. Bunlar doğru mudur? Yani karakteri koyunca doğrudur.”

TUTUMLU: MUHSİN BAŞKAN ÇOK YÜREKLİ BİR SİYASETÇİYDİ

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile Mesut Yılmaz arasında geçen bir diyalogu aktaran Akademisyen Tutumlu şunları söyledi: “1995'te genel seçimler oldu. Genel seçimlerden sonra bir dini bayram öncesi Refah Partisi ile Anavatan Partisi koalisyon protokolü üzerinde çalışıyorlar. Büyük oranda da anlaştılar. O dini bayramdan sonra koalisyon protokolünü, hükümet programını açıklayacaklar, koalisyon kuracaklar. Dini bayramın hemen akabinde Mesut Yılmaz, Başkana diyor. “Ben Refah Partisiyle koalisyon yapamayacağım” diyor.

Başkan neden diyor? “Mesut Yılmaz omzunu işaret ediyor, istemiyorlar.” diyor. Muhsin Başkan, “O zaman siz bu hükümeti kurun, ilk icraatınız da kimse onlar emekliye sevk etmek olsun” diyor. Tabii askeri vesayetin bu kadar baskın olduğu bir dönemde bu cümleyi kurabilmek bir siyasetçi için yürek ister.

Yine 28 Şubat’ın hemen akabinde o tankların yürüdüğünde Muhsin Başkan Tansu Çiller ve Necmettin Erbakan’la bir görüşmede diyor ki: “Hemen bir kararname çıkartacaksınız, kim o tankları yürütmüşse hemen emekliye sevk edeceksiniz” diyor. Tansu Çiller buna daha yakındı. Buna niyetlendi. Yapılabilseydi belki de 28 Şubat bu kadar sert geçmeyecekti. Yine o zaman ismini söylemeyeyim bir partinin Grup Başkanvekili, “Tanklar çıkarsa ben üstüne çıkarım” diyor.

Genelkurmay'dan bir Albay arıyor bunu azarlıyor. O da diyor ki: “Gazeteciler biliyorsunuz çarpıtıyorlar, gazeteci yapmış. Benim ağzımdan öyle bir şey çıkmadı.” diyor. Bunu ben de başkanın bizzat ağzından duydum. Başkan haberi olduktan sonra, “Bizi birisi böyle arasa neredesin, ben geliyorum” deriz demişti. O dönemde askeri vesayet, en güçlü olduğu dönemlerde dahi Başkana karşı çok saygılılardı.

TUTUMLU: BAŞKAN YAPTIKLARINI HİÇBİR ZAMAN POPÜLERLİK KAZANMAK ADINA PAZARLAMADI

Aslında 9 Mart-12 Mart gibiydi 28 Şubat. 9 Martçılar vardı. Benim geçmişten tanıdığım birisi bir dosya getirdi. Aynı dosyayı Hasan Celal Güzel ile Ökkeş Şendiller rahmetliye de getirmiş. O, 9 Martçılar gibi bir grup var. Cuntacı bir grup, daha az rütbeli subaylar ve bunların Genelkurmay'da ifadeleri alınmış o ifadeler vardı. Orada şemalar vardı. Bu 9 Martçılar mezhebi yapılanma. Başkanın bir sözü vardı Cezayir, iran tartışılıyor. Başkan dedi ki: “Türkiye İran, Cezayir olmaz, Suriye olmasına da biz müsaade etmeyiz.”

Başkanın o sözü 9 Mart mezhebi Cunta yapılanmasına işaretti. Sadece ehlinin anlayacağı. Çoğu insan anlamadı. Ve buna benzer Türkiye'nin yakın tarihinde en kritik zamanlarda çok önemli roller üstlenmiştir ve bunları hiçbir zaman da popülerlik kazanmak adına pazarlamamıştır.” ifadelerini kullandı.

Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=GJ9Hrlfs5BM