Medya03’de Moderatörlüğünü Rasime Fedakar’ın yaptığı programın konuğu Gazeteci-Yazar Ertuğrul Sevim oldu. Programda; ülkemizi yasa boğan okul baskınları başta olmak üzere ABD-İsrail, İran arasındaki savaş, erken seçim tartışmaları, Muhtarların Belediye’yi AK Parti’ye şikayet haberleri ile ligin son maçında deplasmanda Altay ile kritik bir maça çıkacak olan Afyonspor konuşuldu.
BU GENÇLER BİZİM, ÜLKEMİZİN GELECEĞİ
Gençlerin iletişim araçlarının hızla gelişmesiyle birlikte kendi çevresine adapte olamadığını, bu duruma çok ciddi çözümler bulmak gerektiğini ifade eden Gazeteci Sevim şunları söyledi: “Gençlerimizi bu noktaya getiren sebep; aşırı bireyselleşme, iletişim araçlarının hızla gelişmesi, dış dünyayla bağ kurabilmenin çok kolay olması. Böyle olunca da yakın bağları kopartıyor. Bir birey, çocuk, genç, bütün dünyadan arkadaşlar bulabiliyor ama kendi mahallesinden, ailesinden iletişim kurduğu insanlarla aynı ortamı, havayı, heyecanı hissedemiyor. Çünkü; orada başka bir sanal bir dünya var. Ayrı bir jargonu, prosesi var. Oranın güvenlik konseptleri var onları karşıladığı için mevcut kendi çevresine adapte olamıyor. Bu çok ciddi, büyük bir problem ve bunu münferit bir olay olarak görmek, bugünlere ait bir olay olarak görüp ‘İnşallah bir daha olmasın!’ demek de sadece temenniden öteye gitmez. Buna çok ciddi çözüm bulmak lazım. Nedeni şu: Bu çocuklar, gençler bizlerin evratları, bizim ülkemizin geleceği.”
SOSYALLEŞEN ÇOCUKLAR YETİŞTİREMİYORUZ!
Çocukların sosyalleşmesi gerektiğini ve spora yönlendirmemiz gerektiğinin altını çizen Gazeteci Sevim konuyla ilgili şunları söyledi: “Ülkenin gençlerine büyüklerin yanlış bakması, onları birbirleriyle sosyalleştirmememiz, internete itmemiz ve buradakileri kontrol edemememiz sonucunda çok çok kötü olayları daha ilerde Allah muhafaza oluşabileceğini öngörüyorum. Bizim sosyalleşen, mahalle-toplum kültürü olan usta-çırak ilişkilerini bilen, ailevi ilişkileri bilen, hala, teyze, amca bilen çocukları yetiştiremediğimizi düşünüyorum.
‘O çocuklar böyle geldiler, bunları biz ne yaparsak yapalım olmuyorlar!’ değil. Bugün hangi çocuğu futbol okuluna gönderirseniz gönderin sevinerek gidiyor, hangi kız çocuğunu voleybol takımına yazarsanız yazın voleybol oynamak istiyor. Hangi çocuğu gençlik merkezinde gönderseniz gidiyor! Buraları yaptığınızda boş mu kaldı? Hayır. Hatta kapasitesinin üstünde insanlar geldi.
Bence gençleri spora, kültürel faaliyetlere yönlendirmemiz lazım. Ben bugün Milli Eğitim Bakanının, Gençlik ve Spor Bakanlığının yerinde olsam böyle hikayeden algıyla, istatistikle filan değil, her çocuğun bir tane takım sporu yapabileceği bir ortam hazırlatırım. İlkokul, ortaokulda sınıf takımları, okul takımları olsun bir çocuk bir yerin bir parçası olsun. Futbol oynayamaz voleybol oynar. Voleybol oynamaz, basketbol oynar. Bunlara biraz daha fazla akademik derslerden ziyade bu tip şeylere de biraz önem vermek lazım. Çocukların birlikte yapabileceği şeyleri geliştirmek lazım.”
GENÇLİĞİ OYUNA SOKMAMIZ LAZIM
“Gençlere sorumluluk vermemiz lazım.” diyen Gazeteci Sevim sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir defa biz ölesiye kadar gençlere hiçbir makam, mevki, iş falan vermeyeceğiz, öyle gözüküyor. Yakında Türkiye'de şu bile tartışılacak! 65 yaş yerine 70 veya 75 yaş olsun emeklilik diye. Çünkü kimse koltuğunu bırakmak istemiyor. Hiçbir kimse oturduğu yerden kalkmak istemiyor. Hiç kimse çocuğuna, gençlere işi devretmek istemiyor. Eskiden futbolda oyuncular 25 yaşında jübile yapardı, şimdi 38-40 yaşına kadar gidiyor. Bazıları neredeyse oturduğu koltuktan mezara gidecek. Aşağıda da yüzbinlerce işsiz veya bir pozisyon bekleyen çocuklar var. Bu böyle olmaz, bizim bu gençliği acilen oyuna sokmamız lazım.”
HERKES ÇOCUĞUNU AVUKAT, DOKTOR, PİLOT, UÇMAK MÜHENDİSİ YAPMAK İSTİYOR!
Ülkemizde ailelerin çocuklarını avukat, doktor, pilot, uçak mühendisi yapmak istediğini bu durumun çok yanlış bir yere doğru gittiğinin altını çizen Gazeteci Sevim, “Almanlar bu işi iyi biliyor. Almanya'da öğretmenlerin yetkisi vardır, çocuk okumayacaksa O’nu direk mesleğe yönlendirir. Meslek sahibi olmak da çok ciddi bir kariyerdir. Bizde nedense! bütün çocukları avukat, doktor, pilot, uçak mühendisi yapacağız diye başlıyoruz. Halbuki bu kadar ihtiyaç yok, böyle bir şeyin olma şansı da yok. Ülkede berber, fırıncı ihtiyacı var. Ahlaklı birçok meslek grubuna ihtiyaç var. Bir su tesisatçısının yaptığı işi kimse yapamaz ve bir Mali Müşavirden daha fazla para kazanabilir. Hatta dünyanın her yerine gittiğinde de iş yapabilir. Şimdi biz bunları bir meslek olarak görmüyoruz. Aşçı çocuğunu avukat yapmak istiyor. Herkes çocuğunu memur yapmak istiyor. Bu yanlış bir yere gitti. Bundan dolayı buraya bir format atmak lazım.
Bir çocuğu aile doğru dürüst yetiştiremezse Batı ülkelerinde çocuğu elinden alır. Der ki, ‘Sen bu çocuğu yetiştiremiyorsun.’ Alır götürür ‘Ben yetiştireceğim’ der. Çünkü millete ait bir birey. Bizim sağlıklı yöntemlere dönmemiz lazım. Bizim acilen şuurlu, bu ülkeyi teslim edebileceğimiz idealist vatanını, milletini seven, komşusunu, arkadaşını, akrabasını da bilen bir gençlik inşa etmemiz lazım. Bu gençlere de sürekli sınav kazanma, belli hedeflere doğru yöneltme, sabahtan akşama kadar bunları strese sokma huyunuzdan da vazgeçmemiz lazım.”
EKONOMİMİZ ERKEN SEÇİMİ KALDIRAMAZ
Türkiye ekonomisinin bir erken seçimi kaldıracak düzeyde olmadığını ifade eden Gazeteci Sevim, “Ben daha önce burada bir cümle sarf ettim. ‘Şu anda ülkeyi seçime götürmek ülkeye ihanettir.’ diye. Tabi Editörümüz sadece o kısmını vermiş. Ben halkın erken seçim istediğini, Türkiye'de ekonomik krizin olduğunu, insanların mutsuz olduğunu en fazla iddia edenlerden biriyim. Yalnız ülkede şu anda seçime gidilmez. Buna ne iktidar gider, ne Türkiye'nin siyasi ve ekonomik yapısı buna müsait değil diye söylemiştim. Ama bir gün mutlaka erken seçime gidilecek. Neden gidilecek? Çünkü Cumhurbaşkanımızın tekrar aday olmak gibi bir niyeti var. Bunun için anayasaya göre Meclisin seçim kararı alması gerekir. O yüzden bir yıl öncesi en azından Meclisin seçim kararı alması gerekiyor. Meclisinde nasıl seçim kararı alacağı anayasada belli. Ama bunu şu gün alacağız diyemezsiniz. O gün pat diye bunu söylemeniz lazım. Çünkü; o gün alacağız deyince bu sefer muhalefet o gün olmasın bugün olsun der. Erken seçim aklınıza düştüğü anda yapmak zorundasınız. Şu anda Türkiye'nin ekonomisi bir erken seçimi kaldıracak düzeyde değil.”
EKONOMİ DÜZELMEZSE SEÇİMLER 2028’DE OLABİLİR!
Türkiye’de şu anda erken seçime gidilmeyeceğini, ekonominin düzelmemesi halinde Tayyip Erdoğan’ın seçimi normal tarih olan 2028’de de yapabileceğini sözlerine ekleyen Gazeteci Sevim, “Toplumun bir kesimi lastiği patlamış çantın üstünde gidiyor. Türkiye'de enflasyon %18 düştü, ticari banka kredileri %5 düştü. Neden? Çünkü bir güven ortamı yok. İnsanlar üretmiyor, fabrikalar işçi çıkartıyor, esnaf kepenk indiriyor. Devlet zam veremiyor, maaş veremiyor. Çok zor durumda. Bunun için önce ekonominin düzelmesi lazım. Ama savaş çıktı. Maliye Bakanlığını izledim. Maliye Bakanı diyor ki: ‘Bizim programımızın üçüncü devresi bir buçuk yıl öngörüyorduk, iki buçuk yıl sürecek.’ diyor. Bir yıl ileri attı diyor.
Çünkü Merkez Bankası petrol fiyatını 65 $ öngörmüş enflasyon hesabı yaparken. Mutlaka petrolü hesap etmek zorundasın. Uluslararası piyasalara bakıyorsunuz ortalaması 65 $. Bir bakıyorsun savaş çıkıyor, Hürmüz kapatılıyor 95-100 dolarlara geliyor brend petrol. Bunun her bir 10 $ artması enflasyonun bir puan artmasına sebep. Ülkenin cari açığını artırıyor. Bence şu anda zaten seçime gidilmez. Ekonomi düzelmezse hatta Tayyip Erdoğan üçüncü dönemi de bırakır, hiç gitmeyebilir. Normal 2028'de bile olabilir seçim. Başka bir şey önerirler derler ki parlamenter sisteme geçelim, Başbakan olsun derler. Yada tamam benden bu kadar deyip başka birini aday edebilir. Çünkü şu şartlarda seçime gitmek iktidar partisi için çok zor.”
CHP’NİN AFYON’DA YÜZDE 52 OY ALACAĞINI HİÇ KİMSE ÖNGÖRMEDİ
“Anketlere kesinlikle hiç bakmayın.” diyen Gazeteci Sevim, “Anketlerin hiçbirinde doğruyu göremezsiniz. Mesela Afyon'un %52 olduğunu hiç kimse görmedi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin alma şansı hiç yok dediler. İktidar partisi mevcut anketlerini de göremez. Çünkü güçlü bir siyasi iktidar var, insanlar oyunu değiştireceği zaman çok rahat söylemezler. Ben şu anda iktidar için çok iyi bir tablo olduğunu düşünmüyorum ama düzelme ihtimali var. Nasıl var? Uluslararası konjonktür, Türkiye'nin ekonomisi düzelir. Adalet ve Kalkınma Partisi ekonomiyi iyi yönettiği dönemlerde oldu. Çok büyük güçlü bir parti. Tayyip Erdoğan çok deneyimli siyasetçi. Düzeltebilir ama şu anda o ümit yok. O yüzden muhalefette seçim diyecek. Muhalefetin 40 türküsü var, 40'ı da seçim üstüne.” ifadelerini kullandı.
Programın devamında ABD-İsrail, İran savaşı, Afyonkarahisar’da 11 muhtarın AK Parti İl Başkanlığına Belediye’yi şikayet haberleri ve 3. Lig temsilcimiz Afyonspor’un ligde kalma yolunda bir mucizeye imza atıp atamayacağı konuları konuşuldu.
Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.