05 Mayıs2622

Afyonkarahisar Valiliği, Afyonkarahisar Belediyesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ), Mühendislik Fakültesi ve İnşaat Mühendisliği Kulübü iş birliğiyle “Depreme Dirençli Afyonkarahisar İçin Zemin, Yapı, Hasar Yönetimi” konulu çalıştay gerçekleştirildi.

DEPREM TEK BAŞINA FELAKET DEĞİL

Çalıştayın açış konuşmasını yapan Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Gücek, depremin bir doğa olayı olduğunu ancak tek başına felaket olmadığını söyledi. Gücek, “Onu felakete dönüştüren unsurlar ihmal, bilgisizlik ve denetimsizliktir. Ne yazık ki her büyük depremden sonra aynı cümleleri kuruyor, aynı acıları yaşıyor ve aynı soruları yeniden sormaya devam ediyoruz”

6 Şubat Kahramanmaraş depremleri ve son olarak Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen sarsıntıların, yalnızca yıkımı değil, aynı zamanda acı bir gerçeği de gösterdiğini ifade eden Gücek, asıl sorunun depremin kendisi değil; zemin, yapı ve insan arasındaki ahlaki kopukluk olduğunu belirtti. Gücek, “Ancak mesele yalnızca depremle sınırlı değildir. Geçtiğimiz Cuma günü Sandıklı ilçesinde, herhangi bir deprem olmadan iki katlı bir yapının çökmesi, bu gerçeğin en sessiz fakat en çarpıcı uyarılarından biridir”

RİSKLİ BİNALAR HIZLI BİR ŞEKİLDE TESPİT EDİLMELİ

Afyonkarahisar’ın, geçmişte önemli depremler yaşamış ve deprem riski yüksek bir şehir olduğunu kaydeden Gücek şunları söyledi: “Kalın alüvyon zemin yapısı, yer yer yüksek yeraltı su seviyesi ve özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş yapıların yüzde 50’yi aşan oranı, bu kentin mühendislik açısından son derece dikkatli ele alınması gerektiğini defalarca göstermiştir. Bu çalıştay, yalnızca bir toplantı değil; aynı zamanda bir farkındalık oluşturma çabası ve merkezi ile yerel yönetimlere yöneltilmiş açık bir sorumluluk çağrısıdır. Artık çok net biliyoruz ki, depremin ne zaman olacağını ya da hangi fayın nerede bulunduğunu tartışmak yerine, mevcut riskli yapıların hızlı bir şekilde tespit edilmesi ve güvenli yapılardan ayrıştırılması en öncelikli konulardan biridir. Riskleri sadece konuşmakla yetindiğimiz sürece, onları yönetemeyiz. Riskleri yönetemediğimiz sürece ise kayıpları konuşmaya devam ederiz. Aksi halde her yıl dönümünde atılan birkaç mesajla bu büyük sorunu sıradanlaştırma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız.”

“71 İLDE 3,5 MİLYONDAN FAZLA BİNA İNCELENDİ”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Afet Hasar Tespiti Daire Başkanı Emrah Süme, başkanlık olarak 71 ilde toplam 3 milyon 556 bin bina incelediklerini ve bu yapıların hasar tespitlerini gerçekleştirdiklerini söyledi. Süme, “Ayrıca yaklaşık 10 milyon 686 bin bağımsız bölümde de hasar tespiti yapılmıştır. Bu süreçte, sahada görev alacak insan kaynağının güçlendirilmesine de önem verilmiş; toplam 54 bin teknik personele hem yüz yüze hem de çevrim içi eğitimler verilmiştir. Hasar tespit çalışmalarının etkin ve hızlı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla teknolojik imkânlardan da yararlanılmıştır. Bu kapsamda, sahada kullanılan 4 bin 500 tablet bilgisayar aracılığıyla hasar tespit çalışmaları sistemli ve koordineli bir şekilde sürdürülmektedir” ifadelerini kullandı.

“81 İLDE İLETİŞİM MERKEZLERİ KURULDU”

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından 18 ilde kapsamlı hasar tespit çalışmaları gerçekleştirildiğini, 2 milyon 376 bin bina ve 6 milyon 609 bin bağımsız bölümün hasar durumunun incelendiğini belirten Süme, “Sahada yürütülen çalışmalar için 9 bin 284 hasar tespit ekibi görevlendirilmiş; bu ekiplerde inşaat mühendisleri, mimarlar ve inşaat teknikerleri aktif olarak görev almıştır. Ayrıca 81 il müdürlüğünde iletişim merkezleri kurulmuş, sahada ise çadır ve konteynerlerden oluşan vatandaşlara yönelik iletişim ofisleri oluşturulmuştur. Bununla birlikte, vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda toplam 571 bin dilekçeye de cevap verilerek süreç etkin bir şekilde yönetilmiştir” dedi.

“AFYONKARAHİSAR’IN ZEMİNİ SIVILAŞMA VE BÜYÜTME RİSKİ TAŞIYOR”

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamil Bekir Afacan ise Afyonkarahisar şehir merkezinin, büyük ölçüde alüvyon zemin üzerine kurulu olduğunu, Afyonkarahisar zemin yapısının, hem sıvılaşma hem de zemin büyütmesi açısından risk taşıyan özellikler barındırdığını ifade etti. ZF zeminlerin; sıvılaşabilir zeminler, yumuşak zeminler, dolgular ve kalınlığı 35 metreyi aşan yumuşak killer olduğunu kaydeden Afacan, şunları söyledi:

“Bu sınıflandırmada yer alan iki temel madde, Afyonkarahisar koşullarıyla büyük ölçüde örtüşmektedir. Zeminin hasar verilebilirliği esas olarak iki ana başlıkta ele alınmaktadır. Bunlardan ilki zeminin sıvılaşmasıdır. Sıvılaşma durumunda zemin, adeta bir sıvı gibi davranır. Böyle bir ortamda yapıların ayakta kalması mümkün değildir. İkinci kritik konu, çok yumuşak killi zeminlerin yapısıdır. Bu zeminlerin davranış biçimini açıklamak için genellikle “puding” örneği tercih edilir: Bir puding ters çevrildiğinde, tabanındaki en küçük bir sarsıntı bile yüzeyde büyük dalgalanmalara yol açar. Yumuşak zeminlerdeki sismik hareketler de benzer bir eğilim gösterir. Bir diğer açıklayıcı örnek ise silkelenen çarşaf yöntemidir; çarşafı salladığınızda elinizin bulunduğu sabit nokta oldukça az hareket ederken, uç kısımlardaki dalgalanma boyutu çok daha yüksek seviyelere ulaşır. Bu fiziksel etkileşim, yumuşak zeminlerin sarsıntıyı büyütme özelliğini yansıtan temel bir göstergedir.”

“MÜHENDİSLİĞİN AMACI KAÇMAK DEĞİL, GÜVENLİ YAPILAR ÜRETMEKTİR”

Afacan, yönetmeliklere göre yapılan değerlendirmelerde Afyonkarahisar’ın deprem açısından kritik bir bölgede yer aldığını belirterek, “Etrafımızda çok sayıda aktif fay hattı bulunuyor. Küçük ölçekli faylar da var, büyük ölçekli faylar da. Adeta fayların merkezinde bir bölgede yaşıyoruz” dedi. Şehirleşmenin zorunluluğuna dikkat çeken Afacan, mühendislik yaklaşımının kaçış değil, güvenli yapı üretmek olduğunu ifade ederek, “Şehirleşmeye elbette devam edeceğiz ancak temel hedefimiz, sismik yüklere dayanıklı yapılar inşa ederek bu alanlarda güvenli şekilde yaşamaktır. Mühendisliğin amacı kaçmak değil, güvenli yaşam alanları üretmektir” diye konuştu.

“AFYONKARAHİSAR’DA ANA KAYA İSE ÇOK DERİNDE”

Afyonkarahisar’ın büyük bölümünün alüvyon zemin üzerinde bulunduğunu kaydeden Afacan, “Bu alanlar geçmişte tarım arazileriydi; marul ve mısır tarlalarıydı. Zamanla şehirleşme tercih edildi. Bölgede ana kaya çok derinde bulunuyor. 150 ila 200 metre derinliğe kadar gerçek anlamda ana kaya niteliğinde bir zemin çoğu yerde yok. Bu nedenle zemin iyileştirme çalışmaları yapılsa bile, ana kayaya soketlenen bir sistem çoğu zaman elde edilemiyor” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE BİR DEPREM ÜLKESİDİR, KAYIPLARI AZALTMAK BİZİM ELİMİZDE”

İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alper İlki ise Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu ve bu gerçeğin değiştirilemeyeceğini ifade etti. İlki, “Kayıpları azaltmak ise tamamen bizim elimizde. Ne zaman olacağını tartışmayı bırakıp, hazır olup olmadığımızı konuşmamız gerekiyor” dedi. Türkiye’de deprem yönetmeliklerinin yeterli olduğunun altını çizen İlki, “Bugün yürürlükte olan deprem yönetmeliğimiz dünyadaki en kapsamlı yönetmeliklerden biridir. Hatta belki de en büyük kusuru, fazla detaylı ve ileri düzey olmasıdır. Buna rağmen 2023 yılında yapılan binaların yıkıldığını gördük ki bunun sebebi bu yapıların yönetmeliğe uygun yapılmamış olmasıydı” ifadelerini kullandı. Şubat 2023 depremlerinin büyüklüğüne dikkat çeken İlki, “Bu depremler, daha önce yaşadıklarımızla kıyaslanabilecek olaylar değil. Etki alanı neredeyse bir ülke büyüklüğündeydi” ifadelerini kullandı.

“YAPILARIN DEFORMASYON KAPASİTESİNİN YETERSİZ OLMASI YIKIMIN ANA NEDENİ”

Yapıların yıkılma nedenlerine ilişkin bilgiler veren İlki, “En temel problem süneklik eksikliği, yani yapıların deformasyon kapasitesinin yetersiz olmasıdır. Çok basit donatı detaylarının yapılmaması bile yapıların göçmesine neden oldu. Etriye dediğimiz o küçük detaylar yapılmadığında, yapı depremde enerji yutamaz ve ani şekilde yıkılır” diye konuştu. Yapım yılına göre hasar dağılımını paylaşan İlki, “2000 yılı sonrası yapılarda belirgin bir iyileşme var. Ancak bu, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Eski yapılarda yıkım oranı yaklaşık yüzde 1 civarındayken, yeni yapılarda bu oran binde 2 seviyesine düşüyor. Bu önemli bir gelişme ama hâlâ yeterli değil” dedi.

Başkan Köksal’ın ekibindeydi, görev yeri değişti
Başkan Köksal’ın ekibindeydi, görev yeri değişti
İçeriği Görüntüle

“AFYONKARAHİSAR’DA ZEMİN VE YAPI BİRLİKTE DÜŞÜNÜLMELİ”

Afyonkarahisar’ın jeolojik yapısına özel bir parantez açan İlki, kentin ciddi zemin sorunları barındırdığını belirterek, “Afyon’da zemin koşulları Türkiye ortalamasına göre daha problemli. Alüvyon zeminler, düşük Vs30 değerleri ve yerel zemin büyütmesi etkileri nedeniyle deprem etkisi artıyor. Bu nedenle sadece yapı kalitesine değil, zemin-yapı etkileşimine odaklanmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

“ÖNCELİK YÜKSEK RİSKLİ BİNALAR OLMALI”

Kaynakların sınırlı olduğuna dikkat çeken İlki, “Elimizde sınırsız kaynak yok. Bu nedenle tüm binaları aynı anda dönüştürmemiz mümkün değil. Öncelikle en riskli, yani E ve D grubu binalara odaklanmalıyız. Bu yaklaşım hem can kaybını hem de ekonomik kaybı ciddi şekilde azaltır” dedi. Afyonkarahisar için örnek bir ekonomik analiz de paylaşan İlki, “Yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir bütçeyle 12 bin civarında binaya müdahale edebiliriz. Daha esnek bir performans hedefiyle hareket edersek, aynı bütçeyle daha fazla binayı güvenli hale getirme şansımız var” ifadelerini kullandı. Risk azaltma stratejilerine ilişkin veriler paylaşan İlki, “Doğru bir önceliklendirme ve müdahale planıyla can kayıplarını yüzde 80’e varan oranlarda azaltmak mümkün. Örneğin 500 milyon dolarlık bir müdahale bile can kayıplarında yaklaşık yüzde 40 azalma sağlayabilir” dedi. Konuşmasının sonunda net bir çerçeve çizen İlki, “Yapmamız gereken mevcut durumu doğru analiz ederek, riskleri önceliklendirmek ve gerçekçi hedeflerle hızlı hareket etmektir. Afyonkarahisar için zaman kaybetme lüksümüz yok. Doğru adımları atarsak, depremi felakete dönüştürmeden yönetebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

KATILIM YOĞUN OLDU

İlahiyat Fakültesi Özcan Halaç Eğitim Binası Konferans Salonunda düzenlenen çalıştaya; Afyonkarahisar Belediye Başkan Yardımcısı Erkan Uysal, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Zorluer, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Afyonkarahisar İl Müdürü Merih Karayol, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Afyonkarahisar İl Müdürü Ali Altındal, Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Gücek, kurum ve kuruluş temsilcileri, siyasi parti il başkanları ile birlikte akademisyenler ve öğrenciler katıldı.