GÜNDEM

Son Günlerin Düşündürdükleri / Hasbihal Yerine

Akademisyen-Sosyolog Hüseyin Tutumlu gündeme ilişkin bir yazı kaleme aldı.

Abone Ol

Fonda bir Sezen Aksu şarkısı; “Masum Değiliz Hiçbirimiz”; [1]

“Kalbini bir mektup gibi buruşturulup fırlatılmış
Kendini kimsesiz ve erken unutulmuş hissediyorsan

İçindeki çocuğa sarıl
Sana insanı anlatır
Eller günahkar
Diller günahkar
Bir çağ yangını bu bütün
Dünya günahkar

Masum değiliz hiçbirimiz
Masum değiliz hiçbirimiz”

Üzerine çöken hava ağırlaşınca bir söz ararsın avunacak: “İzahı olmayanın, mizahı olur”. [2]

Birden aklına Nasreddin Hoca gelir. Her insan en az 2-3 fıkrasını bilir. Fakat düşüncelerine tesir etmez. Dolayısıyla aynı fıkralarda olduğu gibi her seferinde aynı hatayı yapar. Sonra başkasını düşünerek güler.

Halbuki başına gelen olaydan herkes onu suçlayınca Hoca ne diyordu: “Muhatabın hiç mi suçu yok?”

Yine bir gün ağaçtan inmek için üzerinde oturduğu dalı keser. Aslında siyasetçinin/partilerin en yaygın yaptıkları eylem bindiği dalı kesmektir. Biz de etrafımıza bakıp fıkra der, güleriz (ağlanacak) halimize…

Yine kaçamazsın melankoliden, üzerine çullanır. Belki şiir dizelerinde avunursun...

“Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;

Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.

Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,

Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...” [3]

İçinde büyüyen neyse hala seni sıkıyordur. Çığlık atmak istersen epik dizeler iyi gelecektir belki de…

“İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;

Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.

Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;

Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.” [4]

Şairlerde olmasa kimse seni anlamayacaktır. Etrafında olanlar, yaşadığın şehir, ülke, dünya… Yeni bir sahnedesindir artık, yabancısı olduğun…

Dışarıya bakarken kendi içine dönmeyi ihmal edersin. Acaba benim bir payım var mı? Düşünmezsin…

Yine bir şair dikilir başına, uyarır seni dizeleriyle:

“Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!” [5]

Bu sefer biraz canın yanmıştır. Başkalarını suçlamanın, faili her zaman dışarıda aramanın konforunu kaybetmişsindir.

Başkalarını eleştirmekte gösterdiğimiz cömertliği, kendimizden esirgeriz. Halbuki eleştiriye açık olsak, kendimizi geliştirebileceğiz. Bir adım sonrasına geçip kendimizi eleştirebilsek (özeleştiri) olgunlaşacağız.

Göğsüne çöken ağırlık seni bir ümit arayışına iter. Umut olmadan yaşanmaz, dersin… Bir nefes gibi çıkar dudaklarından dizeler…

“En güzel deniz:

henüz gidilmemiş olandır.

En güzel çocuk:

henüz büyümedi.

En güzel günlerimiz:

henüz yaşamadıklarımız.

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:

henüz söylememiş olduğum sözdür...”[6]

[1] Söz: S. Aksu, Meral Okay. Beste: S. Aksu, Uzay Heparı.

[2] Aziz Nesin

[3] Necip Fazıl. Kaldırımlar 1

[4] Necip Fazıl. Kaldırımlar 2

[5] Nazım Hikmet. Dünyanın En Tuhaf Mahluku.

[6] Nazım Hikmet. En Güzel.