Yüzünüze bakarken sizi göklere çıkaran, arkanızı döndüğünüzde tartıya koyan insanlar vardır.
Yanınızdayken pohpohlayan, arkanızdan da fısıltı gazetesinde çalışan o kişiler.
Sanki hayat sahnesinde jüri koltuğunda oturur misali siz yarışmacı, onlar yorumcudur.
Çünkü bu insanlar kendilerini büyütmenin yolunu başkasının ışığını biraz kısmakta arar.
Kendi aynasını parlatmak zor gelir.Çünkü başkasının parıltısına buğu yapmak daha kolaydır.
Modern Çağın Yeni Sporu
Yüzünüze ayrı, arkanızdan ayrı konuşmak olmuş.
Belki de çağımızın en düşük bütçeli cesaret gösterisi.
Kimse artık açık açık kıskandım demiyor.
Onun yerine ama ile başlayan cümleler kuruyor.
İşte o ama! sözcüğü bir paragrafın taşıdığı yükten daha ağırdır.
Önce över gibi yaparlar, sonra cümlenin içine minik bir iğne bırakırlar.
Sözde nazik, etkide derin.
Mesele aslında siz değilsinizdir.Bu, kısa yoldan değer kazanma çabasıdır.
İnsan bazen başkasını küçültürken kendi içindeki boşluğu örtmeye çalışır.
Kendi yolunu çizemeyen, başkasının yolunu eleştirir.
Oysa kendinden emin biri, başkasının ışığından rahatsız olmaz.
Işık sadece karanlığı olanı huzursuz eder.
Sizi küçültmeye çalışanlar aslında sizde olamadıkları hâli konuşuyordur.
Birini küçültmek kolaydır.
İki cümle, biraz mimik, tamam.Ama birini takdir ederek alkışlamak?
İşte orada karakter devreye girer.
Çünkü alkış, kalbi güçlü olanın refleksidir.Başkalarını aşağı çekmeye çalışanlar hep aynı yerde kalır.
Çünkü yükseldiğini sananların çoğu aslında eğildiğini fark etmez.
Zamanın hafızası tuhaftır.
Kim ne dedi, unutulur.
Ama kimin yanında kendinizi iyi hissettiğiniz asla unutulmaz.
Bazıları başkalarını küçülterek hatırlanır.
Bazıları ise insanları büyüttüğü için.
Arkanızdan konuşanlar, sizin hikâyenizin sadece seyircisidir.
Siz ise sahnede yürüyen kişi.
Onlar yorum yapar.
Siz ilerlersiniz.
Hayatın en güzel ironisi de,
sahne hep yürüyenlere kalır.
Yolunuza bakın.
Çünkü ışık yürüyenlerin üzerindedir,
Gölge ise hep geride kalanların.