Afyon Belediyesi Halil Ağa semt pazarı’nı İYİ Parti için hazırlıyor!
Afyon Belediyesi Halil Ağa semt pazarı’nı İYİ Parti için hazırlıyor!
İçeriği Görüntüle

Yanlarından ayrıldığınızda bedeniniz değil, ruhunuz yorulmuş hisseder.

Fark etmeden de kendi iç sessizliğiniz büyür… enerji azalır… yaşam sevinci sessizce geri çekilir.

Bizi en çok yoranlar çoğu zaman kendini hayatın merkeze koyanlardır.

Kendi alanlarını büyütürken çevresindekilerin alanını daraltan, görünür olmayı değerli olmakla karıştıran insanlar. Narsist eğilimlerden, egonun sesi empatiyi bastırdığında ortaya çıkan o tanıdık huzursuzluktan söz ediyorum.

Her toplulukta vardır onlar.

Zor, huysuz, geçimsiz…

Sürekli bir üstünlük savaşının görünmez komutanı gibi.

Bir ortam hayal edin.

Bir kişi sürekli öne çıkıyor.

Sürekli konuşuyor.

Sürekli müdahale ediyor.

Her cümlenin son noktası olmak istiyor.

Diğerleri ne yapıyor?

Ya susuyor… ya yoruluyor.

Huzursuzluk işte tam burada doğuyor.

Çünkü böyle insanlar adeta ortamın iklimini değiştirir.

Sanki yanlış bir kelime söylerse huzur tamamen dağılacakmış gibi herkes biraz daha savunmada, biraz daha tetikte yaşamaya başlar.

Çok bunaltıcı değil mi?

İşin ironik yanı da siz kişisel gelişim kitaplarıyla kendinizi tanımaya çalışırken, bazıları hâlâ Ben merkezli evrenin CEO’su! koltuğunda oturmaya devam eder. Kartvizitte yazmasa da tavırlarından belli olur. Kahkaha attırır ama içten içe yorar.

İnsan elbette bir günde tahammülsüz olmaz.

Sabır bir anda taşmaz.

Önce anlamaya çalışırsınız.

Sonra idare edersiniz.

Sonra Boş ver! dersiniz.

Bir gün içinizdeki huzurun sessizce valizini topladığını fark edersiniz. Onlar hâlâ her şey yolundaymış gibi yaşarken, siz içinizden istifa etmişsinizdir bile.

İşte tam orada bir şeyler değişmiştir.

Bağırmazsınız.

Kavga etmezsiniz.

Sadece geri çekilirsiniz.

Çünkü hayat bazen bir temizliktir.

Toz birikir, yük artar, hava ağırlaşır.

Bir gün pencereyi açarsınız…

Bazı insanlara mesafe koymanın, aslında kendinize yaklaşmak, kendinizi korumak olduğunu anlarsınız. Şunu kabul etmek özgürleştiricidir.

Narsist insanlara tahammül etmek zorunda değiliz.

Her tartışmaya girmek zorunda değiliz.

Her müdahaleye kapı açmak zorunda hiç değiliz.

Onları değiştiremeyebiliriz.

Ama bizi ne kadar etkileyeceklerine karar verebiliriz.

Bazen iyileşmenin tek yolu sınır çizmektir.

Çünkü huzur bulaşıcıdır…

Ama huzursuzluk daha hızlı yayılır.

Hayatımızdaki zor insanları idare etmek uğruna kendi iç huzurumuzu feda etmek?

Bu, ruhun en sessiz kaybıdır.

Belki de en güçlü farkındalık, herkesi taşımaktan çok kendimizi taşıyacak kadar hafiflemektir. Kendi ruhumuzu yormadan da iyi bir insan kalabilmektir.