
Afyonkarahisar Valisi iken İçişleri Bakan Yardımcılığına atanan Doç.Dr.Kübra Güran Yiğitbaşı için veda yemeği düzenlendi. 5 yıldızlı termal otelde gerçekleşen programa Milletvekilleri, İl Protokolü, iş insanları, şehit ve gaziler, muhtarlar ve basın mensupları yoğun katılım gösterdi.
BU TOPRAKLARLA ÖNCE GELİN OLARAK BAĞ KURDUK
Onuruna verilen veda yemeğinde konuşan Doç.Dr.Kübra Güran Yiğitbaşı şunları söyledi: “Biz bu topraklarla yaklaşık 30 yıl kadar önce bu toprakların gelini olarak bir bağ kurduk. Tabii bu kurduğumuz bağdan sonra Yiğitbaşı ailesinin bir ferdi olarak şunu gördük ki! Bu topraklara hizmet etmiş insanlar asla unutulmuyorlar. Gazi Yiğitbaşı dedemiz hem İstiklal madalyası olan hem 3 dönem Demokrat Partide vekillik yapmış, aynı zamanda çok sevilen, sayılan, inançlı, dürüst, temiz, ahlaklı bir bir Afyonkarahisarlı. Yine Şahabettin Yiğitbaşı hocamız biliyorsunuz geçtiğimiz yıllarda kaybettik. Ve Afyonkarahisar'a gerçekten iz bırakmış bir isim. Kocatepe Üniversitemizin kurucu Rektörlüğünü yapmış. Bizlere tatlı tatlı ilk kuruculuk zamanında yaşadığı sıkıntıları, zorlukları ama esprili bir dille hiç şikayet etmeden anlatırdı. Aile sohbetleri içerisinde biz ondan feyz alırdık, dinlerdik.”
BİZLERİ ‘DEVLET ANA’ İFADESİNE LAYIK GÖRDÜKLERİ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM
Yerel basına ‘Devlet ana’ ifadesine layık gördüğü için teşekkür eden Yiğitbaşı sözlerini şöyle sürdürdü: “O zamanlar ailenin gelini olarak hiç aklımın ucundan bile geçmezdi. Ben de bir zaman acaba gün gelirde bir yönetici olur muyum? Hatta gelini olduğum şehrin yöneticisi olur muyum diye! İşte rabbimizin takdiri ve 4 yıldır burada bu müstesna şehirde, Anadolu'nun kutsal diyebileceğimiz topraklarında vazife yapıyoruz. Bugün huzurlarınızda hem bu şehrin gelini, hem bu şehrin yöneticisi, aynı zamanda Afyonkarahisarlı hemşerilerimizin çok anlamlı teveccühüyle devlet ana olarak birkaç söz söylemek istiyorum. Devlet ana en çok bizim görevimiz, vazifemiz sırasında ortaya çıkan tanım olarak kullanacak olursak, bu arada Afyonkarahisar'lı hemşerilerimize, yerel basınımıza bu ifadeyi bizleri layık gördükleri için, böyle müstesna bir ifadeyle anılmayı bizlere layık gördükleri için teveccühleri için ayrıca teşekkür ediyorum.”
BURADAN BİR VALİ OLARAK DEĞİL BU ŞEHRİN BİR EVLADI OLARAK AYRILIYORUM
Afyonkarahisar’dan bir Vali olarak değil, bu şehrin bir evladı olarak ayrıldığını ifade eden Yiğitbaşı sözlerini şöyle sürdürdü: “Devlet her zaman için ana-baba desek, en güvenilen olmalıdır. Kucaklayan, bağımlı kılan değil güçlendiren ocak olmalıdır. Ve biliyoruz ki insanı yaşatan bir devlet yalnızca bugünü değil, aynı zamanda yarını gelecekleri de inşa eder ve ancak böyle bir devlet milletinin vicdanında ve duasında ebediyet kazanır ve daima yer bulur. Bizler insanı yaşat ki devlet yaşasın düsturunu sadece böyle ezberlenen, dilimize pelesenk olmuş bir ifade olarak kullanmak şeklinde değil her bir sokağın köşesinde, her bir kardeşimizin yüreğinde hissetmek için gayret ettik.
Bugün buradan bir Vali sıfatıyla değil her kapısını kendi evinin, her yaşlısını öz, anne babası ve her ferdini de öz kardeşi bilen bu şehrin bir evladı olarak ayrılıyorum.”
SAHADA OLMAK BİZİ HEP BESLEDİ
Sahada çok şey öğrendiğini sözlerine ekleyen Yiğitbaşı şunları söyledi: “Görev süremiz boyunca bizim için hep söylenen bir şeydi sahada olmak. Bizi sahada olmak, vatandaşlarımızın, insanlarımızın arasında olmak hep besledi. Çünkü onlardan hem çok şey öğrendik hem çok manevi bir destek aldık. Güç aldık. Bir yandan esnaflarımızla demli bir çayı yudumlarken, bir diğer yandan haşhaş tarlasında haşhaş toplayan hanımlarımızla, ablalarımız ile onların o nasırlı elleriyle buluştu ellerimiz.
Bu şehirde görev yaparken öğrendiğim şey: Asıl insanı ikna eden şeyin kelimeler ya da stratejik kurulan planlar değil, samimiyet ve şefkat ve o merhametin samimiyetin gayretin, muhabbetin tecessüm etmesi ve davranışlarla gösterilebilmesiydi.”
İMAM HATİP SIRALARDAN VALİLİK MAKAMINA UZANAN YOLCULUĞUMUZDA…
İmam Hatip öğrencisi olarak Valilik makamına uzanan yolculukta hikayesinin her bir Anadolu çocuğunun hikayesi olabileceğini sözlerine ekleyen Yiğitbaşı şunları söyledi: “Afyonkarahisar'ın havası sert insanı mert olarak ifade edilen şehrimizin sert ayazında Kocatepe'nin mağrur duruşunda saklı olan o bağımsızlık ruhunu her sabah yeniden kuşanarak bizlerde günümüze çalışmalarımıza başlamış olduk. Çünkü biliyoruz ki bu topraklar büyük taarruz ruhunun, milli mücadelenin ve küllerinden doğan bir tarihinde adeta şah damarıdır.
Yine kadınlarımızla ilgili gençlerimizle ilgili söyleyecek çok fazla şey var. Biz, birbirimize gerçekten çok fazla şey kattık diye düşünüyorum. Onlar da bana çok şey kattılar. Anadolu kadınının gücünü, emeğini, çalışkanlığını, irfanını tekrar tekrar ben Bolvadin gelini olarak geldikçe görüyordum ve çok hayret ediyordum. Çok takdir ediyordum ama burada Afyon'un genelinde her çalışmamda kadınlarımızın bu yüce gönüllülüğü, özverisi, çalışkanlığı bizleri tekrar tekrar kendilerine hayran bıraktı.
İmam Hatip öğrencisi olarak o sıralardan bir Valilik makamına uzanan yolculuğumuzun da kendi hikayemizin de aslında her bir Anadolu çocuğunun hikayesi olabileceğini, onların bizzat görmelerini, anlamalarını ve kendilerinin de bir hayal kurarsak devletimiz bizim arkamızda durur. Bize destek olur ve biz bu hayali Allah'ın izniyle samimiyetle, gayretle, çabayla çalıştığımızda gerçekleştiririz demelerini, çalışmaya, çabalamaya, bunu sağlamaya çalıştık.”
HAKKINIZI HELAL EDİN
Sözlerinin son bölümünde Yiğitbaşı şunları söyledi: “Ankara'ya giderken arkamızda biz sadece binalar değil, somut yapılar değil, kökü derinlerde, dalları göğe uzanan sizler tarafından sulacağına inandığımız ve meyvesini de evlatlarımızın, torunlarımızın gelecektekilerin, bu şehrin sakinlerinin toplayacağını hayal ettiğimiz bir ağaç bırakıyoruz İçişleri Bakan Yardımcılığı göreviyle Ankara'ya, Devletimize ve aziz milletimize tekrar hizmet etmeye farklı bir boyutta hizmet etmeye giderken ben heybemde koskoca bir Afyonkarahisar’ı yanımda götürüyorum.
Buradaki görev süremde öğrendiğim tecrübe ettiğim en önemli şeylerden bir tanesi. Hizmet ederken vatandaşımızın, büyüklerimizin dualarını ve gönül rızalarını alabilmek. Bu bizim için her türlü dünyevi payenin üzerindedir. Devletin adaletini şefkatle, otoritesini nezaketle harmanlayarak sizlere hizmet etmeye çalıştığımız bu dönemde mutlaka hatalarımız, eksiklerimiz olmuştur. Ancak samimi bir niyetimiz ve bu şehre olan milletimize olan sevgimizden de asla ödün vermemeye çalıştık.
Bizim yolumuz hizmet yolu, bizim yolumuz, milletimizin yolu hep birlikte inşallah devletimizi daha da payidar ve milletimizi bahtiyar yapmak için gayretle çalışmaya devam edeceğiz. Hakkınızı helal edin. Haklarınızı helal edin.” ifadelerini kullandı.





