AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Dr. Talat Koçak, Medya03’de Moderatörlüğünü Ayşenur Sayit’in yaptığı programın konuğu oldu. Fetih ve Fatih konusunun ele alındığı programda; bir şehrin el değiştirmesinin tüm Dünya için nasıl bir çağ değişimi anlamına geldiği konuşuldu.

İSTANBUL’UN FETHİ ORTAÇAĞ TARİHİNİN BİTİŞ NOKTASI OLARAK ALINMASI GEREKİYOR

Çağların nereden başlayıp, nerede bittiği konusunun hala tartışmaya açık olduğunu ifade eden Koçak, “Genelde milattan sonra 395 yılında eski çağı kapatırlar. Bazı durumlarda 476 Batı Roma imparatorluğunun yıkılmasıyla bitirirler. Bu noktada çağların nereden başlayıp, nerede bittiği konusu hâlâ tartışmaya açık bir durum. Avrupa'da bazı tarihçiler 1453 İstanbul'un fethini Ortaçağ'ın sonu olarak alıyorlar, daha geç tarihleri de alanlar var. 1453 tarihi bence de orta çağ tarihinin bitiş noktası olarak alınması gerekiyor. Neden alınması gerekiyor? Eskiden cihangirlik, gözü peklik ve aşırı süratli olmak! Bir yerin fethedilmesi, el değiştirmesinde önemli iken artık şunu görüyoruz. Bütün çatışmalarda veya kuşatmalarda ‘Topun’ önemi, ateşli silahların önemi burada net şekilde gözüküyor.”

ANKARA SAVAŞI KAYBEDİLİNCE İSTANBUL’UN FETHİ TEHİR EDİLDİ

Koçak sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu bağlamda teknolojik değişim, o mantalitenin oturması bakımından İstanbul'un Fethi buradan bakarsak elbette ki önemli. Bir de hep böyle söylenir: “İstanbul'daki alimler daha sonraki süreçte Avrupa'ya gitti, Rönesans hareketlerini ve reform hareketlerini başlattılar.”

Eber Gölü’nden alnı turna görüntüleri
Eber Gölü’nden alnı turna görüntüleri
İçeriği Görüntüle

Bu bence hatalı bir bilgi. Neden hatalı? İstanbul zaten özellikle 4 ncü Haçlı seferi sanıyorum İstanbul'un Latinlerle 1204 yılında ele geçirilmesinden sonra giderek küçülen bir kent görünümüne kavuşmuştu. Onun için çok fazla aydın, bilim adamı vesaire zaten kalmadı. Sonrasında Türklerin Yıldırım Beyazıt'ın yaptığı kuşatmalar var. Ne yazık ki bu Ankara savaşı kaybedilince İstanbul'un fethi de birazcık daha tehir oluyor. Bu noktada bu tezi kabul etmiyorum. İstanbul’da zaten bir şey kalmamıştı. Pek çoğunu Latinler söküp götürdüler. İstanbul harika bir kent, yine ihtişamı devam ediyor ve Ayasofya'ya başlı başına yeterlidir. Buradaki aydınlar, bilim adamları gitti de Rönesans başladı reform başladı söyleminin böyle olmadığını söyleyebiliriz.”

BİZANS İMPARATORU KAÇARKEN ÖLDÜRÜLDÜ

Rum kaynaklarının son Bizans İmparatorunu kılıcıyla savaşarak öldüğünü anlatıyor ama Tursun beyin kaynaklarına göre son Bizans İmparatorunun kaçarken öldürüldüğünü ifade eden Koçak, “Son Bizans İmparatoru kılıcıyla savaşırken orada öldü. Kentini, milletini kurtarmak için. Ama bizim son Padişah Vahdettin İngiliz zırhlısıyla kaçtı. Konstantin'in dövüştüğü yerde bizim Türk hakanı kaçtı!” gibi kolaycılığa kaçılıyor.

Bu böyle değil. Böyle değil derken Konstantin açısından bu böyle değil. Tursun bey tarihinde bu süreç çok detaylıca anlatılmış. Bizans kroniklerinde İmparatorun vuruşarak öldüğüne dair bazı kayıtlar var. Bir kahramanlık hikayesi gibi anlatılıyor ama Tursun bey de çok net. Rum kaynaklarının aksine imparator kaçmak üzereydi. Beraberinde yaklaşık 200 kişilik mahiyeti ve kıymetli eşyalarıyla Haliç kıyısında bir gemiyi bekliyordu. İmparator bütün hazinesini almış orada kaçmak için bir gemi bekliyor. İmparator ve beraberindekiler Haliç'e doğru yokuştan inerken aynı yolu kullanan Osmanlı askerleriyle karşılaştılar. Çıkan arbedede imparatorun bindiği at düştü ve altında kaldı. Azaplardan biri imparator olduğunu bilmeden yanına gelip kafasını kesti. Fetih sonrasında Fatih Sultan Mehmet imparatorun bulunmasını emrettiğinde cesedi çizmesinden teşhis edilerek Fatih'e götürülmüştü. Dursun bey burada detaylı bir şekilde anlatıyor. Bizans İmparatoru kaçma teşebbüsündeyken öldürülmüş. Öyle bir kahraman gibi direniş yok. Çatışma var ama çatışmada tesadüf olmuş. Orada halkını korumak adına değil hazinesini korumak adına yaptığı bir mücadele. Buralardan da son Bizans imparatoruna bir kahramanlık payesi vermemek gerekiyor.”

İSTANBUL’UN FETHİ ÖNEMLİYDİ

İstanbul’un fethinin önemiyle ilgili bilgiler veren Koçak, “İstanbul kendi bir çıban başı gibiydi. Neden? Osmanlı daha kuruluş safhasında Balkanlar'a geçti. Edirne zaten başkent. Daha sonraki süreçte Bursa'dan sonra Edirne başkent oluyor. Ama bugünkü Anadolu'nun Trakya bölgesi olduğu gibi fethedilmiş. Balkanlar'da da çok büyük, özellikle ikinci Murat döneminde fetihler yapılmış ama Bizans orada boğazların kontrolünü elinde tutarak ve Anadolu'dan gelecek birliklerin oraya geçmesinde sıkıntı çıkartabilir. Bu noktada hem jeo ekonomik hem jeo strateji açısından Osmanlı için büyük bir sıkıntıydı. Fethedilmesi gerekiyordu ve bunlar defalarca denendi. Cennet mekan Yıldırım Beyazıt hanın kuşatması var, 2 nci Murut’ın defalarca kuşatması var. Hem ekonomik hem askeri gereklilik. Bu bağlamda da önemliydi İstanbul'un fethi.

İstanbul fethedildikten sonra bu tarihçilerin tabiri Devletten imparatorluğa geçiş olarak okunur bence de doğru bir okumadır. İstanbul alındıktan sonra güvenlik meselesi bitiyor. Karadeniz'e ticaret yolu da açılıyor ve Karadeniz'in bir Türk gölü haline gelmesi de bu sayede sağlanıyor. Dolaylı yoldan Anadolu’nun güvenliğini de sağlamış oluyorsunuz ve Akdeniz limanlarındaki saygınlığını, prestijini artıyor. Osmanlı Sultanının eli de bir hayli güçleniyor. Bu bağlamda bir zincirin halkaları gibi art arda gelmiş ve bir Cihan imparatorluğuna Osmanlı’yı taşımıştır.” ifadelerini kullandı.

Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=vGThxwQxPEs&t=23s