Kimimiz kariyerinde zirveyi, kimimiz huzurlu bir yaşamı, kimimiz ise sadece "kendisi olmayı" arzuluyor. Ancak bu yolculuklarda karşımıza çıkan en büyük engel çoğu zaman dış dünyadan değil, kendi içimizden yükselen o fısıltıdan geliyor: "Acaba vazgeçsem mi?"
İşte tam bu noktada, başarının ve sürekliliğin anahtarı devreye giriyor: Arzunun şiddeti.
Neden Vazgeçeriz?
Vazgeçmek, genellikle bir "boşluk" meselesidir. Zihnimizde, kalbimizde veya motivasyonumuzda bir boşluk oluştuğunda, zorluklar o boşluğu hızla doldurur. Yol yokuş olduğunda, hedefe olan bağlılığımız yeterince büyük değilse, yorgunluk bu boşluğa yerleşir ve bize geri dönmeyi teklif eder.
"Çok İstemek" Bir Savunma Mekanizmasıdır
"Çok isteyin ki, vazgeçmeye yer kalmasın" sözü, aslında bir zihinsel doluluk halini tarif eder. Bir şeyi tüm benliğinizle, her hücrenizle istediğinizde; zihninizde şüpheye, bahanelere veya "B planlarına" yer kalmaz.
- Çok istediğiniz bir şey için "vaktim yok" demezsiniz, vakit oluşturursunuz.
- Amacınız korkularınızdan büyükse, korku sadece yolun bir parçası olur, sonu değil.
- Yoğun arzu, dikkati dağıtan unsurları bir filtre gibi eler.
İstemek Yetmez, Arzuyu Beslemek Gerekir
Sadece istemek başlangıçtır; onu "vazgeçilmez" kılmak ise bir süreçtir. Bu süreci diri tutmak için atabileceğiniz bazı önemli adımlar vardır. İlk olarak "neden"inizi netleştirmeniz gerekir; çünkü bir şeyi neden istediğinizi derinlemesine bildiğinizde, onu nasıl başaracağınızı bulmak çok daha kolaylaşır.
Bununla birlikte, hedefinizi zihninizde görselleştirmek de kritik bir adımdır. Hedefinize ulaştığınızda yaşayacağınız o tatmin hissini şimdiden deneyimlemeye çalışın, zira zihin sahip olduğuna inandığı bir şeyi kaybetmek istemeyecektir. Ayrıca, o büyük hedefe giden yoldaki küçük zaferleri kutlamayı ihmal etmeyin. Bu küçük adımlar, içinizdeki arzunun ateşinin sönmemesini sağlayan en güçlü yakıtlardır.
Sonuç Olarak
Vazgeçmek bir seçimdir, ancak bu seçimi ortadan kaldırmak sizin elinizde. Bir şeyi yarım yamalak istediğinizde, hayat size binlerce "neden olmasın" gerekçesi sunar. Ama bir şeyi vazgeçemeyecek kadar çok istediğinizde, evrenin ve kendi potansiyelinizin tüm kapıları ardına kadar açılır.
Zihninizdeki tüm boşlukları o büyük istekle doldurun. Öyle bir isteyin ki; yorgunluk, bıkkınlık ve şüphe kendilerine oturacak bir sandalye bile bulamasın.
Zirveyi, tırmanışın zorluğundan daha çok istediğinizde, vazgeçmek imkansızlaşır