AK Parti şampiyon sporcuları ödüllendirdi
AK Parti şampiyon sporcuları ödüllendirdi
İçeriği Görüntüle

Moderatörlüğünü Büşra Mihrioğlu’nun yaptığı programın konuğu Akademisyen-Sosyolog Hüseyin Tutumlu oldu. Programda; ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşta gelinen nokta, A Milli Takımımızın 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na katılması, gözaltına alınan CHP’li Belediye Başkanları, CHP’nin ara ve erken seçim talepleri, Afyonkarahisar kampı ve Kocatepe Gazetesi ile Afyonkarahisar Belediyesi arasında devam eden gerilim konusu ele alındı.

TRUMP BUGÜNE KADAR ULUSLARARASI HUKUK SİSTEMİ TEAMÜLLERİNİ ALT ÜST EDEN BİR TAVIR SERGİLİYOR

Trump’a Uluslararası camiada ve ülkesinde güvenin kaybının çok düştüğünü ifade eden Akademisyen Tutumlu şunları söyledi: “Trump bir bakıyorsunuz ‘İran ateşkes-barış istiyor. Yeni lider öncekiler kadar fanatik değil, bunlarla anlaşmaya daha yakınız’ gibi sürekli piyasaları manipüle etmeye yönelik! Zaman zaman kendi lehine şartların gelişmesi için meseleyi biraz uzatmak noktasında bu tarz şeyler söylüyor. Ama en son İran yetkilileri İslamabad’da ABD yetkilileriyle görüşme yapmayacaklarını dile getirdiler. Bu noktada özellikle Trump kaynaklı bilgiler oldukça manipülatif ve yönlendirici.

Zaman zaman petrol fiyatları yükselirse, yükselmesine mani olacak yada kendisine avantaj sağlayacak şekilde açıklamalarda bulunuyor. Bir bakıyorsunuz NATO'ya övgüler düzüyor, bir bakıyorsunuz NATO'yu eleştiriyor. Bir bakıyorsunuz Avrupa Birliğindeki Devletlerle ne kadar iyi ilişkileri olduğunu söylüyor. Bir bakıyorsunuz onları zem ediyor. Bir bakıyorsunuz Hürmüz boğazını açacağız diyor. Bir bakıyorsunuz Hürmüz Boğazı'ndan kim petrolü alacaksa alsın, isteyen gelsin bizden alsın diyor.

Bugüne kadar insanlık tarihi boyunca gelişmiş olan uluslararası hukuk sistemin tamamını hiçe sayan, oluşmuş bütün teamülleri alt üst eden bir tavır içerisinde. Onun bu ikircilik tavrı dolayısıyla kendisine olan güvenini gittikçe daha çok kaybettiriyor. Sadece uluslararası camiada değil kendi ülkesinde de güven kaybı çok yüksek. Bugüne kadarki ABD başkanları içerisinde bu kadar kısa sürede güveni en çok düşen bir Başkan Trump.”

BU SAVAŞ FİYATLARIN ASTRONOMİK ARTMASINA SEBEP OLACAK

“Karşımızda hiçbir biçimde güvenilmeyecek uluslararası camiayı tehdit eden ve yaptığı hataları bir türlü kabul etmeyen bir lider var.” diyen Akademisyen Tutumlu sözlerinin devamında şunları söyledi: “Avrupa Birliği üyesi ülkelerin liderleriyle Oval Ofis'te ilkokul sırasındaki çocuklarla konuşur gibi konuştu. Ulusal onur kavramını hiç bilmiyor. Bir tüccar kafasıyla her şeyi değerlendirdiği için ulusların, ülkelerin onurlarının zedelenmesinin sonuçlarının ne olabileceğini kestiremiyor. Dolayısıyla O liderlere yaptığı davranışın cevabını bugün yaptığı tüm çağrılara olumsuz cevap almasıyla bedelini ödemiş oluyor. Fakat bu bedeli sadece o ödemiyor, tüm Dünya ödüyor. Bütün Dünya ülkeleri İran'daki savaşın daha da uzayabileceği endişesiyle sırayla 2026 yılındaki büyüme hedeflerini düşünmeye başladılar. Daha düşük büyüme demek, daha çok işsizlik demek. Savaşın devam etmesi, özellikle petrol, doğalgaz, gübre fiyatlarındaki yükselişlerden dolayı gıda fiyatları gibi birçok hayati ürünün fiyatlarının astronomik biçimde artmasına sebep olacağı gözüküyor.”

ERKEN SEÇİM OLURSA İKTİDAR PARTİSİ AVANTAJLI ÇIKAR

Ülkede şu anda erken yada genel seçimin olmaması gerektiğini ifade eden Akademisyen Tutumlu, “Dünya’da bazı ülkelerde petrol satışlarında kısıtlamalar başladı. Türkiye bir enerji dağıtım noktası olduğu için henüz bunun çok uzağında. Rusya, İran, Irak ve Azerbaycan doğalgaz ve petrolünün bir dağıtım noktası olduğu için. Bu anlamda bir sıkıntıya girmesi şu an için söz konusu değil. Ancak; özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışlar doğal olarak Türkiye'yi de yakından etkiliyor. Bugün elektrik ve doğalgaza zam kararı açıklandı. Hem de yüksek oranda, %25 oranında. Hem erken seçim hem genel seçim şu an için söz konusu değil, olmaması da gerekir. Erken seçim olursa bundan kesinlikle ve kesinlikle iktidar partisi avantajlı çıkacaktır. Çünkü güvenlik riski seçmen, milletin nezdindeki en yüksek risk kategoride yer alıyor. Dolayısıyla Mart ayı içerisinde yapılan bütün anketlerden iktidar partisinin ve Cumhurbaşkanının oylarının arttığı görülmekte.”

GEÇMİŞ SEÇİMLERE BAKSINLAR, NASIL İŞLİYOR?

“Genellikle böyle durumlarda siyasetçilerin zaman zaman kullandığı güzel bir söz vardır: ‘Malul kötü, meçhul iyiden daha iyidir’ ilkesi işler.” diyen Akademisyen Tutumlu, “Şu andaki durumdan memnun olmasak dahi bu bildiğimiz durum. Bilmediğimiz, bize iyi şeyler vaat eden fakat meçhul olan. Çevremizde bir çok risk varken, birde seçim sonucunda oluşacak hükümetle ilgili riski almaz seçmen. Bugüne kadar birçok seçimde bunun işlediğini gördük. 7 Haziran'la 1 Kasım’a baksınlar. Veya Abdullah Öcalan'ın yakalandığı 1999 seçimlerine baksınlar. Şubat ayında yakalandı, Mart sonunda seçim yapıldı, ona baksınlar nasıl işliyor? MHP tarihinde hiç almadığı oyu aldı. 1999 seçimlerinde yüzde 18 oranında oy aldı, bugüne kadar ona yaklaşamadı. Dolayısıyla güvenliğin ön plana çıktığı durumlarda seçmen tercihini daha bildiği, şartların devamından yana kullanır.”

BÜTÜN DERDİMİZ BU OLMALI

Güneyimizde yaşanan savaş nedeniyle hem merkezi iktidarın hem de yerel iktidarın tek derdinin 85 Milyon Türk insanın bu süreçten ciddi bir olumsuzluk yaşamadan atlatabilmesi olmalı diyen Akademisyen Tutumlu şunları söyledi: “Türkiye gerçekten zor bir ekonomik program uyguluyordu. Güneyimizde meydana gelen olaylardan sonra özellikle enerji Türkiye'nin cari açığının çok büyük kısmını oluşturur. Enerji, gıda fiyatlarındaki yükseliş Türkiye'nin ekonomisini daha da zorlayacaktır. Bugün bizim ihtiyacımız olan ne erken seçimdir, ne ara seçimdir. Biran evvel hem merkezi iktidarın hem de yerel iktidarın el ele vererek Türk halkını bu zor dönemden en az hasarla geçirmenin yolunu aramak zorundadırlar. Yarın işsizlik patlamasın, iş yerleri kapanmasın, insanlar gıdaya erişebilsinler. Eğitim, iş hayatı kesintisiz devam edebilsin. Gerekirse hepimiz servetleri nispetinde fedakarlıkta bulunsun ama bu 85 Milyon Türk insanı bu süreci herhangi bir ciddi bir olumsuzluk yaşamadan atlatabilsin. Bütün derdimiz bu olmalı.”

KAMU GÜCÜNÜ KİŞİSEL NEDENLERLE KULLANAN BELEDİYE BAŞKANLARI İKİNCİ KEZ SEÇİLEMEDİ!

Geçmiş dönemlerde de Belediye Başkanlarının kamu gücünü kullandığı ve ikinci kez seçilemediğini ifade eden Akademisyen Tutumlu, “Yerel yönetimlerdeki idarecilerin bazen sorunları kişiselleştirip; insanlarla, kurumlarla, kuruluşlarla bireysel çekişme içerisine girdikleri ve bu çekişmeler de kamu gücü kullandıkları vaki. Daha önce de bunun örneklerini gördük. Ama bu gördüğümüz örneklerde hiçbiri ikinci kez seçilemedi. Çünkü bu olaylar seçmenin, halkın hafızasında çok olumsuz yer ediyor.

Son Belediye Meclisi toplantısında Belediye Başkanının meclis üyeleri sıralarında yaptığı bir konuşmaya şahit oldum. Oradaki konuşmasını izledim ve maalesef kişiselleştirdiği belli oluyor. Böyle olmamalı!”

BUNUN ÇÖZÜM YERİ MAHKEMELERDİR

Belediye Başkanı ile basın kuruluşu arasında yaşanan olayların çözüm yerinin hukuk olduğunu söyleyen Akademisyen Tutumlu şunları söyledi: “Yöneticiler bu konularda daha hoş görülü olmak zorundadırlar. Çünkü; onlar kamusal bir gücü temsil ediyor. Bireye veya kuruluşlara karşı kamu gücünü kullandıkları zaman oransız bir güç oluşuyor. Eğer kişisel bir sorun varsa ki! Orada söylüyor, ailesine vesaire karşı yapılan bazı konuları hazmedemediğini söylüyor. Hukukçudur kendisi. Hukukçu olması hasebiyle bunun halledilme yeri mahkemelerdir. Kamu gücünü kullanarak yapılmaz. Bu doğru bir şey değildir ki! Kendisi hukukçu olduğu için de çok iyi bilir. Hukukta iki ana alan vardır. Birisi özel hukuk, diğeri kamu hukuku.

Siz kamu görevi yapıyorsunuz, kamu gücünü kullanıyorsunuz ama kendi özel hukukunuzla ilgili bireysel, hakaret, haksız eleştiri olabilir. Bunu gerekçe gösteriyorsunuz. Bu sizin özel hukukunuzla ilgili. Orada sizin özel hukukunuza dair bazı sınırlar çiğnenmiş olabilir. Bunu iddia ediyorsunuz.

Olabilir, olmayabilir. Bunun çözüm yeri yine hukuktur. Fakat siz bunu kamu gücüyle, daha önce O binanın mühürlenmesinde, birtakım cezaların yazılmasında ki bütün süreçler mahkeme nezdinde reddedildi. Afyon Belediyesi o aldığı kararları mahkeme de ispat edemedi. Hepsi reddedildi kaybetti. Bugün olanı da o çerçevede değerlendirmeliyiz.”

ÇÖZÜM; HERKES HUKUKA UYMALI

Yaşanan gelişmelerle ilgili İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun’un önerisinin de kabul edilemez olduğunu söyleyen Akademisyen Tutumlu şunları söyledi: “Bunun yanında İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun’un bir açıklaması vardı. “Taraflar arasında arabulucular bir araya gelirse! açıklamasını anlamakta zorluk çektim. İki arkadaş küsmüş de araya birisi girsin, böyle bir şey değil. Neticede mevzuatlar çerçevesinde hareket edilmesi gereken birisi doğrudan kamu gücünü ifade eden, diğeri kamuoyuna denetçilik görevi gören medya.

Dolayısıyla bunlarla ilgili şöyle mi olacak? Araya birileri girecek, medya veya Belediye haksız bir fiilde bulunuyorsa vazgeçecek. Vazgeçme nedeni! İkisinin de yaptığı iş nedeniyle kendilerini sorguya çekmeleri veya kendilerine çeki düzen vermeleri ya da mevzuata, hukuka uymaları değil de arabulucuların şeyiyle olacak! Bu teklif de çok doğru bir teklif değil. Söz konusu olan devlet yönetimi ise orada böyle şeyler olmaz. Bu da aslında ne kadar kişiselleştirildiğinin bir örneği. Kişisel alanınızda yapabilirsiniz. Kişisel problemlerinizi ilgili yapabilirsiniz ama devlet yönetiminde kamunun haklarının söz konusu olduğu yerde bunu yapamazsınız, yapmamanız gerekir. Dolayısıyla o çözüm dediği şey aslında tam da sorunun kendisi Türkiye'de çözüm değil. Çözüm herkesin hukukuna uyması.” ifadelerini kullandı.

Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=ajbX9rm7n40