AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Av. İbrahim Yurdunuseven, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada ceza infaz sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yurdunuseven, Türkiye’nin son yıllarda ceza infaz hizmetlerinde önemli reformlar gerçekleştirdiğini belirterek, sistemin fiziki altyapısı, insan kaynağı, teknolojik imkânları ve denetim mekanizmalarıyla önemli bir seviyeye ulaştığını ifade etti.
BÜTÜN SİSTEMİ TÖHMET ALTINDA BIRAKMAK DOĞRU DEĞİLDİR
Yurdunuseven konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Ceza infaz sistemimizi değerlendirirken münferit iddialardan hareketle bütün sistemi töhmet altında bırakmak doğru değildir. Türkiye son yıllarda ceza infaz hizmetlerinde çok önemli bir dönüşüm gerçekleştirmiştir. Fiziksel altyapı önemli ölçüde yenilenmiş, eski ve yetersiz kurumların yerine çağdaş standartlara uygun kurumlar inşa edilmiş; personel sayısı ve niteliği arttırılmış; insan hakları, iletişim, kriz yönetimi ve infaz hukuku alanlarında kapsamlı eğitim programları uygulanmıştır.
Bunun yanında dijital dönüşüm çalışmalarıyla görüntülü aile görüşmeleri, e-Avukat sistemi ve Bakanlık İletişim Sistemi gibi uygulamalar hayata geçirilmiş; hükümlü ve tutukluların aile bağlarının korunması, savunma hakkının güçlendirilmesi ve doğrudan başvuru imkânlarının geliştirilmesi yönünde önemli adımlar atılmıştır.
Dolayısıyla bugün ceza infaz kurumlarımız, geçmiş dönemlerle kıyaslanamayacak ölçüde daha güçlü fiziksel altyapıya, daha nitelikli insan kaynağına ve daha gelişmiş teknolojik imkânlara sahiptir.”
“MEVZUATIMIZDA ‘KUYU TİPİ CEZAEVİ’ ŞEKLİNDE BİR CEZA İNFAZ KURUMU TANIMI BULUNMAMAKTADIR”
Mevzuatta “kuyu tipi cezaevleri” şeklinde bir tanımın olmadığını ifade edilen Yurdunuseven, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ancak öncelikle belirtmek gerekir ki, mevzuatımızda ‘kuyu tipi cezaevi’ şeklinde bir ceza infaz kurumu tanımı bulunmamaktadır. Söz konusu kurumlar, 5275 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinde düzenlenen Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarıdır. Bu kurumlarda uygulanacak infaz rejimi ve hangi hükümlülerin bu kurumlarda barındırılacağı doğrudan kanunla belirlenmiştir.
Yüksek güvenlikli ceza infaz kurumları; firara karşı gerekli teknik, mekanik, elektronik ve fiziki güvenlik tedbirleriyle donatılmış, güvenlik ihtiyaçları dikkate alınarak planlanmış kurumlardır. Bu kurumlar yalnızca tek kişilik odalardan oluşmamakta; bir ve üç kişilik odalardan oluşan bir yerleşim yapısına sahiptir.
Önergede ileri sürülenin aksine, bu kurumlarda uygulanan infaz rejimi hükümlülerin mutlak bir izolasyon altında tutulmasına dayanmamaktadır.”
“CEZA İNFAZ SİSTEMİMİZİN TEMEL AMACI YALNIZCA GÜVENLİĞİ SAĞLAMAK DEĞİLDİR”
Yurdunuseven, infaz sisteminin temel hedefinin topluma yeniden kazandırma olduğunu belirterek şöyle konuştu: “5275 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde hükümlülerin eğitim faaliyetlerinden yararlanması, bireysel ve grup hâlinde iyileştirme programlarına katılması, sosyal ve kültürel etkinliklere iştirak etmesi, spor faaliyetlerinden faydalanması, açık havaya çıkması, aileleri ve avukatlarıyla görüşmesi, telefonla haberleşmesi, mektup ve diğer haberleşme haklarını kullanması güvence altına alınmıştır.
Ceza infaz sistemimizin temel amacı yalnızca güvenliği sağlamak değildir. Aynı zamanda hükümlülerin yeniden topluma kazandırılmasını hedefleyen eğitim, iyileştirme ve rehabilitasyon faaliyetlerini etkin biçimde yürütmektir.”
“İNSAN HAYATININ KORUNMASI ESASTIR”
Açlık grevlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yurdunuseven, devletin yaşam hakkını esas aldığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“5275 sayılı Kanunun 82’nci maddesi kapsamında ceza infaz kurumlarında açlık grevine başlayan hükümlü ve tutuklular hakkında uygulanacak usuller ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Devletimizin bu konudaki temel yaklaşımı açıktır. İnsan hayatının korunması esastır. Sağlık hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve yaşam hakkının güvence altına alınması konusunda hiçbir tereddüde yer verilmemektedir.”
“CEZA İNFAZ KURUMLARIMIZ ÇOK KATMANLI BİR DENETİM SİSTEMİ İÇERİSİNDE FAALİYET GÖSTERMEKTEDİR”
Denetim mekanizmalarına da değinen Yurdunuseven, ceza infaz kurumlarının hem ulusal hem de uluslararası düzeyde çok yönlü denetime tabi olduğunu belirtti. Yurdunuseven, “Her şeyden önce ceza infaz kurumları Cumhuriyet başsavcılıklarının sürekli gözetim ve denetimi altındadır. Kurumlarda gerçekleştirilen bütün işlemler infaz hâkimliklerinin yargısal denetimine tabidir.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da ceza infaz kurumlarını düzenli olarak denetlemektedir.
Dolayısıyla ceza infaz kurumlarımız, ulusal ve uluslararası çok katmanlı bir denetim sistemi içerisinde faaliyet göstermektedir” dedi.
“TEMEL HEDEFİMİZ İNSAN ONURUNU ESAS ALAN BİR İNFAZ SİSTEMİNİ DAHA DA İLERİYE TAŞIMAKTIR”
Konuşmasının sonunda değerlendirmelerde bulunan Yurdunuseven, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Elbette hiçbir kamu hizmeti eleştiriden ve geliştirilme ihtiyacından muaf değildir. Ortaya atılan her somut iddia titizlikle incelenmeli; varsa eksiklikler giderilmeli, hak ihlali iddiaları hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla araştırılmalıdır. Ancak münferit olaylardan hareketle bütün ceza infaz sisteminin insan haklarına aykırı şekilde faaliyet gösterdiği yönünde genel bir kanaat oluşturmak da hakkaniyetli değildir.
Türkiye bugün ceza infaz hizmetlerinde güçlü fiziki altyapısı, yetişmiş insan kaynağı, çağdaş infaz anlayışı, dijital dönüşüm uygulamaları, sağlık hizmetleri ve çok katmanlı denetim mekanizmalarıyla sürekli gelişen bir yapıya sahiptir. Temel hedefimiz; insan onurunu esas alan, güvenliği sağlayan, hak temelli ve şeffaf bir infaz sistemini daha da ileriye taşımaktır.
Bu nedenlerle, mevcut mevzuatın, denetim mekanizmalarının ve etkili başvuru yollarının hâlihazırda etkin şekilde işlediği dikkate alındığında, söz konusu Meclis Araştırması önergesine katılmadığımızı ifade ediyor; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.” ifadelerini kullandı.





