GÜNDEM

Her depremde bu bize ders olsun deniliyor ama olmuyor!

Medya03’de Büşra Mihrioğlu’nun konuğu akademisyen, sosyolog Hüseyin Tutumlu oldu. Tutumlu, “6 Şubat’ta resmi rakamlara göre 53 bin insanımızı kaybettik. Hayatını kaybeden bütün insanlarımıza Allah rahmet etsin. Kalan insanların da inşallah tez zamanda bütün yaraları sarılır. Her seferinde bu bize ders olsun diyoruz ama maalesef ders olmuyor. İnşallah bu sefer ders olur. Çünkü Türkiye bir deprem bölgesi.” dedi.

Abone Ol

Moderatörlüğünü Büşra Mihrioğlu’nun yaptığı programın konuğu akademisyen ve sosyolog Hüseyin Tutumlu oldu. Programda; 6 Şubat depremi, Epstein dosyası ve futbol konuşuldu.

YIKILAN BİNALARIN ALTLARINDA DÜKKANLAR VAR!

1999’da yılında yaşanan Marmara depreminden sonra imar ve ilgili mevzuatlarda önemli değişikliklerin yapılmasına rağmen 6 Şubat depreminde yıkılan binaların önemli kısmının yüksek katlı ve altlarında dükkan olan binalar olduğunu ifade eden Akademisyen, Sosyolog Hüseyin Tutumlu şunları söyledi: “Türkiye birçok defa yıkıcı depremler yaşadı. 6 Şubat büyüklüğünde diyebileceğimiz depremi en son 1999’da Marmara’da yaşamıştık. Oradan ders alarak İmar kanununda ve ilgili mevzuatlarda bir hayli değişiklikler yapıldı. Binaların daha güçlü olabilmesi için gerekli olan düzenlemeler yapılmıştı.

Özellikle yüksek katlı binalar, mühendislerin yumuşak kat dedikleri apartmanların altında yer alan dükkanların olması ve dükkanların yumuşak kat oluşu ve depremlerde yıkımı arttırmaları nedeniyle bazı bilimsel veriler elimizde olmasına rağmen, 6 Şubat depreminde de gördük ki! Yıkılan binaların önemli bir kısmının altlarında dükkan var. Bilimsel bilgi alttaki dükkanların yumuşak kat oluşturduğu için binaları depremlerde daha dayanıksız hale getiriyor. Peki biz depremlerde sonuçlarını nasıl gördük? Bilimsel bilgide yer aldığı gibi altında dükkan olan binalar daha çok ve daha kolay yıkılıyor.”

6 ŞUBAT DEPREMİNDEN SONRA APARTMAN ALTINDA İŞ YERİ İZNİ VERİLMEYECEĞİ SÖYLENDİ!

Asrın felaketi sonrası o zamanki Belediye Başkanının konut ve apartman altında işyeri izni verilmeyeceğini söylediğini ancak öyle olmadığını ifade eden Tutumlu sözlerini şöyle sürdürdü: “6 Şubat’tan sonra o zamanki Belediye Başkanı bundan sonra konut alanlarında, binaların-apartmanların altında işyeri izni verilmeyeceğini söyledi. Peki öyle mi oldu? Hayır. Bugün hâlâ konut alanlarında, konut bölgelerinde apartmanların altında dükkanlar inşa ediliyor.

En son yaşadığımız İl’i örnek verecek olursak! Ordu Bulvarı, Yeşilyol gibi yerlerde depreme dayanıksız olduğu için yenilenen binalarda dahi altlarda dükkanlar yapıldığını görüyoruz. Yeni şehirleşme bölgelerinde de benzer sorunları görüyoruz.”

AYNI HATALARIN TEKRAR EDİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ

Türkiye’nin hızlı kentleşme nedeniyle çarpıp kentleşme sıkıntısı yaşadığını, bu hataların tekrar edildiğini sözlerine ekleyen Tutumlu şunları söyledi: “Türkiye 1950’lilerden sonra hızlı bir kentleşme süreci yaşadı. Bu süreç beraberinde çarpık kentleşmeyi de getirdi. Bunların düzeltilmesi zaman alıyor fakat yeni kentleşen bölgelerde de biz aynı hataların tekrar edildiğini görüyoruz. Altyapı, binaların kalitesi, sosyal donatılar noktasında hâlâ birçok sorunun devam ettiğini görüyoruz.”

6 ŞUBAT DEPREMİNDE KIZILAY’IN ÇADIR SATMASINI GÖRDÜK

6 Şubat depreminde malzeme anlamında yeterli stokların olduğunu ancak Kızılay’ın çadır satması olayının yaşandığını ifade eden Tutumlu şunları söyledi: “Maalesef Türkiye'de başımıza gelenlerden yeterince ders alamadığımız için benzer sonuçları sık sık yaşıyoruz. 1999 depreminde bazı kurumların kurumsal yönetim kapasitelerinin kalmadığını ve çöküş içerisinde olduklarını görmüştük. Mesela Kızılay, Türk Hava Kurumu gibi. Bunların stoklarında bulunan, depremde kullanılacak malzemelerin kullanılamaz hale geldiği, çürüdüğünü yaşadık.

Bu depremde belki böyle bir şey yaşamadık. Malzeme anlamında yeterli stokları belki vardı ama bu sefer de kritik sorunlarla karşılaştık. Mesela Kızılay'ın çadır satması. Normalde düşünülemeyecek, buna benzer birçok örnek görüldü.

1999’da cep telefonlarıyla kesinlikle görüşülemiyordu. 6 Şubat'ta biraz daha iyiydi. 24 saat içerisinde hayati yiyecek, su vesaire gibi malzemelerin erişilmesi de bir sorun yaşanmadı. Ama bu sefer de arama kurtarma ekipleri, arama kurtarma ekipmanlarının yetersizliği görüldü. Makinaların yeterli hızda eriştirilemediği görüldü.”

İNŞALLAH BU SEFER DERS OLUR

Her deprem sonrası bu bize ders olsun deniliyor ancak ders alınmadığını ifade eden Tutumlu şunları söyledi: “Maalesef resmi rakamlara göre 53 bin insan, 600 bin bağımsız birimi 6 Şubat'ta kaybettik. 600 bin konutu yenileyebilirsiniz, şehirleri yenileyebilirsiniz ama giden hayatları yeniden getiremezsiniz. Dolayısıyla o depremde hayatını kaybeden bütün insanlarımıza Allah rahmet etsin. Kalan insanların da inşallah tez zamanda bütün yaraları sarılır. Normal hayatlarına dönebilirler. Her seferinde bu bize ders olsun diyoruz ama maalesef ders olmuyor. İnşallah bu sefer ders olur. Çünkü Türkiye bir deprem bölgesi, özellikle deprem kuşağı üzerinde. Deprem fay hatları üzerindeki şehirlerde bununla ilgili ivedilikle önlemler alınmalı gerekli düzenlemeler yapılmalı ve olası depremlerde kayıpları asgariye indirmek için var gücümüzle çalışmamız gerekir. Ama görüldüğü kadarıyla henüz böyle bir çabanın çok uzağındayız.”

FUTBOLUN ARTIK SPOR OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ ÇOK GÜÇ

Spor müsabakalarının günümüzde bahis oyunları için oynanmaya başladığına dikkat çeken Tutumlu şunları söyledi: “Günümüzde futbol seyirci için oynanmıyor. Kumarhaneler veya kumarcılar için oynanıyor. Oyun devam ederken maç bitmeden, bir sürü akla hayale gelmedik konularda bahis oynayabiliyorsunuz. Bu bahislerin önemli bir kısmı yasal, bir kısmı da yasa dışı. Ama o kadar kolaylaştırmışlar ki cep telefonlarındaki bazı uygulamalarla yasal olanı da, yasal olmayanı da oynayabilmek mümkün. Küçük paralarla oynayabilmek mümkün olduğu içinde çok küçük yaştaki çocukların bile maalesef oynadığı bir oyuna dönüşmüş.

Daha önceden futbol izleyip, orada takımların birbirine gol atması, gol kaçırması gibi saiklerle seyirci maç izlerken şimdi ilk korneri kim atacak ? İlk penaltıyı kim yapacak? Maçın sonunda koyduğu paranın karşılığını alacak mı? Seyir zevkiyle izlenmiyor. O koyduğu para karşısında para kazanıp kazanamayacağı, kumar oynayanların merakları biraz da teşvik ediyor. O anlamda futbolun da artık bir spor olarak değerlendirmesinin çok güç olduğunu düşünüyorum.

Özellikle bu kumar kısmına Devletlerin bir an evvel bunlara çözüm bulması sadece yasal olmayan kısmı değil, aynı zamanda yasal kısmını da düzenlemeler getirmesi gerektiğini düşünüyorum. NBA’de daha önce böyle kumarın yoğunlaşması söz konusu oldu. ABD Devleti hemen NBA’in marka değerinin zarar görmemesi için buna müdahale etti. Eğer futbolun marka değeri düşünüyorsa, insanların seyir zevki düşünülüyorsa bu kumar kısmından arındırılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=Xa0yfe4KpB4