GÜNDEM

Aşk bir görme kaybıdır!

Medya03’de evlilik ve doğru eş seçiminin konuşulduğu programın konuğu olan Afyonkarahisar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Psikolojik Danışman ve Uzman Aile Danışmanı Sevda Doğan, “Aşk bir görme kaybıdır. Şehvetin bol olduğu, gerçeğin flulaştığı bazı şeyleri görmek istemediğimiz-göremediğimiz bir hastalık hali. Aşk, emekle sevgiye döndüğü zaman bu hastalıktan kurtuluyoruz.” dedi.

Abone Ol

Afyonkarahisar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Psikolojik Danışman ve Uzman Aile Danışmanı Sevda Doğan medya03.com’da Rasime Fedakar’ın hazırlayıp sunduğu ‘Sözün Özü’ programının konuğu oldu.

EVLİLİKTE EN İYİ FORM EŞ BAŞKANLIKTIR!

Evlilik ve doğru eş seçiminin konuşulduğu programda Doğan evlilikte en iyi formun eş başkanlık olduğunu söyledi. Doğan konuyla ilgili şunları söyledi: “Evliliklerde romantik ve yakın ilişkiler kurarız. Bu yakın ilişkiler bizim ilk gördüğümüz çekirdek ailemizin birer temsilidir. Evliliği üçgen şeklindeki şemaya benzetirsek: Bir köşesi duygu, diğer köşesi düşünce, öteki köşesi de iktidarı simgeler. Evlilik müthiş bir iktidar alanıdır. Çiftler arasındaki bu iktidar savaşı sürerse, sağlıklı bir düzene boyuta evrilmezse başladıktan bir süre sonra çekişmeli, mutsuz bir yaşantıya dönüşür. En iyi form, eş başkanlıktır. Hem kadının hem erkeğin ortak rol ve sorumluluk aldığı ve birlikte evliliği eş başkanlık şeklinde yürüttükleri bir formdur. Özellikle kadınlarımız anne olduktan sonra bu iktidar alanını genişletirler. Hele ki bir de bizim toplumumuzda erkek çocuk doğurmuşsa bir kadın maalesef çok daha kıymet görür.

Şu an boşanmaların bu denli artmasına rağmen evliliğin hâlâ popülerliğini koruması bir iyileşme kapısı olarak çiftler tarafından farkında olmadan tercih edildiğidir. Evlilik farkındalıkla çıkılan bir yolculuktur ama neden o kişiyi seçtiğimize dair olan sorumlu bu durum bizim çok da farkında olmadan bilinç dışımıza sirayet etmiş bir takım ihtiyaçlar neticesinde de ortaya çıkar.”

KÖK AİLESİNE ÇOK BAĞLI ÇİFTLERİN İLİŞKİLERİ SAĞLIKLI YÜRÜMÜYOR

Evlilik birliği içerisinde kök ailesine çok bağlı olan çiftlerin ilişkilerinin sağlıklı yürümediğini ifade eden Doğan şunları söyledi: “Bir kadın saygın olmak için anne olma yolunu seçmemeli. Annelik bir kadını saygın yapar, toplumca kabul görür ama bir kadın önce bir birey olarak varoluşsal ihtiyacını, kimliğini göstermiş olması gerekiyor. Böyle olmadığında kadın veya erkek evlilik birlikteliği içerisinde kimliği yok oluyor. Sadece anne ya da baba olarak var oluyor. Annelik ya da babalık arkasına saklanmadan ve tabii ki de bu görevlerimizi de yerine getirerek karşılıklı birbirimizi kabul ederek bir evlilikte mutlu kalabiliriz. Bir çiftin eril ve dişil enerjisinin var olduğu yerdir flört etmek. Sevgiliyken kurulan bir birliktelik gibi algılanır ama evlilik ilişkisinde flört etmeyi, karşılıklı birbirine özen göstermeyi çok isteriz.

İlişkisini sağlıklı yürüten çiftlere bir bakın hâlâ birbirlerine sevgi sözcükleri söylerler, özen gösterirler ve nezaketlidirler. Evlilik ilişkisinde anne baba olmadan önce birey olmanın daha sağlıklı bir kişilik ve daha sağlıklı bir ilişkiyi doğuracağını düşünüyoruz. Burada önemli olan şudur: Evlilikte her birey kendisini yetiştiren bir kök aileden gelir, evliliğe dahil olur. Ancak; evlilik birliği içerisinde, bu kök aileyi geride bırakıp yeni bir yaşantı kurup kuramayacağı önemlidir. Bunu sürdüremeyen hâlâ kök ailesine çok bağlı olan çiftlerin ilişkilerinin sağlıklı yürümediğini görürüz.”

ÇOCUĞUN GÖZÜNDE BABA TANRIYA BENZETİLİR

Çocukların gözünde babanın bilimsel olarak bir tanrıya benzetildiğini ifade eden Doğan konuyla ilgili şunları söyledi: “Boşandığın kişi senin eski eşin olabilir ama çocukların eski babası değil. Ebeveynlerin ayrıldıktan sonra eşlerini gördüğü pencere değişebilir. Ancak çocukların penceresi çok farklı yerden açılır anne-babaya. Bizler kaç yaşında olursak olalım, anne babamızın gözünde hâlâ çocuğuzdur. Ancak bir çocuğun ebeveynine yönelttiği bakışta anne-babasının birbirini gördüğü şekilde temellenir.

Eşler birbirleriyle ayrılsalar bile sağlıklı bir şekilde ilişkilerini yürütebiliyorlarsa o kadar sağlıklı çocuklar yetiştirebilirler. Çocukların anne-baba ayrıldığında ruh sağlığı bozulmaz. Tabii ki büyük bir yıkımdır anne, baba ve çocuk açısından bakıldığında. Bu süreçte yaşanan, sorunların nasıl ele alınıp çözüldüğü, çocuklara bu durumu nasıl anlatıldığı çok önemlidir. Çocukların gözünde baba çok büyük dev gibi hatta yapılan bilimsel çalışmalarda babanın tanrıya benzetilir. Tanrı nasıldır? Sonsuz güven duyulur ve her ihtiyacımızı karşılar. Öyle olduğuna inanırız. Bir çocuk gözünden de babası böyledir. Ama annenin kahrettiği bir baba düşünün. Annenin sürekli aşağıladığı, sürekli suçladığı bir baba düşünün. İşte bu çocuk sağlıklı hayatta kalamıyor.

Çocuğun yaşı ne kadar küçükse bu risk daha da artıyor. Cinsel kimlik yöneliminde çok problemler yaşanıyor. Çocuk diyor ki: Babam kötü biriyse annem öyle olduğunu söylüyor. Bu bilinç dışı bir konuşma tabii ki. Öyleyse ben kendi cinsiyetimi reddediyorum diyor. Çünkü o dönemde anne-babayla, hemcins ebeveynle özdeşleşmeler ve karşı cins ebeveynler ayrılmalar yaşanıyor. Özellikle 3-6 yaş dönemi çok kritik bir dönemdir. Burada sağlıklı bir özerkleşme yaşanamadığında çocuk kendi cinsiyetini kabul etmiyor. Şu an yaşanan homoseksüel eğilimlerin tümünün hormonal bir bozukluk, fizyolojik bir problem söz konusu değilse hep buralarda temelleniyor. Anne-baba çocuğun gözünde ilişkilerini ve ebeveynin itibarını korumalıdır.”

AŞK MÜTHİŞ BİR DUYGUDUR ANCAK UZUN SÜRMEZ

Aşk ve mantık evliliğiyle ilgili bilgiler veren Doğan şunları söyledi: “Aşk bir görme kaybı. Şehvetin bol olduğu, gerçeğin flulaştığı bazı şeyleri görmek istemediğimiz-göremediğimiz bir hastalık hali. Bunun tedavisi; aşkın emekle, sevgiye döndüğü zaman bu hastalıktan kurtuluyoruz. Aşk evliliği yapmak çok güzeldir, tavsiye ederiz. Bu müthiş bir duygudur. Ancak aşk uzun sürmez, maalesef böyledir. Bir zaman sonra o yoğun duygular, şehvet azalır ve gözlükleri çıkartıp net olarak görmeye başlarız. Evliliğin başlatıcısı olması ‘Evet’ ama evlilik hayatı boyunca aşk sürmez. Böyle de bir gerçek var. İnsanlar aşkın perdelediği gerçeği yıllar geçtikçe, yaş ilerledikçe görüyor.

Aşk ilişkisinde git gide arzulanandan uzaklaşarak gerçek olanla karşı karşıya kalmaya başlarız. “Bu ilk tanıdığım kişi o muydu?” Moduna geçeriz. Ancak: istesek de istemesek de bazı gerçekler var. Nasıl ki doğanın akışına bakmakta fayda var. Hayvanlar çiftleşmek için koku yayıyorlar, yerini belli ediyorlar, değişik sesler çıkartıyorlar belgesellerde görüyoruz. İnsanlar da farkında olmadan içgüdüsel olarak karşı cinsi, partnerini kendisine çekerler. Tabii ki dediğim gibi insan canlısı olduğumuz için bu doğal bir ihtiyaçtır. Evlenmek ve çoğalmak. Tabii ki buna aşkla başlamak çok güzel. Evliliği sevgiyle sürdürmek ondan daha da güzel bir durum.” ifadelerini kullandı.

Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://youtu.be/j05w46KcOtQ