Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) himayelerinde Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ), Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ), İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi ve Kastamonu Üniversitesi iş birliğiyle; “4 Şehir 4 Mekân 4 Akif” Sempozyumu’nun “Mehmet Akif Ersoy’da Azimet ve Büyük Taarruz” başlıklı üçüncü oturumu AKÜ ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
Abdullah Kaptan Konferans Salonunda AKÜ Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Topluluğu sanatçılarının Doç. Yıldırım Aktaş solistliğinde Mehmet Akif Ersoy’un bestelenmiş şiirlerinden oluşan dinletisi ile başlayan etkinliğe; Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş, İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Naim Çoban, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Âdem Aslan, Afyonkarahisar Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi ve ASBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Münire Kevser Baş, AKÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şuayıp Özdemir ve Prof. Dr. Murat Peker, Proje Koordinatörü Öğr. Gör. Dr. Gazi Doğan, Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol, Afyonkarahisar il Jandarma Komutanı Murat Kaya ile akademik personel ve öğrenciler katıldı.
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Proje Koordinatörü Öğr. Gör. Dr. Gazi Doğan, projenin Mehmet Akif’in şahsiyetini besleyen şehirler üzerinden kurgulandığını belirtti. 2025 yılında Akif’in hayatında önemli yeri olan Ankara, Burdur, Adana ve Hatay’da gerçekleştirilen sempozyumun 2026 yılında ise şehirlerin İstanbul, Balıkesir, Afyonkarahisar ve Kastamonu olarak belirlendiğini söyleyen Doğan, “Bu yıl ana temamızı esaret kavramı karşısında dik duran vahdet, cesaret ve azimet değerleri üzerine kurduk. İstanbul’da esareti, Balıkesir’de vahdeti işledik, bugün ise zaferin şehri Afyonkarahisar’da Akif’in ‘azimet’ yönünü ele alacağız, Kastamonu’da ise cesareti işleyeceğiz” dedi.
BAŞ: AKİF DERDİ DAVASI OLAN BÜYÜK BİR ŞAHSİYETTİ
YÖK Yürütme Kurulu Üyesi ve ASBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Münire Kevser Baş ise Mehmet Akif’in birçok cephesi olan bir şahsiyet olduğunu belirtti. Baş, “Akif, siyasetle uğraştı, hocalığı oldu, dergiciliği oldu ama büyük bir sanatkârdı. Her ne kadar ‘Ne tasannu bilirim ne sanatkârım’ sözleriyle tevazu gösterdiğini bilsek de Akif, derdi davası olan büyük bir şahsiyetti” dedi. Baş, Akif’in 1908’de Darülfünun’da başlayan müderrislik kariyerini hatırlatarak, “Akif, Darü’l-Hikmeti’l-İslamiye üyeliğinden Arapça kamus çalışmalarına kadar pek çok resmi ve gayri resmî mecrada dersler verdi. O, son derece itibarlı bir hocaydı. Nihayetinde üstlendiği Kur’an tercümesi görevi de aslında bu ilmi hüviyeti ve hocalığıyla birlikte düşünülmelidir” diye konuştu. Akif’in yayıncılık alanındaki vizyonuna değinen Baş, Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad dergilerinin o dönemde stratejik öneme sahip olduğunu kaydetti. Baş, “Bu yayınlar, İstanbul’da, Kırım’dan Bosna’ya, Türkistan’dan Hicaz’a kadar tüm Müslümanların uğrak noktası haline geldi. Bu büyük bir ufuktur. O zorlu şartlarda bu coğrafyalara ulaşmak, büyük bir yayıncılık atılımıdır” diye konuştu.
KARAKAŞ: AKİF BİR DAVA ADAMIYDI
AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Mehmet Akif Ersoy’un, milletin sinesinden çıkan, Anadolu coğrafyasının en karanlık ve en buhranlı günlerinde umudun ve dirilişin sesi olduğunu belirtti. Akif’in bir dava adamı olduğunu kaydeden Karakaş, “Bazı şahsiyetler vardır ki yalnızca yaşadıkları çağı değil, kendilerinden sonraki asırları da aydınlatan birer kutup yıldızı gibidirler. Milli Şairimiz ve büyük mütefekkirimiz Mehmet Akif de bu nitelikteki müstesna şahsiyetlerden biridir” dedi. Savaşların yalnızca meydanlarda kılıçla, tüfekle, topla kazanılmadığını, bir savaşın asıl kazanıldığı yerin milletin sinesi, inancı ve sarsılmaz iradesi olduğunu belirten Karakaş, “İşte Mehmet Akif, Anadolu’yu karış karış gezerek yürüttüğü irşat faaliyetleriyle milletimizin düştüğü yerden kalkıp esareti reddetmesinde ve istiklale yürümesinde en büyük manevi mimarlardan biri olmuştur. Onun cami kürsülerinden, meydanlardan ve matbuat üzerinden yükselen gür sesi, cephedeki askerin süngüsü kadar keskin, Anadolu insanının duası kadar kuşatıcı bir etki yaratmıştır.
Azimet; lügat manasıyla sağlam bir iradeyi, zorluklar karşısında yılmamayı, kesin bir kararlılığı ve hedefe ulaşma yolunda gösterilen sarsılmaz, tavizsiz bir gayreti ifade eder. Azimet, ruhsatların, kolaylıkların ve bahanelerin ardına sığınmadan en çetin yola talip olmaktır” dedi.
Karakaş, şunları söyledi: “Mehmet Akif’in şahsiyetinde ve eserlerinde tecessüm eden bu azimet ruhu, milletimizin ‘bitti’ denilen yerden yeniden doğuşunu sağlamış, Afyonkarahisar’dan Kocatepe’ye, oradan da İzmir’e uzanan o büyük ve kesin zaferin manevi zeminini ilmek ilmek dokumuştur. ‘Korkma!’ nidasıyla başlayan o eşsiz marşımız aslında milletimize ‘azimli ol, kararlı ol, yeise düşme’ çağrısından başka bir şey değildir. Mehmet Akif Ersoy’u genç kuşaklara aktarmak ve onun mirasına sahip çıkmak oldukça önemlidir. Çünkü kökü mazide olan atiyi temsil etmektedir. İstiklal Marşı’nda yer alan ‘Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak’ ifadesi aslında Kocatepe’de ziyaret ettiği askerlere iletmek istediği duyguyu ifade eder. Cesareti ve azmi simgeler. Kocatepe’de bu cesaret ve azim olmasaydı zafer kazanılamazdı.”
ÇOBAN: SEMPOZYOMUN AFYON’DA YAPILMASI ÇOK KIYMETLİ
TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Naim Çoban, milletin bağımsızlık ruhunu en güçlü şekilde istiklal sevdasını mısralara nakşeden Mehmet Akif Ersoy’u bir kez daha anmak ve onun fikirlerini, fikir dünyasını anlamak üzere bir araya gelindiğini belirtti. Çoban, sempozyumun bir ayağının milli mücadelenin dönüm noktalarından biri olan Afyonkarahisar’da gerçekleştirilmesinin çok kıymetli olduğunu kaydetti.
YURDUNUSEVEN: MİLLİ ŞUURUMUZU DİRİ TUTMALIYIZ
Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven ise Büyük Taarruz’un başladığı Afyonkarahisar’ın kurtuluş mücadelesinde önemli bir yeri olduğunu belirtti. Mehmet Akif’in sadece bir şair değil; aynı zamanda bir siyasetçi, veteriner, bestekâr ve aksiyon adamı olduğunu vurgulayan Yurdunuseven, “Akif, aynı zamanda hazır cevaptı. Meclis’te kendisine ‘Baytar mısınız?’ diye soranlara, ‘Evet, bir yeriniz mi ağrıyor?’ diyecek kadar nüktedan bir kişiliğe sahipti” dedi. Yurdunuseven, Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç ve Abdurrahim Karakoç gibi isimlerin okunması gerektiğini belirterek, “Bu isimleri okurken bize milli ve manevi olarak ne değerler kattıklarına odaklanmalıyız. Yüz yıl öncesinin değerleriyle bugünü karşılaştırarak, milli şuurumuzu diri tutmalıyız. Bugün bu değerlerin her zamankinden daha önemli olduğu bir dönemden geçiyoruz” diye konuştu.
VALİ AKTAŞ: AKİF, MİLLİ MÜCADELENİN MANEVİ CEPHESİNDE AKTİF GÖREV ALMIŞ BİR DAVA ADAMI
Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş ise Mehmet Akif Ersoy’un milletin en buhranlı dönemlerinde kalemiyle umut aşıladığını, sözüyle cesaret verdiğini belirterek, “Akif, parçalanmaya yüz tutmuş gönüllerde birlik duygusunu yeniden tesis etmiştir. O, sadece İstiklal Marşımızın şairi değil aynı zamanda milletimizin vicdanı, mücadelemizin en güçlü sesi ve bağımsızlık irademizin yılmaz bir temsilcisi olmuştur” dedi. Akif’i anlamanın yalnızca onun eserlerini okumakla değil, ortaya koyduğu duruşu, ahlakı ve sorumluluk bilincini doğru kavramakla mümkün olacağını kaydeden Aktaş, Akif’in yalnızca bir fikir adamı değil aynı zamanda Milli Mücadele’nin manevi cephesinde aktif görev almış bir dava adamı olduğunu vurguladı.
“GÜÇLÜ BİR GELECEK ANCAK SAĞLAM BİR DEĞERLER ZEMİNİ ÜZERİNDE YÜKSELEBİLİR”
Aktaş, Afyonkarahisar’ın Milli Mücadele’nin kaderinin tayin edildiği ve zaferin perçinlendiği bir şehir olduğuna dikkat çekerek, “Afyonkarahisar, program için son derece özel bir mekândır. Bu topraklar azmin, inancın ve kararlılığın somut bir zafere dönüşümünü simgelemektedir. Bugün burada ele aldığımız azimet kavramı da tam olarak bu ruhu ifade etmektedir” dedi.