Uyum mu? Disiplin mi? Yoksa görünmeyen bir yarış mı?
Aynı eseri söyleyen onlarca insanın içinde neden bazı sesler yükselir de bazıları hep arka planda kalır?
Sahne, sessiz bir seçimin yapıldığı yer midir?
İşte mesele tam da burada başlıyor.
Sahne, bir duygu alanıdır.
Ama aynı zamanda bir sorumluluktur.
Orada sadece kendiniz için söylemezsiniz.
Orada koroyu temsil edersiniz.
Bu yüzden şefin yaptığı seçimler çoğu zaman koroyu koruma refleksidir.
Her ses sahneye uygun olmayanilir
Her istek, sahneye hazır olmayabilir.
Her heves, dinleyiciye aynı duyguyu geçirmeyebilir.
Koroların bel kemiği solistlerdir.
Aynı zamanda vitrindir.
O vitrinde öne çıkan seslerdir. Eseri taşır, duyguyu yükseltir, seyirciyi yakalarlar.
Kısacası, koroyu bir adım yukarı çıkarır. O yüzden konserlere insanlar, belli sesler için özellikle gelir.
Ama işin bir de görünmeyen tarafı vardır.
Orada başka cümleler havada dolaşır.
Yine aynı kişiler!
Biz de aidat ödüyoruz!
Hiç mi şans yok?
İşte tam burada mesele müzik olmaktan çıkar.
Adalet meselesine dönüşür. Bazen bir şarkı verilmemesi bir insanı yetersiz gibi hissettirebilir.
Onları da anlamak gerekir.
Çünkü bu cümlelerin içinde değer görme, görülme, duyulma ihtiyacı yatar.
Eğer hep aynı sesler sahnedeyse ve diğerleri hiç denenmiyorsa o da işin başka bir boyutudur.
Her ses sahneye hazır olmasa da bazı sesler de hiç hazırlanma şansı bulamaz. Bu durumda koroyu monotonlaştırır.
Iyi sesler elbette çıkıp şarkı söylesinler ama aslolan var olan potansiyeli açığa çıkartmaktır.
Hiç fırsat verilmemesi de bir eksikliktir.
İşte gerçek denge tam burada başlar.
Şef iyi sesi seçmekle birlikte iyi sesi yetiştiren olmalıdır.
Çünkü sahneye çıkan her güçlü sesin arkasında bir süreç vardır.
Emek vardır. Sabır vardır. Doğru yönlendirme vardır.
Kimse bir günde o ses olmaz.
Ama bazı sesler de hiç fırsat bulamadığı için de olamaz.
Şefin rolü ve dengeyi sağlaması önemlidir.
Şef sadece eser seçmez.
İnsan yetiştirir.
O güçlü sesleri sahneye koyar.
Ama aynı zamanda diğer sesleri de görür.
Onlarla çalışır. Onları hazırlar. Onları sahneye alıştırır. Çünkü gerçek şeflik sadece iyi olanı göstermekten öte, iyi olabilecek olanı da büyütmektir.
Sahneyi taşıyan sesler vardır. Olmalıdır da. Çünkü seyirci de bunu hak eder.
Ama o sahnenin bir köşesinde bir gün adının anılmasını bekleyen sessiz kalpleri de unutmamak gerekir.
Sadece güçlü sesleri parlatmak kolaycılıktır.
Yeni sesler doğuran koro olabilmek meziyettir.
Çünkü müzikte en büyük ustalık hem iyi sesleri söyletmek hem de başkalarının da söylemesine alan açabilmektir.
Koronun en güzel tarafı bir gün en arkada duran bir sesin en önde duyulmasıdır.
Ama bu bir anda olmaz.
Emekle olur. Sabırla olur. Hazırlıkla olur.
Bir koro gerçekten büyüdüğünde sadece alkış artmaz… içindeki seslerin değeri de büyür.




