Maddi dünyaya dair her ne varsa sonradan kazanmanın bir yolu bir şekilde bulunur; ancak iyi bir anneye sahip olmanın, "şanslı" doğmaktan başka bir alternatifi yoktur.
Sonsuz şefkatli bir annenin varlığı, yalnızca doğuştan kazanılabilen ve ömür boyu ruha refakat eden ebedi bir güçtür. Peki ya bu güçten mahrumsak? Ya fiziksel olarak var olan bir anne, sahici bir duygudan yoksunsa...
Var olan annenin yokluğu, bir insanın tüm ömrünü eksik bırakılmışlık hissine mecbur eder. Bu öyle bir boşluktur ki, dünya üzerindeki hiçbir kazanç o ilk ihmalin bıraktığı izi tam anlamıyla örtemez.
Anneler Günü’nde asıl kutsadığımız şey nedir? Bir şahıs olarak anne mi, yoksa bir eylem olarak annelik mi?
Şunu kabul etmek gerekir ki; anne kutsal değildir, kutsal olan anneliktir. Bir insana doğrudan kutsiyet atamak, onu hatasız ve "insanüstü" bir canlıya dönüştürme riskini taşır. Peki, bir kadını bu denli yücelterek aslında onun elinden hata yapma hakkını almış olmuyor muyuz? Onu; her şeye gücü yeten, her sorunu anında çözen ve her daim kusursuz kalan bir varlık gibi algılamak, bir insana yapılabilecek en büyük haksızlıktır.
Annelik, rahimde başlayan ve doğum sonrasında da devam eden o derin, simbiyotik bağın gerekliliğidir. Bu bağın gücü, annenin insanüstü olmasından değil, o eşsiz bağın doğasından gelir.
Annelikten başka yaşamsal amacı olmayan kişilerin gölgeleri, çocuklarının üzerinden ömür boyu silinmez. Hayatları boyunca neredeyse sadece anne oldukları için değer görmüş kadınlar; babalarından ve sonra eşlerinden alamadıkları sevgiyi, tek sahip oldukları varlık olan çocukları üzerinden almaya çalışırlar. Bu arayış, çocuğun hayatına ödemesi gereken ağır bir borç olarak kaydedilir. Anneyi mutlu etmeye borçlu olmak, çocuk için ödenmesi imkansız bir borçtur; bu sevgi açlığı onun yaşantısına konulmuş ömürlük bir ipotektir.
Anneler Günü'nü kutladığımız her mayıs ayında; bir çocuğu canından çok severek büyüten tüm annelerimize selam olsun. Ancak o annelerin ellerinden tutan, saçlarını okşayan ve evlilikte ortaklığın muazzam sorumluluğu omuzlayan babalarımıza da bir selam borçluyuz. Kendi kök hikayelerinden sıyrılıp eşlerinin yüreğinden sevgiyle tutan, kadına önce insan olduğu için değer veren babalara; anneliği tatmamış, belki de tadamamış ama sıcak şefkatiyle çocuklara ışık olan tüm kadınlara selam olsun.






