Afyonkarahisar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Psikolojik Danışman ve Uzman Aile Danışmanı Sevda Doğan Medya03’de ‘Sözün Özü’ programında Rasime Fedakar’ın konuğu oldu. Programda; pozitif psikoloji ve iyi oluş uygulamalarının ruh sağlığı üzerindeki etkileri konuşuldu.
ANNE-BABALAR ÇOCUKLARIN RUH SAĞLIĞINI DİKKATE ALMIYOR
Anne babaların çocuklarıyla ilgili gelecek endişesi yaşadığını ve bu yüzden akademik başarıyla ilgili yüksek beklentilere sahip olduğunu ifade eden Sevda Doğan, “Dünya Sağlık Örgütü'nün 2024 yılında yaptığı verilere göre; çocukluk ve ergenlik dönemi ruh sağlığı sorunlarının en yoğun yaşandığı dönem olarak görülmüş. Özellikle çağımızda teknoloji kullanımının artmasıyla beraber ruh sağlığı sorunlarının yaygınlaşmaya başladığı görülmüş. Doğal afetler, göç, suça sürüklenme, ihmal, istismar, savaşlar, yoksulluk, salgın, çocuk işçiliğinin de etkileriyle birlikte maalesef çocuk ve ergenlerdeki ruh sağlığı bozukluklarının daha da yaygınlaştığı görülmüş.
Günümüze baktığımızda; ailelerin çocukların akademik başarısıyla ilgili yüksek beklentilere sahip olmaları çocuklar üzerinden baskıyı artırıyor. Anne babaların çocukları için bir gelecek endişesi var ama çocukların ruh sağlığını dikkate almıyorlar.”
ÇOCUKLAR SADECE FİZİKSEL GÜVENLİK DEĞİL RUHSAL GÜVENDE DE OLMAK İSTİYOR
Son dönemlerde okullarda yaşanan yıkıcı olaylara da dikkat çeken Sevda Doğan, “Çocukların ilkokul birinci sınıftan itibaren özel bir hocayla ders çalışmaya başlaması, anne babaların da vaktinin dar-çalışıyor olmalarının da bunda etken olduğunu düşünüyorum. Çocukların ve ergenlerin özellikle ders, sınav başarısıyla ilgili üzerlerine attığımız, yüklediğimiz o yoğun baskı onları ruh sağlığı açısından kötüye götürüyor. Son dönemlerde okullarda yaşadığımız yıkıcı deneyimler de sadece bu yaşananların fiziksel bir güvenlik olarak değil aynı zamanda ruhsal bir güvende olma ihtiyacı olarak da ele almamız gerektiğini ortaya koyuyor.”
ÇOCUKLARIN İHTİYACI GÜVENDE OLDUKLARINI BİLMEK
Aile içi iyi oluşla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sevda Doğan şunları söyledi: “Birincisi maddi sorunlar. Çocuklar ailenin maddi sorunlarını üstlenmek zorunda değiller. Böyle bir yükümlülükleri asla yok. Bu konuyu onlarla paylaşıp endişe verici, belirsizlik yaratıcı bir his, ortam yaratmamamız gerekir. Onların ihtiyaçları olan şey güvende olduklarını bilmektir. Çocuklar elbette ailedeki problemleri hisseder. Evde bir problem varken yokmuş gibi davranmaktan asla bahsetmiyorum. Mesela; evde ciddi bir maddi problem oldu! Baba iflas etti ya da ona benzer bir sorun. Çocuklar bizzat buna şahit olmadan anne-babanın daha yalın bir ifadesiyle; “Bizim maddi bir problemimiz var. Ama baban ve ben çalışıyoruz. Biz bunu hallederiz.” Çocuklar bunu bilmek isterler. Biz yetişkin insanlar bir sorun yaşadığımızda anında bir çözüm üretmeye başlıyoruz zaten. Ama çocuklar onlar varoluşsal anlamda kaygıya düşüyorlar.”
EBEVEYNLER ARASINDAKİ SORUNLAR İKİLİ ARASINDA KALMALI
Anne-babaların yaşadığı sorunları çocuklarla paylaşmamaları gerektiğini ifade eden Sevda Doğan, “Bir diğeri evlilikteki çatışmalar. Ebeveynlerin arasındaki anlaşmazlıklar, kavgalar ve evliliklere dair detayları çocuklar duymak istemezler. Bu konuyu onlarla paylaşmak sadece çatışmayı arttırır ve çocukları taraf seçmeye zorlar. Ebeveynlerin arasındaki sorunlar ikisi arasında kalmalıdır. Çocuklar mutlaka hissederler ancak onlara daha basit düzeyde açıklamalar yapmak gerekir. Bu çocuk küçük de büyük de olsa çocuklara daha somut açıklamalar yapmak gerekiyor.”
RUH SAĞLIĞI UZMANLARINDAN YARDIM İSTESİNLER
Anne-babaların aralarındaki sorunlarda yakınlarından daha çok ruh sağlığı uzmanlarından yardım istemeleri gerektiğini ifade eden Sevda Doğan, “Bir diğeri kişisel pişmanlıklar. Ebeveynlerin yaptığı hataları çocuklar bilmesinler ve ebeveynlerin hayal kırıklıklarını taşımak zorunda kalmasınlar. Bu yüzden çocuklar kendilerini suçlu ve yetersiz hissederler. Anne-baba sorunlarını kendileri çözebilecek yetkinlikte olmalı, çözemiyorlarsa yardım istemeliler. Maalesef toplumumuzdaki büyük eksiklik bu. Evde kavga kıyamet kopuyor, kimse yardım istemiyor. Büyüklerden yardım isteniyor, onlar da ya taraf tutuyorlar. Sorunlarımıza yardım istiyoruz ama net bir çözüm olmuyor. Ruh sağlığı uzmanlarından yardım istesinler lütfen.”
ÇOCUKLAR YETİŞKİNLERİN SIRLARINI BİLMEK İSTEMEZ
Sevda Doğan, “Ve bir diğeri yetişkinlere ait sırları bilmek istemezler. Özellikle aldatmayla ilgili sorunlarda. Çocuklar anne-babalarından daha akıllılar. Bu jenerasyon anne-babalarından zihinsel anlamda çok daha iyiler ve onların telefonlarında ne varsa, kiminle ne yazışmışsa biliyorlar. Aldatan anne-babanın çocuklarının mesajlarını yakaladığına tanık oldum. Bu çocuklar üzerinde müthiş bir ağır yük oluşturuyor. Örneğin Tiktok’dan annesinin yabancı bir erkekle yazıştığını gören kız çocuğu bunu babasına söyleyip söylememek arasında derin bir iç muhasebesi yapıyor. Söylese annesi şiddete uğrayacak bunu düşünüyor. Söylemese bir yandan babası aldatılıyor. Çocukları bu durumda asla bırakmamalıyız. Bu ciddi bir güvenlik ihlali, çocuklar güvende olduklarını bilmek isterler.”
ÇOCUK, ÇOCUK OLDUĞUNU BİLEREK HAYAT SÜRMELİ
Anne-babaların sorumlulukları bilerek çocuklarının çocuk olduğunu bilerek yaşam sürmeleri gerektiğinin altını çizen Sevda Doğan, “Bir diğeri diğer ebeveyn hakkındaki eleştiriler. Çocuklar bunu duymak istemezler ve diğer ebeveyne yönelik bağları zayıflar ve çocuklar kendilerini güvende hissetmezler. Ebeveynlerinin kendine güvensizliklerini bilmek istemezler, korkularını endişelerini duymak istemezler. Bu onlar üzerinde ağır bir yük oluşturur. Çocukluk travmalarını, detaylarını bilmek istemezler. Bu detaylar onların üzerinde ciddi problemlere yol açar. Son olarak da ebeveynlerin henüz iyileştiremediği şeyleri bilmek istemezler. Çocuklar sadece güvende olmak, sevgi görmek, ilgi görmek isterler. Elbette ki evdeki sorunlar paylaşılır, elbette tüm aile birbirine destek olur. Ancak çocuk, çocuk olduğunu bilerek hayat sürmeli. Anne-baba da, anne-baba olduklarını bilerek bu sorumluluğu üzerine alarak sorunları halletmeliler.”
ÇOCUK, ANNE-BABANIN SIRDAŞI DEĞİLDİR
Sevda Doğan son olarak, “Hiçbir çocuk anne babanın arkadaşı değildir. Anne baba da hiçbir çocuğun arkadaşı değildir. Bir çocuğun anne babasıyla arkadaş olmaya ihtiyacı yoktur. Anne-baba olarak kalmalı, otoriteyi korumalı. O koltuğu çocuğa kaptırmamalı. Çocuk, anne-babanın sırdaşı değildir. Lütfen kendi arkadaşlarına sırlarını versinler. Çocuklar güvende olduklarını, sevildiklerini bilmek isterler, O aileye ait hissetmek isterler.” dedi.
Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.






