Bu yüzden binalar güçleniyor. Taşıyıcı sistemler yenileniyor. Yönetmelikler güncelleniyor. Denetimler sıkılaşıyor.
Bütün bunlar elbette gerekli... Hatta vazgeçilmez. Ancak tam da burada sessizce büyüyen başka bir soru var. Dar parsellerde çıkma yapılmasının sınırlandırılması ya da fiilen kullanılamaması nedeniyle ortaya çıkan verimsiz kat planları meselesi Türkiye'deki Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği, belirli koşullarla açık ve kapalı çıkmalara tamamen yasak getirmemektedir...
Ancak yapı yaklaşma mesafeleri, parsel sınırları, belediye uygulamaları ve plan kararları özellikle dar parsellerde çıkmayı fiilen kullanılamaz hâle getirebilmektedir.
Sonuçta birçok projede daha dar ve daha verimsiz plan çözümleri ortaya çıkabilmektedir.
Daha güvenli binalar inşa ederken, daha yaşanabilir evler üretebiliyor muyuz? İşte asıl tartışmamız gereken konu budur. Bir ev sadece yıkılmamak için mi yapılır?
Dar parsellerde geliştirilen birçok projeye baktığınızda ortak bir tabloyla karşılaşıyoruz.
Koridorlar uzuyor... Odalar küçülüyor... Mobilyaların yerleşmesi zorlaşıyor... Doğal ışık azalıyor...
Yaşam alanları birbirinin içine sıkışıyor. Üstelik bütün bunlar çoğu zaman aynı metrekare içinde gerçekleşiyor.
Demek ki mesele... metre kareden öte...
Metrekarenin nasıl yaşandığı. Yönetmelikler güvenliği sağlamak için vardır. İmar kuralları...
Deprem yönetmelikleri...
Yangın güvenliği...
Çekme mesafeleri...
Hepsi insan hayatını korumak için vardır.
Buna kimsenin itirazı olamaz...
Bir santimetre bazen bir hayat konforudur.
Plan üzerinde küçücük görünen bir değişiklik...
Gerçek hayatta, bir pencerenin daha fazla ışık alması, bir çocuğun odasında rahat hareket edebilmesi, yaşlı bir bireyin koridorda güvenle yürüyebilmesi, engelli bir vatandaşın evini bağımsız kullanabilmesi anlamına gelebilir.
Peki neden şu soruları da sormuyoruz?
Kaç aile yeni evinde gerçekten mutlu?
Kaç proje yaşam kalitesini artırdı?
Kaç kat planı insanların günlük hayatını kolaylaştırdı?
Hiçbir yönetmelik kusursuz değildir.
Hiçbir proje de öyle.
Ancak her yönetmelik...
Bilimden, teknikten, mimariden ve en önemlisi... insanın günlük yaşam deneyiminden beslenerek gelişebilir.
Güvenlikten taviz vermeden yapılacak teknik revizyonlar, özellikle dar parsellerde kat planlarını rahatlatabilir ve yaşam kalitesine beklenenden çok daha büyük katkı sunabilir.
Dar parseller, dar düşünmeyi zorunlu kılmaz.
En iyi projeler, yönetmeliklere uyan olduğu kadar, insanın günlük yaşamını da gözeten projelerdir.
Kentsel dönüşüm aynı zamanda, insanına nefes alabildiği, huzurla yaşayabildiği mekânlar sunduğu için değerlidir.
Güvenlikten ödün vermeden, dar parsellerde daha nitelikli yaşam alanları oluşturacak teknik iyileştirmeler mümkün mü?
Eğer cevap evet ise, ortak akılla yapılacak küçük revizyonlar, milyonlarca insanın günlük yaşamına büyük bir konfor kazandırabilir.




