Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) İngilizce Öğretmenliği Kulübü ve Erasmus Topluluğu tarafından “Kültürleri Bir Araya Getirmek: Kamboçya ve Kolombiya’ya Bir Seyahat” konulu panel düzenlendi. Abdullah Kaptan Konferans Salonunda gerçekleştirilen panelde Kolombiyalı öğrenci Diana Sofia ile Kamboçyalı öğrenciler Khem Nvaeng ve Phaly Manh, ülkelerinin tarihini, inançlarını ve geleneklerini katılımcılarla paylaştı.

KOLOMBİYA’NIN DOĞAL ZENGİNLİĞİ ANLATILDI

Türkiye’de eğitim gören Kolombiyalı öğrenci Diana Sofia, konuşmasında Kolombiya’nın yalnızca kahve ve dünyaca ünlü sanatçı Shakira ile anılan bir ülke olmadığını belirtti. Kolombiya’nın biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu belirten Sofia, kuş türü sayısında dünya birincisi olduklarını ve dünyanın en büyük ikinci çiçek ihracatçısı konumunda bulunduklarını söyledi. Sofia ayrıca, Kolombiya’nın coğrafi yapısı nedeniyle aynı anda hem tropikal hem de serin iklimlerin yaşanabildiği “termal katmanlar” sistemi hakkında da bilgi verdi.

Emine Erdoğan’dan Eber Gölü hassasiyeti!
Emine Erdoğan’dan Eber Gölü hassasiyeti!
İçeriği Görüntüle

“TÜRK İNSANININ SICAKKANLILIĞINA ŞAŞIRDIM”

Türkiye’ye gelmeden önce uyum süreciyle ilgili bazı endişeleri olduğunu dile getiren Sofia, Türk insanının sıcakkanlılığı karşısında şaşırdığını söyledi. Sofia, “Buraya gelince yanıldığımı anladım. Türk insanı çok misafirperver ve burada kendimi oldukça rahat hissediyorum. Hatta ailemi bile beklediğimden daha az özledim” dedi. Türkiye’de yaşadığı kültürel farklılıklara da değinen Sofia, yoğurdun kullanım şeklinin kendisi için büyük bir kültürel sürpriz olduğunu belirtti. Kolombiya’da yoğurdun genellikle tatlı olarak tüketildiğini ifade eden Sofia, “Ayran içmeye alışmaya çalışıyorum. Bana sevdirmek için uğraşıyorlar ama henüz tam alışamadım” diye konuştu.

KAMBOÇYA’NIN KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL YAPISI

Kamboçyalı öğrenciler Khem Nvaeng ve Phaly Manh ise Güneydoğu Asya’da yer alan Kamboçya’nın tarihi, kültürü ve gelenekleri hakkında bilgi verdi. Phaly Manh konuşmasında, Kamboçya’nın yalnızca turistik mekânlardan ibaret olmadığını; aynı zamanda güçlü bir maneviyat ve misafirperverlik kültürüne sahip olduğunu belirttti. Kamboçya denildiğinde akla gelen en önemli yapılardan birinin Angkor Wat Tapınağı olduğunu belirten Manh, “Kamboçya Anayasası’na göre Budizm devlet dinidir ve halkın büyük çoğunluğu Theravada Budizmi’ne inanır” dedi. Manh, keşişlerin ticaretle uğraşmadığını, geçimlerini halkın sunduğu yiyeceklerle sağladıklarını ve 15 günde bir saçlarını kazıttıklarını anlattı. Manh, ayrıca başkent Phnom Penh’in hareketli yapısına rağmen kırsal bölgelerde halkın hâlâ doğayla iç içe, sütunlar üzerine inşa edilmiş ahşap evlerde geleneksel bir yaşam sürdürdüğünü belirtti. Kamboçya mutfağının temelinin pirince dayandığını ifade eden Manh, kahvaltıların vazgeçilmezleri arasında Nom Banh Chok ve Amok gibi yerel yemeklerin bulunduğunu söyledi.

EĞİTİM SİSTEMİ VE GELENEKSEL YAŞAM

Kamboçya’nın eğitim sistemi hakkında bilgi veren Khem Nvaeng ise öğrencilerin lise sonrası üniversiteye girişte ulusal bir sınava tabi olduklarını söyledi. Ülkenin resmi adının başında bir kral bulunması nedeniyle “Kamboçya Krallığı” olduğunu belirten Nvaeng, yaklaşık 17 milyon nüfusa sahip olan ülkede resmi dilin Khmerce olduğunu söyledi. Halkın cana yakın ve yabancılara karşı açık fikirli olduğunu ifade eden Nvaeng, Kamboçya’nın Tayland, Vietnam ve Laos ile komşu olduğunu belirtti. Nvaeng ayrıca tropikal iklimin etkisiyle ülkede yıl boyunca iki mevsimin yaşandığını dile getirdi.

Etkinlik, öğrencilerin katılımcılara temel Khmerce kelimeler öğretmesi ve dostluk mesajları vermesiyle sona erdi.

10 Mart2607