Moderatörlüğünü Büşra Mihrioğlu’nun yaptığı programın konuğu Eğitimci-Yazar Bedrettin Akar oldu. Programda; sınav öncesi artan kaygı nasıl yönetilmeli, sınav öncesi neler yapılmalı, anne-babaların dikkat etmesi gereken hususlar konuşuldu.
BU SINAV SADECE AKADEMİK BİLGİNİZİ DEĞİL, STRES YÖNETİMİNİZİ DE ÖLÇEN BİR SINAV
TYT ve AYT sınavına girecek adaylara sakin olmalarını ve ellerinden gelenin en iyisini yapmaları önerisinde bulunan Bedrettin Akar, “Şu anda velilerin ve öğrencilerin en heyecanlı olduğu, en gergin olduğu zaman dilimini yaşıyoruz. Burada şunu bilmek lazım. İnsanlar gerçekten büyük emekler harcıyorlar. Öğrenciler, veliler büyük fedakarlıklar yapıyorlar ve bu süreç kolay bir süreç değil. Bunu sadece bir yıl gibi düşünmemek lazım. Daha bilinçli veliler ve öğrenciler, ortaokul ve lise hayatında bu süreç için ciddi efor sarf ediyorlar. Dolayısıyla tam bunun karşılığını alacakları sınav. Esasında gönül isterdi ki! Ülkemizde daha doğru bir sistemle insanlar üniversitelere ve mesleklerine sahip olsunlar. Bunun çok uzak olduğunu düşünmüyorum. Milli Eğitimin, ÖSYM’nin son yıllarda yaptığı çalışmalar bunun üzerine. Müfredat değişiklikleri, Okulda stajların önemsenmesi, lise kademesinin 10. sınıftan 11 ve 12'de üniversite hazırlık süreci olmasından bahsediliyor. Dolayısıyla bu durum ileride biraz değişecek ama şu an için gerçekten insanlar için çok kritik bir zaman dilimindeyiz. Ancak burada herkesin sakin olması lazım. Çünkü bu sınav sadece sizin akademik bilginizi ölçen bir sınav değil. Stres yönetiminizi ölçen bir sınav aynı zamanda. Stresini yönetebilen, zamanı iyi kullanabilen insanlar bu sıralama sınavında başarılı oluyorlar. Sınav esnasında bir şeyler kötü gidebilir ya da sınavdan bir gün önce çok güzel bir gün geçirememiş olabilirler ya da bu kaygı düzeyi çok yüksek olduğu için geceyi uykusuz geçirmiş olabilirler. Bir türlü kendini sınava hazır hissedemiyor olabilirler ama tüm bunları yönetebilen, bir kenara koyan, esiri olmayan kişiler bu sınavda başarılı olacak. O yüzden benim tavsiyem herkese son derece sakin olmaları gerekiyor ve ellerinden gelenin en iyisini yapmaları gerekiyor.”
ENDİŞE YAŞAYAN BÜYÜK BİR KESİM VAR
Sınava girecek öğrencilerin büyük bölümünün endişe yaşadığını ifade eden Bedrettin Akar, “Stresi az olan öğrenciler derece yapacak öğrenciler olabilir. Zaten yıllardır bu sınava hazırlanan ve hep akademik olarak başarılı olan ve dolu olan öğrenciler strese diğerleri kadar girmezler. Birde sınava hiç doğru düzgün çalışmayanlar. Çünkü bunlarında bir beklentisi yoktur ama büyük bir kesim sınava yeteri kadar çalışabildiğini, buna emek harcayabildiğini düşünmedikleri için buna bir türlü inanmıyorlar. Hâlâ eksik konularım var, çözemediğim sorularım var. Acaba bir sürprizle mi karşılaşırız? Matematik çok mu zor olur? Türkçe mi çok zor olur? gibi endişe yaşayan büyük bir kesim var. Bu öğrencilerin stres düzeyi çok yüksek.”
BİR NEBZE KAYGI ENDİŞE OLMALI AMA FAZLASI ZARAR
“Peki onlar ne yapmalı?” diyen Bedrettin Akar sözlerini şöyle sürdürdü: “Şunu unutmayalım, tamamen stressiz kaygısız bir durumda iyi değil. İnsanların beklentisi, hayalleri, emekleri varsa mutlaka içlerinde bir nebze stres olması lazım. Bu da insanı aslında tetikleyen bir şey. Şunu unutmayalım lütfen! Şehirler arası yolculuklarda en fazla kazalar şehirlere yaklaşılan yerlerde yapılıyor. Bu da şundan oluyor. Yolculuk boyunca direksiyonu, hakimiyeti, yol hakimiyetini insanlar çok ciddiye alırken yaklaştıklarında tabelaları gördüklerinde beyin bir anda “Artık evime geldim, yolculuk sona erdi” gibi bir anlayışa sahip oluyor. Bu da insanın vücudundaki bütün sinir sistemlerini, algılarını etkileyen bir durum. İnsanlar bunu yaşadıklarında dikkatleri dağılıyor ve hata yapmaya meyilli oluyorlar. Bu örneğimi şimdi bizim bu üniversite sınavıyla ilişkilendirirsek eğer kaygı hissediyorlarsa! O zaman olması gereken, heyecan ya da sınavda hızlı olmaları gerekiyor. Daha dikkatli, odaklanmaları gerekiyor. O olumsuzluktan uzaklaşmak için esasında herkesin bir nebze kaygısı-endişesi olması lazım. Ama bunun fazlası da zarar. Bunun için de şunu unutmamaları lazım! Bu bir sıralama sınavı, Türkçe bana zorsa herkes için zor. Matematik benim için zorsa, herkes için zor. Bunu düşünmeleri lazım.”
SON ANA KADAR EMEKLERİNİN PEŞİNDE OLMALARI GEREKİYOR
Öğrencilere tavsiyelerde bulunan Bedrettin Akar şunları söyledi: “Ben şunu yanlış buluyorum, öneriler ile tavsiyeleri herkesin kendine uyarlaması doğru değil. Çünkü; her vücut farklı, her metabolizma farklı. Herkesin fıtratı alışkanlıkları farklı. Birincisi bu. İkincisi de burada farklı görüşler var ama ülkemizde belki son 15 yıldır hep yanlış söylenen ve maalesef halkımız tarafından da yanlış uygulanan bazı noktalar var. Bu da medyanın, televizyonların insanları yanıltması. “Sınavdan önceki gün rahatlamaya çalışın, gezin, tozun, vakit geçirin, dinlenmeye çalışın.” Beyin şöyle düşünüyor, tamam yolculuk bitti. Bir sene boyunca geceleri belli bir saate kadar, sabahları erken saatten geceleri geç saatlere kadar ders çalışmışım. Beynim vücudun sürekli buna motive olmuş. Ama ben sınavdan bir gün önce vücuduma diyorum ki! ‘Tamam bitti, buraya kadardı. Bugün de hiçbir şey yapmıyorum. Yarın da sınava gireceğim”
Bu ani bir frene benziyor. Bütün vücudun metabolizmasını, dengesini bozuyor. Ben rutini bozmamaları gerektiğini, tabii ki 2-3 gün önceki kadar geç saatlere kadar çalışmasını tavsiye etmiyorum ama son notlarına, hata defterlerine bakma, herkesin ajandalarında defterlerinde önemli notları vardır ya da hocalarına soracağı şeyler vardır. En azından geçmiş yılın sorularıyla ilgili ya da Youtube'da çok fazla video var. Soru çözüm kampları var. Hocaların tavsiyeleri var, en azından bunları izleyip hâlâ bu sürecin dışına çıkmamaları gerektiğine inanıyorum. Ben son ana kadar emeklerinin peşinde olmaları gerektiğine inanıyorum.”
YATMADAN ÖNCE DUA EDİN
Bedrettin Akar, “Öğrenciler sınavdan önce yatarken de şunu düşünecekler, “Allah'ım ben son gün bile çalıştım. Ve senden de hayırlısını istiyorum. Emeklerimi boşa çıkartma” dualarını yapıp yatmaları lazım. Gerçekten inanmak. Dua insan için çok büyük bir güven kaynağı ve rahatlatıcı bir unsur. Üstelik bunun bizim inancımıza göre manevi bir tarafı da var. Özellikle psikolojimiz için de çok önemli bir şey.”
BİR ÖĞRETMEN OLARAK YALVARIYORUM
“En büyük tavsiyem ve ricam. Bunu gerçekten rica ediyorum. Hatta bir öğretmen olarak yalvarıyorum.” diyen Bedrettin Akar, “Çünkü bu süreçte gençlerimizi kaybetmemiz içten bile değil. Çok yanlış bir hareketimiz, hiç fark etmeyeceğimiz yaralar oluşturabilir. O günkü sınav ya da ertesi günkü sınavdaki karşılığı da değil. Bizim bugün yanlış yaptığımız bir davranış yarın o öğrencimizin, o gencimizin kendi çocuğuna yapacağı yanlışa dönüşecektir, başka yerlerde tezahür edecektir. Dolayısıyla erlik, erdemlilik, kişilik karakter zor zamanlarda stresli zamanlarda kendini belli eder.
Babalar-anneler için söyleyeceğim şey şu: İnsanın evladından daha değerli bir varlığı yok bu dünyada. Üstelik onlar bize emanet. Hata da yapabilirler. Bizler de insanız, onlar da insan. Ama şunu unutmayalım, onlar hata yapsa da biz doğru olanı yapalım. Çünkü biz anne-babayız, öğretmeniz, büyüğüz, yanlış yapmasını istemiyoruz. Yapmasınlar da yaparlarsa üzülelim ve kızalım? Bir şeyler söyleyelim, buna bir itirazım yok. Yapacağımız her eylemi bir düşünelim, doğru olduğuna inandığımızı yapalım. Ağzımdan çıktı, kendimi kaybettim, tutamadım gibi olmak yerine bilinçli hareket edelim.
Kısacası ben anne-babayım karşımdaki Allah'ın yarattığı bir insan. Ben bu insana, evladıma ve o anki duygularıma göre hareket etmemem gerekiyor. Önemli bir sınavdan çıkmış, olumsuz ya da böyle stresli bir durum var. Orada yapacağım hareket o kadar bilinçli olmalı ki kriz yaşayan bir hastaya müdahale etmek gibi olmalı. Gerekirse rol yapmalıyım. Gerekirse sabretmeliyim, bunu yapmalıyım. Çok rahat bir çocuğa da biraz heyecan vermeliyim. Stres vermeliyim. Neye ihtiyacı varsa onu vermeliyim. Çocukta neyi eksik gördüysem onu yapmam lazım. Ve şunu unutmayalım, benim en sevdiğim atasözlerinden biridir “Anne-baba çocuğun tahtını yapar, bahtını yapamaz.”
“Ben senin için şunu yapmadım mı? bunu yapmadım mı?! Çocuğunuzun da yaptığını düşünüyorsak O zaman kadere razı olmalıyız. Tamamen kadere bırakalım, her şey olacağına varsın anlamında demiyorum. Yöntem değiştirelim, yol değiştirelim, başka bir arayışa girelim ama şunu yapmayalım. Sanki biz her şeyi yapmışız çocuk da yapmış ama bu iş olmamış bu işte kesinlikle suçlu yine çocukmuş gibi düşünmeyelim.” ifadelerini kullandı.
Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.