Bu görüntüler müzeye yakışmıyor!
Bu görüntüler müzeye yakışmıyor!
İçeriği Görüntüle

Daha zoru ise ona aidiyet hissettirmek, yıllarca aynı heyecanla koroda tutabilmek ve emeğini görünür kılabilmektir.

Bu yüzden yıllarca istikrarla devam eden bir korist, o koronun hafizasıdır.

Kuruluş günlerini bilir. İlk konserin heyecanını bilir. Kimlerin gelip kimlerin gittiğini bilir. Koro büyürken yaşananları bilir.

Çok küçük meseleler, çok büyük kavgalara dönüştürüldüğünde, bazı koristler, korodan soğuyup ayrılabilirler.

Burası benim yerim! Şef neden solo vermiyor? gibi nedenlerle, ego öne, müzik ikinci plana düşebilir

Bir korist, Ayrılıyorum! dediğinde, aylarca, yıllarca içinde biriktirdikleri...

Bir küçük kırgınlık… Bir görmezden gelinme… Bir haksızlık duygusu… Bir yanlış anlaşılma sonunda gider. Sonra biz yeni üye ararız.

O nedenle kimin ne zaman öne çıkarılacağını, kimin biraz geri çekileceğini, kimin kırıldığını, kimin küstüğünü, kimin sessizce uzaklaştığını görebilmek gerekir.

Burda şefe de, başkana da, koriste de sorumluluk düşmektedir.

Koroya insan kazandırmak için aylar, yıllar harcanırken, bir insanı kaybetmek için ise bazen tek bir cümle yetebilir.

Kaybettiğimiz insanın yerini doldurmak, yeni bir insan bulmaktan çok daha zordur.

Elbette insanın olduğu yerde ego da vardır, kırgınlık da, rekabet de.

Bunları tamamen yok edemeyiz.

Ama yönetebiliriz.

Bir koristin sandalyesi değişebilir.

Solistlik sırası değişebilir.

Şarkı bugün ona, yarın başkasına verilebilir.

Ama saygı, aidiyet ve vefa değişmemelidir.

Amatör koroların en büyük başarısı, en uzun süre birlikte kalabilmesidir.

Koro üyelerini çoğaltmak başarıdır.

Ama onları yıllarca gönülden tutabilmek ise asıl ustalıktır.

Koro dağılmaz aslında…

Önce gönüller dağılır.

Sonra sandalyeler boşalır.

En son şarkılar susar.

Ve biz hâlâ Neden gittiler? diye sorarız.