Karşılıklı konuşmaların ya da suskunlukla kapatılan boşlukların evliliğin dinamiğini besleyen birer kaynak olduğunu görmek o ilişkiye dair pek fazla fikir verecektir.
Evlilik, tarafların bir o yana bir bu yana adım attığı ahenkli bir dans gibidir. Kişinin kendi öz varlığını ve birey oluşunu feda etmeden 'bir' olabilme sanatıdır. Nezaketi elden bırakanlar, bu hassas uyumu yakalamakta ve ilişkinin eş güdümünü sürdürmekte daima güçlük çekerler. Nasıl ki dans etmek tek el veya ayakla değil bedenin tüm duyularının senkronize hareketleriyle anlam kazan bir sanatsa evlilik de böyle.
Gottman'a Göre Evliliği Yürütmenin Sırrı
Dünyaca ünlü ilişki uzmanı John Gottman’a göre, bir evliliği kurtaran şey çatışmaların olmaması değil, güçlü bir arkadaşlık sisteminin kurulabilmesidir. John Gottman’ın literatüre kazandırdığı "Mahşerin Dört Atlısı" kavramı, bir ilişkinin sonunu hazırlayan en kritik iletişim hatalarını temsil eder. Bu yıkıcı döngü genellikle, partnerin karakterine yönelik saldırgan ifadeler içeren eleştiri ile başlar. Eleştiriye maruz kalan taraf, kendini koruma içgüdüsüyle sorumluluk almayı reddedip savunma mekanizmasına geçer; bu da çatışmayı daha da tırmandırır. İlişki için en zehirli aşama olan aşağılama evresinde ise eşlerden biri, kendini ahlaki veya entelektüel olarak üstün görerek partnerini küçümser, alay eder veya hor görür. Son aşamada ise, yoğun duygusal baskı altında kalan taraf iletişimi tamamen keserek eşiyle arasına aşılmaz bir mesafe koyar; bu durum duvar örme olarak adlandırılır. Sağlıklı bir evlilik sürdürmek, bu dört atlıyı tanımaktan ve onların yerine yapıcı onarım girişimlerini koyabilmekten geçer.
Bilinçdışı Evlilik
Bilinçdışı kurulan evlilik denkleminde partnerlerin mıknatıs gibi birbirlerine çekilme durumu farklı hallere bürünmekten geçer. Görülme ihtiyacını yakınarak da olsa karşılamış olmak insan canlısının varoluşsal kabuğuna ne kadar sıkı tutunduğunun kanıtı olabilir mi? Şu örneklere birlikte kafa yoralım:
Bir kadının partnerinden duygusal uzaklaşmasıyla birlikte eşinin depresyona girmesi arasında bağlantı kurulabilir mi? İlişkinin seyrini bozan bu durum çiftlerin ruh durumundaki senkronun birbiriyle olan yakın bağlantısı hakkında fikir verebilir mi? Ya da hastalık halinde kalarak partnerinin ilgisini üzerinde tutmayı öğrenmiş bir kadın, elde ettiği bu ikincil kazançtan vazgeçerek iyileşmeye ihtiyaç duyabilir mi?
İnsan yerine konulmamış çocuklardan yetişkin bir eş olmalarını beklemek doğru mu? BİLİNDIŞI EVLİLİK denilen bu denklem kendi ayak ritmini tutturamamış çocukların evlendiklerinde ellerine ve kollarına bağlanan karmaşık bir ip mi? Bilindik birilerinin sesine ihtiyaç duymak, o sesi en yakın örneğe aktararak giderilebilir mi? Evlilik, iyileşme arzusunun prova edildiği bir tiyatro sahnesi mi? Evlilik ebeveynlerinin çözemediği meseleleri çocuk benliğiyle yeni birinde (eşte) çözmeyi denemek mi?
Sahi evlilik neydi?




