Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Merkezi tarafından Merkez İlçe ve İl yönetimiyle birlikte görevden alınan İl Başkanı Hasan Karadeniz bugün CHP İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi. Ülke ve yerel gündemle ilgili açıklamalarda bulunan Karadeniz hem Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu hem CHP’den istifa ederek AK Parti’ye geçen Belediye Başkanı Burcu Köksal’a yönelik eleştirilerde bulundu.
DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE HALKIMIZIN YANINDAYIZ
Karadeniz basın toplantısında şunları söyledi: “Bugün burada ülkemizin ve şehrimizin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerimizi kamuoyuyla paylaşmak üzere bulunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak dün olduğu gibi bugün de halkımızın yanında olmaya; emeklinin, memurun, işçinin, çiftçinin, öğrencinin, esnafın ve dar gelirli vatandaşlarımızın hakkını savunmaya devam edeceğiz.
Türkiye, uzun yıllardır uygulanan yanlış ekonomi politikalarının ağır bedelini ödemektedir. Ancak bu bedeli, ekonomik krizin sorumluları veya yanlış kararları alanlar değil; emekli, memur, işçi, çiftçi, esnaf ve dar gelirli vatandaşlarımız ödemektedir.
Bugün milyonlarca insanımız ay sonunu getiremez hâle gelmiştir. Yüksek enflasyon karşısında maaşlar erirken, hayat pahalılığı her geçen gün daha da artmaktadır. Açlık sınırının 35 bin 750 liraya, yoksulluk sınırının ise 116 bin 500 liraya ulaştığı bir ülkede; en düşük emekli aylığının 23 bin 500 lira, asgari ücretin ise 28 bin lira olması sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
Yaklaşık 29 milyon emekli, işçi, engelli, dul ve yetim maaşı alan vatandaşımız ile 12,5 milyon işsiz vatandaşımız geçim mücadelesi vermektedir.
Emeklilerimiz, yıllarca çalışarak ve ülkesine katkı sağlayarak hak ettikleri yaşam standardından bugün uzaklaştırılmıştır.
2002 yılında en düşük emekli maaşıyla yaklaşık 8 çeyrek altın alınabilirken, bugün aynı maaşla ancak 2 çeyrek altın alınabilmektedir. Bu tablo, vatandaşımızın alım gücünün nasıl eridiğinin en somut göstergesidir.”
İKTİDARIN BÜTÇE ÖNCELİĞİ VATANDAŞ DEĞİL, FAİZDİR
Karadeniz, “2023 seçimleri öncesinde verilen sözler de tutulmamıştır. Enflasyon çift hanede kaldığı sürece asgari ücretin yılda dört kez güncelleneceği ifade edilmiş, ancak yüksek enflasyona rağmen Temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılmamıştır.
İktidar verdiği sözü unutmuş, milyonlarca çalışan asgari ücretliyi enflasyona ezdirmiştir.
Emekliye yapılan sınırlı artışlar bütçeye yük olarak gösterilirken, faiz ödemeleri için ayrılan kaynaklar rekor seviyelere ulaşmıştır. Bu tercih ekonomik değil, tamamen siyasidir.
İktidarın bütçe önceliği vatandaş değil, faizdir.
Bizler, insanca yaşamayı herkes için temel bir hak olarak görüyoruz. Emeklinin, işçinin ve dar gelirlinin alın terini koruyacak sosyal devlet anlayışını savunmaya devam edeceğiz.”
Üretici Emeğinin Karşılığını Alamıyor
“Bugün tarımda yaşanan tablo, iktidarın yıllardır uyguladığı yanlış tarım politikalarının ve ekonomik yönetimdeki başarısızlığın en somut göstergelerinden biridir.” diyen Karadeniz sözlerini şöyle sürdürdü: “2026 yılı hububat taban fiyatları açıklanmış, ancak yine üreticinin sesi duyulmamış, çiftçinin artan maliyetleri dikkate alınmamıştır.
Mazotun 75 TL'yi aştığı, gübre, tohum, ilaç, sulama ve işçilik giderlerinin katlanarak arttığı bir ortamda açıklanan fiyatlar, üreticiye kazanç değil zarar getirmektedir.
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin alımlardaki yetersizliği, randevu sistemi ve kota uygulamaları üreticimizi adeta tüccarın insafına bırakmıştır.
Çiftçilerimiz ürettiği buğdayı ve arpayı TMO'ya teslim edemezken, bir iki ay sonrasına randevu verilmekte; bu süreçte ürününü bekletemeyen üretici, taban fiyatın çok altında satış yapmak zorunda kalmaktadır. Bugün taban fiyatı 16,50 TL olarak açıklanan buğday 12-13 TL'ye, taban fiyatı 12,75 TL olan arpa ise yaklaşık 9 TL'ye tüccara satılmaktadır.
Üretici emeğinin karşılığını alamazken, kazanan yine aracılar olmaktadır.
Daha da düşündürücü olan ise bazı iktidara yakın kişilerin hiçbir engelle karşılaşmadan ürünlerini Toprak Mahsulleri Ofisi'ne teslim edebildiği yönündeki iddialardır.
Eğer üreticiye uygulanan kurallar herkese eşit uygulanmıyorsa, bunun adı adalet değil, ayrıcalıktır.
Üreticisini koruyamayan bir ülke, gıda güvenliğini ve geleceğini de koruyamaz.
Geçtiğimiz günlerde Sultandağı ve Çay ilçelerimizde kiraz ve vişne üreticilerimizi, hal esnafımızı ziyaret ettik.”
SANAT OKULU'NDA GERÇEKLER NEDEN GİZLENİYOR?
“AKP yönetimindeki Afyonkarahisar Belediyesi'nin Sanat Okulu binasıyla ilgili yaptığı açıklamalar, kamuoyunu aydınlatmak yerine daha fazla soru işareti oluşturmuştur.” diyen Karadeniz sözlerinin devamında konuyla ilgili şunları söyledi:
“Bir taraftan "Bina deprem riski nedeniyle yıkılmalıdır." denilirken, diğer taraftan belediyeye devredilmesi hâlinde kullanılabileceği ifade edilmektedir.
Buradan açıkça soruyoruz: Deprem riski siyasi kararlara göre mi değişmektedir? Bilimsel raporlar belediyeye veya siyasi tercihlere göre farklı mı değerlendirilmektedir?
Vatandaşlarımızın can güvenliği üzerinden çelişkili açıklamalar yapılmasının gerekçesi nedir?
Eğer bina riskliyse bunun gereği yapılmalıdır.
Güçlendirme mümkünse bugüne kadar neden beklenmiştir?
Üstelik mesele yalnızca tarihi bina değildir.
Yaklaşık 10 bin metrekarelik çok değerli kamu arazisinin geleceği de kamuoyundan gizlenmektedir.
Bu alan için hazırlanan proje nedir? Bu projeden kim kazanacak? Afyonkarahisar mı, yoksa belirli çevreler mi?”
AKARÇAY VE PARKLAR İHMAL EDİLİYOR
“Aylar önce Akarçay için büyük vaatlerde bulunuldu. Suyun temizleneceği, biyolojik yöntemlerin uygulanacağı ve çevre sorunlarının çözüleceği söylendi.” diyen Karadeniz, “Bugün ise ortada kötü koku, kirli su ve artan sivrisinek sorunu bulunmaktadır. Vatandaş artık vaat değil, sonuç görmek istemektedir. Akarçay şehrimizin vitrinidir. Bugün ise ihmalin sembolü hâline gelmiştir.
Benzer tablo parklarımızda ve yeşil alanlarımızda da yaşanmaktadır.
Bakımsız, düzenli biçilmeyen, kuruyan çimler ve yabani otlarla kaplanan yeşil alanlar; belediyecilik hizmetlerindeki zafiyeti açıkça göstermektedir.
Yeni yapılacak refüj ve kavşaklarda su tasarrufu amacıyla kuru peyzaj uygulanması doğru bir tercihtir.
Ancak daha önce yapılmış, çimleri ve otomatik sulama sistemi bulunan refüj ve kavşaklardaki yeşil alanların sökülerek kuru peyzaja dönüştürülmesi doğru değildir.
Bu durum, kaynakların ne kadar plansız kullanıldığını göstermektedir.
Afyonkarahisar halkı reklam belediyeciliği değil, hizmet belediyeciliği istemektedir.
Akarçay'daki kirliliğin nedenleri açıklanmalı, sivrisinek sorununa kalıcı çözüm üretilmeli, park ve yeşil alanların bakımı düzenli olarak yapılmalıdır.”
ÇALIŞAN VE AİLELERİNE CHP ÜYELİĞİNDEN İSTİFA ETMELERİ YÖNÜNDE BASKI YAPILIYOR
Seçim döneminde Burcu Köksal tarafından verilen "Kimsenin ekmeğiyle oynanmayacak." sözünü bugün bir kez daha hatırlatıyoruz. Ne yazık ki bugün Afyonkarahisar Belediyesi'nde yaşanan gelişmeler, bu sözün tam tersine işaret etmektedir.
Belediye Başkanının AKP'ye katılım sürecinin ardından belediye çalışanları üzerinde yoğun bir baskı ortamı oluştuğu yönünde çok sayıda şikâyet tarafımıza ulaşmaktadır.
Çalışanlara ve ailelerine Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa etmeleri yönünde baskı yapıldığı; Afyonkarahisar Belediyesi önünde üç gün boyunca gerçekleştirilen "Afyonkarahisar İradesine Sahip Çıkıyor" eylemlerine çalışanların ve ailelerinin katılmamaları için çeşitli yöntemlerle tehdit ve yıldırma girişimlerinde bulunulduğu, eyleme katılan personel ve yakınlarının kayıt altına alındığı yönündeki iddialar kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. Bugün gelinen noktada tablo daha da ağırlaşmıştır.
Bizzat kendi döneminde işe alınan belediye çalışanlarının bir bölümünün sürgün niteliğinde görevlendirmelere maruz bırakıldığı, bir bölümünün ise işten çıkarıldığı görülmektedir.
Daha da vahim olanı ise bazı çalışanların kıdem ve ihbar tazminatı haklarından, hatta işsizlik ödeneğine dahi erişemeyecekleri yöntemlerle iş akitlerinin sona erdirildiği yönündeki uygulamalardır.”
ALINAN KARAR BİZİM İÇİN ŞEREF MADALYASIDIR
Görevden alınmalarıyla ilgili de konuşan Karadeniz, “Mutlak butlan yönetimi tarafından seçilmiş İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu, Merkez İlçe Yönetimi yaklaşık 10 gün önce görevden alındık. Bu kararın hangi saikle alındığını Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri ve kamuoyu çok iyi görmektedir.
Halkın iradesiyle seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in yanında dimdik durduğumuz için alınan bu karar, benim ve arkadaşlarımın şeref madalyasıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin evlatlarını, bu partinin örgüt iradesinin dışında şekillenmiş hiçbir anlayış birbirinden koparamaz. Hukuk darbesiyle mutlak sultan tarafından atanan bir yönetim, CHP’lileri partiden uzaklaştırmaya çalışsa dahi; bu karar üyelerimizin ve vatandaşlarımızın vicdanında yok hükmündedir.” ifadelerini kullandı.





