Eray Aksu bugün toprağa veriliyor
Eray Aksu bugün toprağa veriliyor
İçeriği Görüntüle

Sürekli bir ama sözcüğünün arkasından izler.

Ne söylerseniz söyleyin, ellerinde görünmez bir makas vardır sanki.

Cümlenin en güzel yerini keserler.

Gelirdim ama…

Arardım ama…

İsterdim ama…

Haklısın ama…

Seviyorum ama

Bu insanlar da en sıradan olaylarda bile bir bahane bulurlar.

Sanki hayatla aralarına görünmez bir mesafe koymuş gibidirler.

Ne tam severler, ne tam inanırlar, ne tam gelirler, ne tam giderler.

Çünkü sorumluluk almaktan kaçan ruhların kaçış yoludur.

Çünkü samimiyet cesaret ister.

Netlik cesaret ister.

Bir insanın arkasında durmak, bir duygunun sorumluluğunu taşımak, bir hatayı kabul etmek…

Cesaret ister.

Ama bazıları hayatı hep acil çıkış kapısından yaşamayı seçer.

Ne tam suçlu olmak ne tam fedakâr...

Ne kaybetmek ne de mücadele etmek isterler...

Bu yüzden her cümlelerini küçük bir kaçış tüneliyle bitirirler.

Seni kırmak istemem ama…

Hayır…

İnsan bazen tam da kırmak istediği için öyle konuşur.

Yanlış anlama ama…

İnsan en çok da bu cümleden sonra yanlış anlar ve incinir.

Sürekli ama bağlaçını kullanan insanlar zamanla kendi hayatlarının da seyircisine dönüşürler.

Bazıları bir cümlede yaşarken, bazıları bir bahanenin içinde yaşlanırlar.

Sonra yıllar geçip hayatlarına dönüp bakarlar...

Kurulamamış dostluklar…

Yarım bırakılmış aşklar…

Ertelenmiş hayaller…

Söylenememiş özürler…

Tutulamamış eller…

Hepsinin alrında aynı sözcük yatar.

Ama!

İnsan bazen kararsızlığı yüzünden kaybeder.

Çünkü kararsızlık da yaralar.

Net olmayan sevgi de insanın ruhunu yorar.

Bir insan sizi seviyorsa hissettirir.

Değer veriyorsa zaman yaratır.

Yanınızda olmak istiyorsa yol bulur.

Sürekli ama ile başlayan cümleler kuranlar, yetersizlik duygusunu hissettirirler.

İşte insanın kalbini en çok yoran da budur.

Ne tamamen reddedilirsiniz, ne gerçekten kabul edilirsiniz.

Bir kapının eşiğinde bekletilirsiniz.

Çünkü hiçbir yara, adını koyamadığı duygular kadar tüketmez insanı.

O yüzden artık şunu ayırt etmemiz lazım.

Bazı insanların problemi, sürekli geri çekilmeye alışmış olmalarıdır.

Hayatın tam kıyısında yaşarlar.

Islanmadan denizi anlatırlar.

Yanılmadan fikir yürütürler.

Risk almadan eleştirirler.

Oysa gerçek bağlar ama! larla kurulmaz.

Gerçek dostlukta bahane azalır.

Gerçek sevgide kaçış cümleleri küçülür.

Gerçek insan, net olur.

Çünkü insan sevdiği şeye sürekli mazeret üretmez.

Çareler üretirler..