Teknik süreçler de, teknik bilgi gerektirir.
Bir ömrün birikiminin yeniden şekillendiği, insanların geleceğini teslim ettiği, her büyük yatırımın arkasında bilgi, denetim ve kontrol mekanizması olmak zorundadır.
Bugün bir araç satın alırken, nasıl ki ekspertiz raporu isteniyorsa,
Bir beyaz eşya ya da elektronik bir cihaz alırken yorumlara bakılarak araştırılıyorsa, nedense milyonlarca liralık dönüşüm projelerine gelindiğinde, çoğu zaman yalnızca müteahhidin söyledikleriyle yetinilebiliyor.
Oysa bir binanın taşıyıcı sistemi, temel yapısı, statik hesapları, mimari projeleri, kullanılan malzemeleri ve uygulama kalitesi yalnızca müteahhidin beyanlarıyla değerlendirilemez.
İşte tam bu noktada teknik danışman devreye girer.
Teknik danışman, malikler adına projeyi inceler,
Metrekare hesaplarını kontrol eder, statik projeleri değerlendirir, ortak alan kayıplarını analiz eder, maliklerin hak kaybı yaşayıp yaşamadığını tespit eder, şantiye sürecini denetler,
Uygulamanın projeye uygun ilerleyip ilerlemediğini kontrol eder.
Kısacası teknik danışman, maliklerin tarafında duran teknik akıldır.
Projeye dışarıdan bakan bağımsız gözdür.
Gözden kaçabilecek riskleri önceden görebilen, erken uyarı sistemidir.
Bir anlamda apartmanın, teknik vicdanıdır.
Çünkü dönüşüm sürecinde ortaya çıkabilecek, birçok hak kaybı, ilk bakışta fark edilmez.
Bazen kayıp, bir metrekarededir.
Bazen ortak alan kullanımındadır.
Bazen statik projedeki, bir detaydadır.
Bazen kolon yerleşimlerinde...
Bazen temel sisteminde...
Bazen de projede vaat edilen ile uygulanan arasındaki farktadır.
Ne yazık ki bu farklar, çoğu zaman bina teslim edildiğinde ortaya çıkar.
O noktadan sonra ise geri dönüş çok daha zor hale gelir.
Müteahhidin mühendisi, müteahhidin,
Belediyenin kontrolörü, belediyenin,
Şantiye şefinin sorumluluğu, şantiyenin tarafındadır.
Peki maliklerin tarafında kim vardır?
İşte bu sorunun cevabı teknik danışmandır.
Özellikle İstanbul gibi deprem gerçeğiyle yaşayan şehirlerde,
teknik danışmanın önemi çok daha büyüktür.
Çünkü İstanbul sıradan bir şehir değildir.
Zemin yapıları, bölgeden bölgeye değişir.
Bazı bölgelerde, yoğun yer altı suyu vardır.
Bazı bölgelerde, dolgu alanları bulunur.
Bazı bölgelerde, taşıma kapasitesi farklıdır.
Bu nedenle aynı proje yaklaşımı, her parselde aynı sonucu vermez.
İşte bu noktada, teknik danışman, zemini de okur.
Binanın oturduğu, toprağa da bakar.
Ne yazık ki uygulamada, birçok malik, teknik danışmanı, ek maliyet olarak görebilmektedir.
Oysa ki teknik danışmana ödenen bedel, çoğu zaman, milyonlarca liralık, hak kaybına karşı, alınmış bir sigortadır.
Çünkü kentsel dönüşümde bazen insanlar imzaladıkları belgeleri okuyabilirler.
Ama teknik detayları yorumlayamazlar.
İşte teknik danışman, tam da bu boşluğu doldurur.
Müteahhit tekliflerini karşılaştırır.
Verilen metrekareleri kontrol eder.
Ortak alanları inceler.
Ruhsat projelerini değerlendirir.
Şantiye ilerlemesini takip eder.
Malzeme kalitesini gözlemler.
Teslim öncesi eksikleri tespit eder. En önemlisi de, maliklerin bilmediği teknik dili, onların anlayacağı dile çevirir.
Kentsel dönüşümde, en pahalı hatalardan biri, denetimsiz ilerlemektir.
Çünkü denetimin olmadığı yerde risk büyür.
Risk büyüdükçe, belirsizlik artar.
Belirsizlik arttıkça, hak kayıpları başlar.
Bir projeyi başlatmak önemli olabilir.
Ama doğru yönetmek çok daha önemlidir.
Sizce milyonlarca liralık bir kentsel dönüşüm projesinde, bağımsız bir teknik danışman olmadan, karar vermek ne kadar doğru?





