SİYASET

Vatandaş ay sonunu değil, haftayı nasıl çıkaracağını düşünüyor!

Ekonomi üzerinden iktidara yönelik eleştirilerde bulunan Anahtar Parti İl Başkanı Üzeyir Aladağ, “Vatandaşın yaşadığı gerçek enflasyon açıklanan rakamların çok üzerindedir. İnsanlarımız artık ay sonunu değil, haftayı nasıl çıkaracağını düşünmektedir.” dedi.

Abone Ol

Merkez Bankası yılsonu enflasyon beklentisiyle ilgili yaptığı açıklama üzerinden eleştirilerde bulunan Anahtar Parti İl Başkanı Üzeyir Aladağ, “Bugün oluşan faiz tablosu, piyasaların açıklanan enflasyon hedeflerine güven duymadığını açıkça göstermektedir.” dedi.

PİYASALAR ENFLASYON HEDEFLERİNE GÜVEN DUYMUYOR

Aladağ yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi: “Bugün Türkiye ekonomisinde yaşanan tablo ile açıklanan enflasyon hedefleri arasında ciddi bir çelişki bulunmaktadır. Devletin yüzde 37 seviyelerinde faizle borçlandığı, bankaların vatandaşın parasını yüzde 40-45’e yaklaşan faiz oranlarıyla topladığı bir ekonomik düzende; yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 29 olarak açıklanması hayatın olağan akışıyla ve piyasanın gerçekleriyle örtüşmemektedir.

Ekonominin en temel kurallarından biri şudur: Faiz oranları, piyasanın gelecekte beklediği enflasyona göre şekillenir. Eğer gerçekten yüzde 29’luk bir enflasyon beklentisi olsaydı; devlet daha düşük maliyetlerle borçlanabilir, bankalar da vatandaşın mevduatına yüzde 45’e yaklaşan faizler vermek zorunda kalmazdı. Bugün oluşan faiz tablosu, piyasaların açıklanan enflasyon hedeflerine güven duymadığını açıkça göstermektedir.”

YÜKSEK FAİZ POLİTİKASI TOPLUMUN SIRTINDAKİ YÜKÜ ARTIRIYOR

Aladağ açıklamasının devamında, “Vatandaşın yaşadığı gerçek enflasyon ise açıklanan rakamların çok üzerindedir. Pazarda, markette, kiralarda, elektrik faturalarında ve temel tüketim ürünlerinde yaşanan fiyat artışları; dar gelirli vatandaşın alım gücünü her geçen gün daha fazla eritmektedir. İnsanlarımız artık ay sonunu değil, haftayı nasıl çıkaracağını düşünmektedir.

Üstelik milletimizin ödediği vergilerin önemli bir bölümü üretime, yatırıma, çiftçiye, esnafa ve sosyal desteklere değil; artan faiz giderlerine aktarılmaktadır. Hazine’nin yüksek faizle yaptığı borçlanmalar nedeniyle bütçede faiz ödemelerine ayrılan pay her geçen yıl büyümektedir. Vatandaşın alın teriyle ödediği vergiler; fabrikaya, tarlaya, istihdama ve kalkınmaya değil, faiz yükünün finansmanına gitmektedir.

Bugün çiftçi mazot ve gübre maliyetleri altında ezilirken, esnaf krediye ulaşmakta zorlanırken, emekli ve asgari ücretli temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelirken; yüksek faiz politikası toplumun tüm kesimlerinin sırtındaki yükü artırmaktadır.

Ekonomide güven; yalnızca açıklanan hedeflerle değil, vatandaşın hissettiği gerçeklerle sağlanır. Eğer millet pazarda yaşadığı fiyat artışıyla açıklanan enflasyon arasında bağ kuramıyorsa, burada ciddi bir güven sorunu vardır.

Bizler; üretimi önceleyen, emeği koruyan, vergileri faize değil yatırıma yönlendiren bir ekonomik anlayışın savunucusuyuz. Türkiye’nin ihtiyacı yüksek faiz değil; güçlü üretim, adil gelir dağılımı ve vatandaşın refahını esas alan bir ekonomi modelidir. “ ifadelerini kullandı.