Afyonkarahisar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Psikolojik Danışman ve Uzman Aile Danışmanı Sevda Doğan medya03.com’da Rasime Fedakar’ın hazırlayıp sunduğu ‘Sözün Özü’ programının konuğu oldu. Programda, Dünya genelinde 300 Milyondan fazla kişinin risk altında olduğu bağımlılık konusu konuşuldu.
BAĞIMLILIK BİR BEYİN HASTALIĞI
Bağımlılığı tarif eden Doğan şunları söyledi: “Belirgin bir tolerans gelişimi, yoksunluk belirtilerinin olması, sosyal ve mesleki birtakım işlevsel kayıplar olmasına rağmen maddeyi veya davranışı kullanmaya veya sürdürmeye devam etme durumu. Tekrarlayıcı, iğneleyici bir bozukluktur bağımlılık. Eskiden irade zayıflığı olarak görülürken, artık günümüzde bir beyin hastalığı, psikolojik bir hastalık olarak da buna yaklaşılıyor.”
BAĞIMLI KİŞİ MANTIKLI KARAR VEREMEZ
Bağımlı olan kişinin mantıklı karar veremeyeceğini ifade eden Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Beynin evrimsel sürecine baktığımızda alışık olmadığı kadar fazla uyarıcıya maruz kaldığında beyin yoğun bir dopamin bombardımanına maruz kalıyor. Örneğin sigara içenler ilk tadına baktıklarında iğrenç bir tat ve koku alır. Daha sonra vücut bir şekilde tolerans geliştirdikçe madde kullanımına devam eder. Bağımlılık geliştiğinde beyin uyarıcıyı tekrar tekrar istemeye başlar. Bu durumda bağımlılığın gelişmesine sebep olur. Örneğin arkadaşınızla bir fincan kahve içtiğinizde ya da yürüyüş yaptığınızda bu sizi mutlu eder. Ancak kumar yada sanal bir oyun oynayan, herhangi bir uyuşturucu-uyarıcı madde kullanan kişi için günlük bu ödüller çok sönük ve silik kalır.”
KRONİK HASTALARLA BAĞIMLI BİREYİN BEYİNLERİNDE BENZER ŞEKİLDE BOZULMALAR YAŞANIYOR
Bağımlı bireylerin beynin işleyişini bozduğunu ifade eden Doğan konuyla ilgili şunları söyledi: “Kalp hastalığı ya da şeker hastalığı kalbe nasıl zarar veriyorsa, kalıcı bir hasara yol açıyorsa bağımlılıkta beynin işleyişini benzer şekilde bozuyor. Görüntüleme yöntemlerine bakıldığında kronik hastalığa sahip olan biriyle, bağımlı bireyin beyinleri kıyaslandığında benzer şekilde bozulmalar fark ediliyor.”
KUMARA BAŞLAMA YAŞI 15’E DÜŞTÜ
Kumara başlama yaşının 15’e, çevrim içi oyunlarda bu riskin 10-15 yaş grubuna düştüğünü ifade eden Doğan şunları söyledi: “Yeşilay Danışmanlık Merkezi verilerine göre, 2024 yılında kumar bağımlılığı nedeniyle yapılan başvurular, alkol ve madde bağımlılığı başvurularını geride bırakmıştır. 7 kişiden 2’si kumar sebebiyle tedavi olmak üzere YEDAM’lara başvurmuş. Bu çok önemli bir sayı. Kritik bir bulgu olarak da kumara başlama yaşı 15’e düşmüştür. Bazı verilerde özellikle Loot box, ganimet kutusu gibi çevrim içi oyunlarda riskin 10-15 yaş grubuna düştüğünü gösteriyor. Bir çocuğa zarar vermek istiyorsanız ki! Bunu hiçbirimiz istemeyiz. Onu ekranla baş başa bırakmamız yeterli. Çünkü çocuklar yaygın olarak oynadıkları oyunlarda hep bunlara maruz kalıyorlar.”
KUMAR OYNAMA BOZUKLUĞU OLAN BİREYLERDE İNTİHAR DÜŞÜNCE MADDE KULLANIM BOZUKLUKLARINA KIYASLA 6 KAT DAHA FAZLA
Kumar oynama bozukluğu olan bireylerin intihar girişimine daha fazla meyilli olduğunu ifade eden Doğan şunları söyledi; “Kumar pazarının 2024 yılı itibariyle yaklaşık 100 milyar dolar sınırını aşması bekleniyor. Dünya genelinde yaklaşık 1.6 milyar insanın yılda en az bir kez kumar oynadığı ve bunların 4.2 milyarının ise hayatında en az bir kez denediği tahmin ediliyor. Kumar pazarının 2030’a kadar da her yıl %10 ila 12 büyümesi bekleniyor. İstatistikler kumar bağımlılarının %75’inin ek olarak bir psikiyatrik rahatsızlığa da sahip olduğunu gösteriyor. Uluslararası yapılan çalışmalarda kumar oynama bozukluğu olan bireylerde intihar girişimi veya düşüncesi, diğer madde kullanım bozukluklarına kıyasla 6 kat daha fazla. İntihar olayları da maalesef çok yaygın ve intiharın şöyle de bir kötü tarafı var. Görerek, sosyal öğrenmeyle de intihara insanlar meyil edebiliyorlar.”
SANAL KUMAR PLATFORMLARI OYUN SEKTÖRÜYLE İÇ İÇE GEÇMİŞ DURUMDA
Sanal kumarla ilgili bilgiler veren Doğan konuyla ilgili şunları söyledi: “Sanal kumar internet üzerinden erişilebilen gerçek veya sanal para karşılığında oynanan, sonucunun tamamen ya da büyük bir oranda şansa bağlı olduğu bir davranışsal bağımlılık türüdür. Sanal kumarda mekansal ya da zamansal bir sınır yok. Çünkü telefonlar hepimizin cebinde ve sanal kumarhane olarak adlandırılıyor bugün. Bu da maalesef denetimsizliğe yol açıyor.
Dijitalleşme de paranın değerini bilişsel olarak algıyı bozuyor. Kredi kartı veya dijital cüzdanı şu aralar hepimiz kullanıyoruz. Bunlar para harcama hissini, bilişsel algımızı azaltıyor. Böylece ekonomik olarak sınırlar kalkıyor. Yani kredi kartıyla daha çabuk harcama yapıyoruz. Pazarda bile kredi kartıyla, banka kartıyla alışveriş yapıyoruz. Bu fiziki para algısı yok olduğu için günümüzde nasıl para harcanacağı konusunda da, oyun bahis platformlarında sanal kumar açısından düşündüğümüzde çabuklaştırıcı bir etken diyebiliriz. Sanal kumar platformları oyun sektörüyle iç içe geçmiş durumda. Bize renkli grafikler, başarı ödülleri, görevler kumarı görsel ve işitsel olarak algılamamız bizi savunmasız da bırakıyor bu kanallarda.”
GÖRÜLMEMİŞ, DEĞER GÖRMEMİŞ KİŞİLER DAHA ÇOK TEKNOLOJİYLE İÇ İÇE OLUYOR
“Sosyal olarak görülmemiş, değer görmemiş, var olamamış kişileri daha çok teknolojiyle iç içe olduklarını görürüz.” diyen Doğan konuyla ilgili şunları söyledi: “Bağımlı birey için kumar bir eğlence olmaktan çıkmış, duygusal regülatör görevini üstleniyor. Çünkü insanlar duygularını düzenleyemediklerinde bir dış yardımcıya ihtiyaç duyarlar. Bu duygusal regülatör dediğimiz, kişinin çocukluk yaşantısında ebeveynlerinden koşulsuz sevgi alamaması veya bir takım koşullar sebebiyle ilgi görmüş olması.
Kumarla tanıştığında kişinin yoğun trans haline geçmesi bir anestezi etkisi gösterir. Değersizlik duygusundan kurtulmak için kişiler kumar oynuyor olabilir. Gerçek dünyada sosyal beceri eksikliği, dışlanmışlık yaşayan bir kişi sanal bahis platformlarında çok daha çabuk var olur. Skor tabloları veya Vip üyelik dediğimiz stratejilerle sahte bir aidiyet ve güç hissi algılar. Günlük hayatımızda da böyledir. Sosyal olarak görülmemiş, değer görmemiş, var olamamış kişileri daha çok teknolojiyle iç içe olduklarını görürüz. Bağımlı bireyler bu büyük boşluğu doldurabilmek adına kumar oynarlar. Ancak büyük ikramiyeyi kazansa bile bu boşluk tam olarak tatmin olmaz. Yani kişi çok kazançlar elde etmiş olsa bile oynamaya devam eder. “
ÇOCUKLARINIZI SOSYAL, SPORTİF VE SANATSAL BİR ETKİNLİĞE DAHİL EDİN
Ebeveynlere tavsiyelerde bulunan Doğan sözlerini şöyle noktaladı: “Ben ebeveynlerden ısrarla şunu istiyorum. Lütfen çocuklarınızı bir sosyal, sportif, sanatsal bir etkinliğe dahil edin. Bu çocukları kurstan kursa koşturmak değildir. Asla bunu kastetmiyorum ama bir çocuğun neye yeteneği var, neye ilgisi var. Öğretmenler zaten yönlendirirler. Yüzmeye götürebilirsiniz örneğin. İlimiz yüzme havuzları konusunda çevre illere nazaran çok gelişmiş bir İl veya farklı sanatsal kurslara götürebilirsiniz. Çocuğun neye ilgisi, neye yeteneği varsa karşılıklı etkileşim kurabileceği, kapasitesini gerçekleştirebileceği bir alana dahil etmek çok önemli.” ifadelerini kullandı.
Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.





